Yaklaşık 80 yıl önce CIA örgütünün yaptığı çok gizli çalışmayı 2025 yılında resmi olarak duyurdular. Bu haber ntv.com.tr gibi çok güvenilir haber kanalında verilmiştir ve ayrıca direk CIA’in resmi evraklarını da yayınladılar. Sıradan vatandaşların üzerinde bile zorbaca uyguladıkları bu projeyi bitirmişler demek ki amaçlarına ulaşmışlar. Bana uygulanan zihin beden kontrolü bir sonraki linkte verildiği gibi tamamen kaçışı kurtuluşu olmayacak şekilde: vudu bebeği büyüsü gibi elektromanyetik.
Sabah gazetesinde 2000 yılında yayınlan bu haberde ise bana uygulanan zihin beden kontrolü gayet net olarak açıklanmaktadır. İnanılmaz ama gerçek, insan bedeni ile çift yönlü hem fizyolojik hem de psikolojik bağlantı kurmuşlar. Benim gibi kobay insanlar üzerinde zorbaca, zalimce, sinsice deneyler yaparak yazılımlarını güncelliyorlar ve egolarını tatmin ediyorlar. Benimle zihin beden kontrolü ile uğraşanların kimler olduklarını bende diğer bir çok mağdur gibi net olarak bilmiyorum. Her zaman mağdurun hafızasından çevresinden günlük hayatından senaryolarla da çok ciddi kandırıyorlar, sadece işkence amaçlı (beyin yemek gibi rahat huzur vermemek için) da yapabiliyorlar. Hiç bir şey net değil. Mağdurun tüm cihazlarını da ele geçiriyorlar, sürekli belirsizlik içerisinde, ne olduğu nereden geldiği belli olmayan işkencelere, zulümlere, saldırılara baskılara sinsice müdahalelere maruz bırakıyorlar. Kitapta yazdığı gibi uzaktan sinsice her gün her an öldürülüyorum, cinayete maruz kalıyorum. Şu anda isteseler beni çok ciddi hasta edebilirler, öldürebilirler inanınki yapabilirler, (şimdiye kadar yaptıkları yetmiyormuş gibi) ama bunları yazmama engel olmuyorlar. Zaten daha önce yazmama ve yayınlamama defalarca engel oldular, inşallah bunu da engellemezler. Zaten büyük günahı işlediler, benden dertli garip anneme acımadılar, masum ve garip annemin kanı tüm sinsi insanların, tüm haset insanların ve benimle uğraşan tüm insanların, bu suça az yada çok bulaşan tüm insanların ellerindedir artık, bundan sonra benim kaybedecek bir şeyim kalmadı. Evlenemedim zaten yasakladılar da, (ayrıca karı-koca arasını ve aile bireyleri arasını bile bozuyorlar). Bu yüzden korkmadan haklı olarak, mağduriyetimi tüm açıklığıyla yazıyorum. Hatta her gün defalarca çok ciddi içten ALLAH’a dua ederek, yalvararak Rabbimin beni vefat ettirmesini diliyorum, her gün beş vakit ve aslında daha da fazla.
Nâs Suresi (Kurandaki en son süre)
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1. De ki: “Nâs’ın (insanların) Rabbine sığınırım!”
2. “İnsanların Melik’ine (mutlak sâhib ve sultânına)!”
3. “İnsanların İlâhına!”
4. “O çok sinsi vesvese verenin şerrinden!”
5. “O ki, insanların sînelerinde vesvese verir!”
6. “Gerek cinlerden, gerekse insanlardan!” (Kuranın en son ayeti hased, vesveseci insanlar ile bitiyor, şeytanla yada cinlerle değil sadece hased, sinsi insanlarla bitiyor, insanlarla. Benim düşüncem kıyametin kopmasına sebep olacak asıl en büyük kötülüğü bu çok sinsi haset insanlar yapacak ve yaptı, bu yüzden zaten Kuran kıyamet zamanı kitabıdır)
Kuranda bile vesvese veren o çok sinsi insanlardan bahsediyor, yaklaşık 1400 yıl önce bile Rabbim Kuranda yazmış ve biz mağdurları uyarmış, o çok sinsi insanlardan, mağdurların sinelerine vesvese veren zalim insanlardan. Günümüzde bırakın vesveseyi uzaktan çok çok daha sinsice ve yani zorbaca zihin beyin beden kusursuz kontrolü yapıyorlar ve bunu benim gibi kobay insanların hayatını alt üst etmek için de şeytandan daha beter gaddarca adice sinsice ve alçakça kullanıyorlar. Gerçekten insan bedeni ile çift yönlü, neredeyse ışık hızından bile daha hızlı, veri akışı, çift yönlü bağlantı kuruyorlar. Kurulan bu çift yönlü bağ ile bilgisayar ve yazılımlarla da 7 gün 24 saat takip ve baskı ve zulüm yapıyorlar. Bu çift yönlü veri akışı, bu bağ her şeyi kapsıyor, komut-ses-görüntü-his-vesvese-hastalık datası-geri besleme sinyali-v.b. herşeyi. Kuranda yazan aşağıdaki ayetler adeta bu çok sinsi ve zalim insanlar, bu sinsi suçlular için yazılmış:
Fecr Suresi 25. Ayet:
Artık o gün, O’nun (Allah’ın) azâbı gibi, hiçkimse azâb edemez! Ve O’nun bağı gibi, hiçkimse bağ vuramaz!
Melekler o inkâr edenlerin canlarını alırken bir görseydin, onların yüzlerine ve arkalarına vuruyorlar ve: “Tadın Cehennemin yakıcı azâbını!” diyorlardı.
Meleklere ise o gün şöyle denilir: “Zulmedenleri ve onlara eşlik edenleri ve Allah’dan başka tapmakta oldukları şeyleri toplayın; sonra onları Cehennemin yoluna götürün!”
Zulüm eden insanlar Cehennem bekçisine: “Ey Mâlik! Rabbine duâ et bizim üzerimize artık ölümle hükmetsin! Ölelim de kurtulalım!” diye seslenirler. Mâlik ise onlara: “Doğrusu siz, zalimler, bu azabda ebedî olarak böyle kalıcılarsınız!” der.
Gerçekten kuşatıcı, kaçışı kurtuluşu olmayan elemli cehennem azabı gibi;
- tanıdık yada tanımadık, dijital yada aşırı gerçekçi her türlü insan sesini yada her türlü gürültüyü istedikleri yerden geliyormuş gibi hissettirebiliyorlar, (gerçek ses de yapabiliyorlar yada genelde sadece hedefin/lerin duyacağı kulağa girmeyen sesleri direk beyne gönderiyorlar)
- içimden dua etmeme, ağzımı açarak da dua etmeme yani tüm ibadetlerime engel oluyorlar, bende huşu, huzur ve mutluluk bırakmadılar, acımıyorlar hala zar zor namaz kılıyorum, ne kadar dayanabileceğim bilmiyorum, baskı ve zulümlerinin şiddetini gittikçe arttırıyorlar,
- 7 gün 24 saat aralıksız konuşmalı işkence ve zulüm yapıyorlar, hiç acımadan,
- ne oldukları, nerede oldukları, amaçlarının ne oldukları, nereden geldiği, küm oldukları, ne olduğu hala kesin olarak belli değil, hala bana çok şiddetli belirsizlik işkencesini de yapıyorlar, bir öyle bir böyle deyip sürekli belirsiz bir durum oluşturuyorlar, amaçları bu metotla da kobayı hüsrana uğratmakmış,
- ilk başlarda “bitti, kapatıyoruz, şunu da söyleyeyim gidiyoruz…” gibi günlerce konuşarak da beni bitireceklerine dair çok ciddi sürekli kandırarak da hüsrana uğrattılar, kobayı hüsrana uğratmak için her türlü yalanı insafsızca söylüyorlar,
- yüzüklerin efendisi filmdeki hiç beğenmediğim gollum karakterini gollum ismini zihin kontrolü ile uzaktan konuşan bir katile kendi aralarında verdiler, ben zaten hep çaresizce dinliyorum/katlanıyorum, sonra başka adamlar gollum seni koruyor, o gollum değil bak bu şimdi konuşan gollum seni koruyor gibi yine belirsizlik işkencesi yaptılar, o gollum değildi asıl şimdi konuşan gollum diye beni delirtmek için elinden geleni yaptılar, kendilerince senorya kurup kendilerince oynuyorlar aslında zorbaca katilce bana işkence yapıyorlar, beni öldürüyorlar.
- yeğenim ismini ve aile bireylerimin isimlerini kendilerine vererek “şimdi konuşan senin kardeşin”, “şimdi konuşan senin gerçek kardeşin değil di o konuşan bizim ….” demeye başladılar, aile bireylerimin isimleri ile bile işkence yaptılar,
- yeğenimin ismini sapıkça defalarca kullandılar, beni kendileri gibi saptırmak için,
- ilk önce beni çok fazla rahatsız etmeden sona yakın ise seni seviyorum der gibi yaptılar ve en sonunda da seni si……diye sürekli küfre başladılar, rahmetli anneme babama ablalarıma hepimize dümdüz küfür ettiler, küfürleri kadın sesleri ile de yapıp sonra “ben kadın değilim ben erkeğim” diyerek küfrün daha etkili olmasını sağladılar, her türlü yolu deniyorlar beni delirtmek için,
- ilk başlarda duvardan konuştular, ben elektromanyetik olduğunu ve cihazlarla olduğunu tahmin ettiğim için hiç bir zaman gidip yan yada alt komşulara hiç bir şey demedim, komşularla ve hiç kimseyle muhatap olmadım,
- bedenime uzaktan müdahale ederek, gönderdikleri hislerle bana uzaktan tecavüz bile ettiler, kendimi yerlere attım, bağırdım çağırdım zar zor his gönderimini bıraktılar, bazen ise boğazımda ve anüsümde sanki tecavüze uğramışım gibi zedelenmeler ve acılar oldu, bir iki saat geçmedi, ben tam olarak ne olduğunu hiç mi hiç bilmiyorum, sadece uzaktan his aktarımı olduğunu düşünerek Rabbime havale ediyorum, ama inanınki gerçekmiş gibiydi ve bir saat geçmedi,
- ilk başlarda gerçek adam sesleri ile konuştular, aynı anda birden çok kişi de konuştu, ben hep sadece dinledim, dinlemek zorunda kaldım çünkü kaçışı kurtuluşu yoktu, toplu konuşmalarında çok farklı taktikler kullandılar, konuşma işkencesi yaparken aniden yaşlı babacan bir adam “bunların hepsi deli” diyordu, çok sonraları da konuşma ve diğer zulümlerle birlikte işkence yaparken tatlı kadın kız sesleri ile sanki bana yardım eder sanki benim iyiliğime konuşuyormuş gibi araya serpiştiriyorlar, o ağır konuşmalı ve zulümlü işkenceler arasında böyle tatlı konuşmalar daha çok etkili oluyor ve ilgim yeniden konuşmalara yöneliyor, şimdi anladım ki bu da bir taktikmiş, ben konuşmalardan haliyle sıkılınca yani ilgim azalınca benim ilgimi yeniden kendilerine çekmek içinmiş ve beni bir iyi bir kötü varmış gibi kandırmak ve beni bununla meşgul etmekmiş, yani bu düşünceye kanıp kendimce şu ses iyi diğeri kötü diye kendi kendime dakikalarımı harcamamı istemişler yani beni günlük hayattan alarak beni delirtmek istemişler, inanınki ben bu tuzağa düşmedim, ben ne olursa olsun hep çaresizce katlandım, sabrettim, izin verdikleri ölçüde günlük işlerime, namazlarıma devam ettim,
- beni ilk kez ağlattıklarında, iş yeri servisinde, ilk başta tatlı bir şekilde bana zorbaca konuşan adam bu sefer hasetle konuşarak “ne oldu si.tikmi, ne oldu sana, sahte ağlama, yalan ağlıyorsun …” gibi söyledi, bu beni ilk olması yüzünden çok etkilidi, insanların bu kadar zalim bu kadar aşağılık kalleş olabileceklerini düşünmemiştim, hem beni zorbaca işkenceleriyle ağlatıyorlar hemde yalandan ağlama, ne oldu sana ne yaptıkki diyorlar, gerçekten yaşattıkları bu travma ile ağlama sistemin bozuldu, artık ağlamakta zorluk çok yaşıyorum,
- şiddetli işkenceler başlayınca tek kalırken yemek yapmak bile istemedim, ve yapmadım aç kaldım, bunun üzerine utanmadan “biz de yemek yemedik biz de açız” dediler haset kötü ses tonlarıyla utanmadan, ben sonra anladım ki alay ediyorlarmış, beni tekrar tekrar yıldırmak içinmiş,
- Ben kendi evimde tek başıma banyo ederken, sapıkça sürekli konuşan genç bir adam “ah ilk defa senin kalçalarına dokunuyorum vay canına kalçalarını elliyorum, vücudunu elliyorum harika….” gibi sapıkça konuşmalarda yaptı ben vücudumu yıkarken, beni banyo etmekten bile soğutmak istediler,
- canım annemin vefat ettiği gece zaten hiç uyutmadılar, sabaha yakın zar zor uyumaya çalıştığımda daldım mı dalmadım mı bilmiyorum, birden beyaz bir ışık gördüm ve hemen anında hemen anında bu sapıkça sürekli konuşan sesli adam “hop iyi rüya görmek yok” dedi ve beni uyandırdı, ben ne olduğunu hala bilmiyorum, uyumadım gibi geliyor bana, bana numara yaptılar gibi geliyor,
- canım annemin defin işleminden sonra aşırı üzgün eve dönünce odamda çekyata uzandım, gözlerimi dinlerdim, tam o sırada çok garip bir şekilde kendi gözlerimi de görerek beyaz ışık saçan uçan bir şey gördüm, önümden geçti gitti, üçgene benziyordu, ben buna hiç bir anlam veremedim, gözlerimi gördüm ve gözlerim sanki zorla açılmış gibiydi, sersem bir halim varmış gibiydi, bence yine bana numara yaptılar, çünkü daha önce bana sahte görüntüler yapabildiklerini belli etmişlerdi, ben yine çaresizce katlanmaya devam ettim,
- canım annemin vefatına daha taze iken kabirde kendime teselli vermek için gözümü kapatıp canım annemi düşleyip anneme hayalimden sarılıyordum, bunu kardeşlerime de tavsiye etmiştim, moral olsun diye, ama bunu bile gaddarca çok gördüler, ben yine canım anneme içimden sarılırken bu sapık sesi ile sürekli konuşan adam “sarıl bana, sen şu anda bana arılıyorsun, sarıl bana…” gibi sapıkça konuştu, moralim alt üst oldu, çok çok üzüldüm, bunu da hiç beklemiyordum, bu travma da beni o kadar çok etkilediki bir daha canım anneme sarılma hayali asla kurmadım, kuramadım, bu katillerin öteki tarafta yatacak yeri yoktur.
- beynimin üst ön kısmını bayağı ısıttılar, kendimi delirecek gibi hissettim, bunu yapmaya hakları yok diye beynimi acıtmaya devam ettiklerinde delirecek gibi oldum, Allah’tan zar zor rahatladım,
- kendi yatağımda tek başıma yatarken beynime kulağıma sanki incecik lazer tutuyorlarmış gibi acı verdiler, inanınki çok gerçekçiydi, acı gerçekti, his gerçekti, lazer kafamın içinde kulağımdan başlayarak biraz ilerledi,
- kendi yatağımda tek başıma yüz üstüne yatarken bacak aralarıma yan daireden, duvardan yoğun ertici lazer, elektrik kaynak makinesi arkı, ışını tutuyorlarmış gibi yaptılar, beni tehdit ederek bacağıma doğru ilerlediler ama ben hiç korkmadım ve başımı kaldırıp duvara bile bakmadım, tamamen Rabbime teslim oldum, öldürülmeyi göze aldım, inanınki bu da çok gerçekçiydi, yakıcı eritici ışının gücünü hissedebiliyordum ve yatağıma yorganıma değdiğini konumunu bakmadığım yada görmediğim halde biliyordum-hissediyordum, çok garipti, gerçek olsa her halde bu kadar olurdu. ama lütfen yanlış anlamayın, yaptıkları her türlü kötü şey gerçektir, her türlü acı ve her türlü kötü his ve hastalık gibi hepsi gerçekten acıtıyor ve zarar veriyor, gerçekten, tens cihazlarından daha beter,
- beni bir grup adamın ortasına bırakmış gibi yani onların insafına bırakmış gibi bir grup adamın konuşmalarına maruz bıraktılar, adamlar bana soru sormaya benimle cinsel olarak ilgilendiklerini söylemeye başladılar, adamların sesleri şiveleri herşeyi çok çok gerçekti, çok zalimceydi, ben yine sadece katlandım,
- garip annemin vefatı sırasında bile, cenazede bile, hastanelerde bile, mezarlıkta bile, canım annemin kabri başında bile beni rahat bırakmıyorlar, yerlere kendimi atıp cinnet geçirmem için hırsla zulüm ve baskı yapıyorlar, canım anneme dua bile edemiyorum, izin vermiyorlar,
- kobayın tüm hafızasını ve cihazlarını ve çevresini ele geçirdiklerinden, kobayın gelmişi ile geçmişi ile geleceğiyle anı ile her şeye maydanoz olur gibi intihar ettirircesine inatla uğraşıyorlar, dediklerini yapsanız bile zulümlerine başka bir konu ile devam ediyorlar,
- sürekli kobayın tersi yönde saldırıyorlar, kobay ver kurtul yaparak tersden davranmaya çalışırsa bile bu seferde kobayın yine istemeyeceği/seçmeyeceği şekilde yapıyorlar, sürekli kobayın zıttı yönde saldırıyorlar sürekli, ver kurtula bile acımıyorlar, aşırı düşmanca hiç vazgeçmiyorlar,
- hiç susmuyorlar, kobayın 7 gün 24 saat beynini yiyorlar, amaçları hep kobayı hüsrana uğratmak,
- kobayın ailesiyle ve çevresiyle ilgili herşeyi kobayın hafızasından bildiklerinden kobayın sevdikleri ile ve çevresi ile arasını hiç belli olmadan bozuyorlar, bir çok mağduru boşandırmışlar, kobayın başına sürekli çorap örüyorlar,
- bana “cihat’a rahat yok” diyerek sürekli konuşmalı da işkence yapıyorlar,
- kobay etrafında çoğu zaman normal görünüyor ama içten içe sinsice inatla hasetle öldürülüyor, gerçekten kan kusturup kızılcık şerbeti içiriyorlar sosyal ortamlarda,
- yaptıkları aksilikler, kurdukları tuzaklar, ördükleri çoraplar sonucunda üzülsem ve daha zor duruma düşsem hemen “oh ohhh oh” deyip seviniyorlar, “beter ol, intihar et de kendini kurtar” diyerek de içinde bulunduğum zor durumda da anında saldırıyorlar, çok çok ciddi canıma kast ediyorlar, bu zamanlarda çok çok aşırı zar zor dayanıyorum, başkası olsa mağdurun içinde bulunduğu zor anı fırsat bilip bir de bu zamanda intihar et diyen sinsi insanları dinleyip gerçekten intihar ederdi. Gerçekten hiç mi hiç acımıyorlar, kendi oluşturdukları yada normal oluşan zor durumları bile fırsat kolluyorlar, aşağılık sinsi katil yılanlar gibi.
- ilk başlarda bana çok çeşitli oyunlar oynadılar, beni yalancılıkla suçlayıp durdular, elimi titrettiler “a bak cihat yalan söylüyorsun işte elin yine titremeye başladı…” gibi beni çok üzdüler, kendimden şüphe ettim defalarca, bu yüzden onların isteği üzerine Allah’ım Dostlarıma adıyla kimleri kast ettiğimi bu gizli sırrımı odada bağırarak söyledim, insan kendini suçluyor bu hem konuşmalı hem de elimi titretmeli saldırılarla, sadece konuşma da değil bedenime de hükmediyorlar, ben bu ilk zamanlarda elimin titremesinin olağan olduğunu sanıyordum ama çok sonra anladım ki elimi de onlar titretmişler bu sayede daha şiddetli-etkili konuşmalı işkence-zulüm yapmışlar,
- ilk başlarda beynin diğer insanlardan çok farklı ışık ışıl parlıyor, sen çok mutlusun, sen farklısın diye de çok kandırdılar, sonra yazılım ile sana neler yapabildiğimizi göstermek istiyoruz diye bana ecel terleri döktürdüler, yazılım farklı komutlarını her defasında başka bir işkence ve düşünce işkencesi olarak kullandılar, bu zihin kontrolünün ultra (ötesi yok) olduğunu ve gerçek yalan makinesi olduğunu söylediler, bana algımı bozacak başımda yük varmış gibi bana sıkıntı verecek işkenceyi 2 yada 3 gün sürdürdüler, çok çok kötüydü, akşam namazını kılarken bu sıkıntı sinyalini kaldırdılar ve ben “aman Allah’ım dünya varmış, bana uzaktan ne acılar çektiriyorlar Rabbim” diyerek dakikalarca hüngür hüngür ağladım, bu uzun ağlayışıma bile acımadılar işkencelere ve zulümlerine farklı taktiklerle devam ettiler,
- uzakta oldukları için yakalanmayacaklarını bildikleri için çok sinsi terörist oldukları için her türlü yalanı da söylüyorlar, 45 yıllık hayatımda hala sinsilikleri hiç bozulmadı,
- her türlü acı-ağrı-ateş-üşüme,
- her türlü kötü his (sıkıntı, koku, nefes kontrolü, tik, takıntı, şiddetli uykusuzluk),
- her türlü hastalık,
- her türlü iç ses kısma, her türlü duygu ve düşünce blokesi, (hissizleştirme)
- hiç mi hiç belli olmayan ve çok etkili olan vesvese,
- kusursuzca bilinci saniye saniye kapatıp, yaptıracakları şeyleri yaptırıp, bilinci aynen kaldığı yerden hiç mi hiç fark edilmeden devam ettirme, (hipnoz modu ve alzhemir unutturması)
- mağdurun konuşmasına, öksürmesine, nefesine herşeyine kusursuzca her türlü müdahale, (hiç konuşmasanız bile istemeseniz bile zorla nep net şiveli konuşturuyorlar, …)
- her türlü uzuv kontrolü, her türlü heves kaçırma, her türlü azdırma,
- her türlü vücut sıvısı kontrolü,
- sosyal mühendislik gibi hüsrana uğratıcı konuşmalı kurgulu kandırmacalı her türlü baskı,
- her türlü insan sesi kopyalama ve konuşmalı işkence (küfür, aşağılama, hakaret, beddua),
- her türlü konuşmalı yada konuşmasız intihara zorlama,
- her türlü görüntü (rüya görür gibi yada iç hayal görüntüsü gibi yada gözler açıkken neredeyse gerçekmiş gibi görüntüler) gönderme,
- bana bir gece önce kendi yatağımda tek başımayken düşünce ile vesikalık resmini gösterdikleri yaşlı adamı hemen ertesi gün canım annemin kabrinde karşıma çıkardılar, bana cinsel tuzak kurmuşlar, ben adamla ve yanındaki sahte işçilerle hip muhatap bile olmadım, ama ablam ve babam çok garip bir şekilde bu adamla konuştular, adam çok garip bir şekilde sanki beni sürekli izliyormuş takip ediyormuş gibi konuştu oysaki ben onu mezarlıkta ilk defa görmüştüm, zaten yalancı olduğu ablamın buranın saha düzenlemesi ne zaman biter sorusuna bu kış biter demesi ile de belli oldu, çünkü hiç bir şeyi düzenlemediler, hep eksik kaldı, bu katil sapık adam bana vesikalık resmini gösterdiği gece sabaha kadar işkence yaptı, beni hiç uyutmadı, konuştu sıkıntı bastı, ertesi günde kebirde bana tuzak kurdu, bu olaydan bir kaç hafta sonra bu adam sesiyle konuşan birisi “bak sana şimdi ne yapacağım” dedi ve periyodik olarak birden bire durup dururken yutkunmaya başladım, bunu 4 saat gibi işyeri servisinde bile sürdürdü, sonunda ise “işte kestim bakalım etkili olmuş mu” dedi zalimce ve ben maalesef bu periyodik yapılan yutkunma hissini ister istemez tik haline getirdim, artık periyodik olmasa da tik olarak, istemsiz olarak tükürüğüm artıyor ve yutkunup duruyordum, bunun üzüntüsünü ve sıkıntısını ilk günler çok ciddi yaşadım, aileme “bana tik yaptılar, öldürülürsem yada intihar edersem üzülmeyin” bile demek zorunda kaldım, kendimi yine hayattan ve tabiki ailemden daha çok çektim, kurum doktorundan yalvar yakara tikler için bulduğum ilacı yazdırttım, ama işe yaramadı, 1 yıl gibi çektim, şimdi ne oldu bilmiyorum, şimdiki konuşanlar biz bıraksak tiklerin de geri gelecek diyorlar, hatta biz bıraksak kendi başına hiç uyuyamayacaksın bile diyorlar, inanınki bilmiyorum, şimdikiler de zaman zaman tik ve sıkıntı yapıyorlar ama ALLAH’tan eskisi gibi uzatmıyorlar, başka işkencelerine devam ediyorlar, tik işkencesi de gerçekten çok kötüdür, gününüzü sömürüyor, içinizi sıkıyor, hayatı dar ediyor.
- 2023 ocak ayında durup dururken beni hiç uyutmadılar, tam uykuya dalacağım sırada beni rahatsız ettiler, çenemi gayet sert birbirine vurdular, bedenime vurdular, karnıma vurdular, bu şekilde uzaktan rahatsız edici ve beklenmeyen müdahalelerle tam da uykuya dalacağım an bu saldırıları yaptılar, yatakta bir o tarafa bir bu tarafa dönüp durdum, hatta gündüzleri bile tam uykucuk gibi hissettiğim anda dürtüyle yada konuşma ile “uyuma, uyumak yok” diyerek uykucuk moduna yani rahatlama moduna bile geçmeme izin vermediler, tam bu anlarda yapıyorlardı saldırılarını, tabiki aralarda da işkencelerine devam ediyorlardı, yatakta öyle kötü işkence ettiler ki uykuya dalmaktan korkma hissi ve haliyle dalamama, tam uykuya dalarken ciğerlerime şiddetli acı ve nefesle ve uyku ile bağdaştırıp uykuya dalmaktan korkmam ve dalamam, uykuya dalmaya çalışırken göz kapaklarıma ağırlık koydular gerçek gibiydi çok rahatsız ediciydi, adamlar sapıkça ve ayyaşça konuşup “cihat seni uyuttum, ben uyuttum” diye sanki üzerimdeymiş gibi bana saldırdılar, bu 0 sıfır uyku ve sıfır uykucuk rahatlaması işkencesinde genç bir adam sesi ile “ben si.ildim sen si.ileceksin” dedi, sonrada gayet katilce psikopatça ve ciddi olarak “sen acizsin, seni uyutmayarak sinsice öldürüyorum ha ha ha, ayrıca şu an tamamen benim elimdesin, istersem seni şimdi bile öldürürüm” dedi, çok korkunçtu, ben bu yüzden kendi evimde kendi odama yatmak için giderken odaya “gazan mübarek olsun cihat” diyerek giriyordum. Son gün ise ben öldürüldüğümü iyice anlayınca, yapabilecek hiç bir şeyim olmadığını anlayınca, çaresizce çekyata yatınca kendini beğenmiş bir adam sesi ile sanki kendince doktormuş gibi davranarak seni öldürmek gibi bir niyetimiz yoktu, artık seni uyutucaz tamam” diye geceye kadar bana kaygı ve endişe yaşattı, ben bu konuşmalara inanmamaya çalışıyordum ama hep acaba doğru mu söylüyorlar, şimdi hiç bozuntuya vermeyeyim sevinirsem yada inanırsam belki vazgeçerler diye kaygı ve endişe içinde yatağa yattım ve 10 gün sonra ilk kez sabah namazına kadar uyudum, hem de aralıksızdı. Dedikleri gibi 0 sıfır uyku ve sıfır uykucuk-rahatalama işkencesini o gün bitirdiler, sonraki yaklaşık bir kaç hafta da bu şekilde rahat rahat uyuttular ama sonra yine uykumu zehir etmeye başladılar.
- ilk başlarda yaşlı bir adam sesi seni bıraktığımda durumun çok vahim olacak diye beni çok korkuttu
- sonra serseri sesleriyle konuşan gençler bana tik yaparak ve korkutarak işkencelerine devam ettiler,
- sonra çok gerçekçi kadın sesiyle uzun süre işkence yaptılar, sapık ve psikopat ve katil kadın tam da ben yemek yerken bana pislik yedirdi, ben ekmeği ağzıma atarken bana “aç bakalım ağzını pislik-b.k geliyor” dedi, hatta tam lokmalarımı yutarken leş geliyor hatta ALLAH’tan korkmadan canım annemi etini bile kullandı, çok iğrenç ve insanlıktan uzaktı, en sonunda da ölü eti yemiş gibi ağzımda yağlı bir hisle bana kendince ölü eti yedirdi, o an katı yağ hissi çok gerçekti ve konuşmayla söylediği şeyi de ister istemez oraya bağlıyorsunuz, o an gerçekten o kötülüğü yaşamış gibi hissediyorsunuz, bu şekilde yemeklerimi zehir ettiler, bu kadın kendine eski katilleri de alarak, eskiden konuşan adam sesleri ile de toplu saatler süren konuşma ve pislik yedirme işkenceleri de yaptılar, eskiden konuşan sert kötü ses tonu ile gece bana “cihat bizim liderimiz olur musun” diye bu ses sanki çocuklaşmış gibi yumuşatarak sordular ben yine sadece dinledim ve uyumaya çalıştım yine bu sefer de utanmadan “kahhar kahhar sana” dedi eski sert kötü tonuna dönerek, kendince beni umdurup beni kahhar yaptı, daha neler yaptılar da yazamıyorum.
- son iki yıldır 7 gün 24 saat konuşuyorlar, her şeyime maydanoz oluyorlar, karışıyorlar, ben ilgimi azaltınca yeni konuya yada acı vermeye başlıyorlar yada farklı kişilere geçiyorlar,
- Seccede iken beni en az 10 dakika şiddetli öksürttüler, ben ise secde duamı tamlamak için edebildiğim dayandım, ciğerlerim dökülecekti neredeyse, secdeden kalkınca ağzımın denk geldiği yerden çok fazla su tükrük geldiğini gördüm,
- özellikle akşam ve yatsı namazlarında yaklaşık 1,5 ay oyunca tam da namaza başlar başlamaz burnumu akıtmaya başladılar, namaz bitince burnumu en az 10 tane kağıt havluya siliyordum yine de insafa gelmiyorlardı, en sonunda burnumun içinde yaralar çıktı, kan gelmeye başladı, ben çaresizce katlanmaya devam ettim, Allah’dan sonra bıraktılar,
- her gün mutlaka “intihar et” diyorlar, ve ailemle de işlerime karışıyorlar, ailemle de aramı bozup bozup duruyorlar, ne benim ne yaşlı babamın ne de zavallı kardeşlerimin göz yaşlarına acımıyorlar, her şeyime maydanoz oluyorlar, kardeşlerine iş arkadaşlarına şunu yaz, şunu söyle, şuraya git diye sürekli beynimi yiyorlar ve hep kardeşlerimle aram bozuluyor, ben alttan almasam kalıcı olarak da ayrılacağız ama ben alttan alıyorum,
- bedenimde defalarca imkansız yaralar açtılar, antibiyotik kremlerim olmasa idi geçmezlerdi, defalarca beni durup dururken filmlerdeki gibi şiddetli aniden kusturttular, hatta bir keresinde yeşil hiç bir şey yemediğim halde kusmuğumu yeşil yaptıklarını bana gösterdiler, defalarca çok şiddetli mide bulantısı yaptılar, böbreğimi çok şiddetli acıttılar, yürüyüş bandımda yürüyüş yapmamı yaptıkları çok şiddetli işkencelerle yasakladılar evde ve işyerinde odada yürüyorum bazen artık, özellikle iş dönüşü yolunda ciğerimi çok şiddetli acıtıyorlar nefesimi zorluyorlar kötü his basıyorlar elimdeki hafif poşet sanki ağırmış da elim yorulmuş gibi elime hem poşet varken hem de yokken bile sıkıntı ve yorgunluk basıyorlar o kadar etkili bu kötü hisler poşeti diğer elime almak zorunda kalıyorum ve yolda hiç yorulmadığım halde nefes nefese kalarak durarak mola vermek zorunda kalıyorum, anında bayıltıyorlar, isterlerse anında tatlı tatlı uykuya daldırıyorlar ama genel olarak uyutmuyorlar, “cihat’a rahat yok, beter ol cihat…” gibi üzücü cümlelerle tam kafa dinleyeceğim (yalnız kaldığım anlarda) zamanlarda konuşmalı saldırılara başlıyorlar, ve daha fazla işkence ve zulüm yapıyorlar,
- anüsümden çok garip sıvılar ve kokular çıkarıyorlar, daha önce hiç olmayan sıvılar, ilk kez gördüğüm, bazen de sanki tecavüze uğramışım gibi acılar yaralar ve kokular yapıyorlar inanınki ben hiç bir şey bilmiyorum her zamanki gibi Rabbime sığınıyorum, hafta sonu komple kendi evimde iken başka kimse yokken tuvalette iç çamaşırımı aşağı indirince arkamdan bana ait olmayan kısa kalın düz siyah kıllar çıktı bunu ablana göster dediler ama ben gösteremedim utandım inanınki bu gibi garip şeyleri hep yapıyorlar ben hiç mi hiç bilmiyorum, Rabbime sığınıyorum.
- sana delil vereceğiz deyip bir çok şey yaptırıyorlar, örneğin cep telefonumun saatini geri aldılar video da çektim ayarlarını da gösterdim sonuçta imkansızdı ama kardeşlerim bana yine inanmadılar casus yazılımlar herkese bulaşıyor diye geçiştirdiler, yeni model tabletimde ve yeni model cep telefonumda sol üst köşede kamera deliği gibi gibi siyah bir nokta gösterdiler video da çektirdiler internetten yeni teknoloji gizlenebilen selfie kamera ve yarı saydam ön ekran teknoojisini de gösterdiler ama kardeşlerim yine bana tam olarak inanmadı, iş yerindeki yazıcıda sadece tarama yaparken her zaman duyduğum “şerefsiz” küfrünü videoya çektirdiler yeğenlerim de duydu-anladılar ama kardeşlerim duymadılar diye yeğenlerim defalarca duyduk demesine bile inanmadılar zaten yeğenlerim de kardeşlerimin sürekli şüphe duyduklarını görünce duyduk dedikleri şeye bu sefer sen deyince zar zor duyduk demeye başladılar duyduk ama sen dedikten sonra dediler kardeşlerim daha da bana inanmadılar, ablamı da kontrol ettiklerini ilk önce bana belli ettiler bunu ablana da söyle deyince ablam ben böyle şey yapmam sen kötüsün diyerek bana küstü zar zor arayı düzelttim, ablamı kontrol ettiklerini ablama bence net olarak defalarca gösterdim ama o her seferinde çok düşünüyorsun ondandır deyip geçiştirdi, bana geçmişte yaptıklarından bir tanesini ablama da yaptılar ablamın cep telefonuna gelen kelime şifresini tam da ablam onu ilk kez okuduğunda açık olan televizyondan söylettiler ablam heyecanla beni aradı böyle tesadüf nasıl olur diye ben kusursuz zihin kontrolü ile yapıyorlar işte bir de bana inanmıyordum dedim ama o zaman yine geçiştirmeye başladı, bu gibi bence net şeylerde bile kardeşlerim bana hiç inanmıyorlar, bana gelince dedektif kesiliyorlar, bu şekilde de kardeşlerimle aramı bozdular,
- mağdur videoları buldurttular, kardeşlerine ve babana da izlet dediler, izlettim, ağladım ama yine bana da diğer mağdurlara da inanmadılar, hala beni hasta sanıyorlar, bir çok mağdur videoları da bu şekilde ailemle aramı bozdular,
- sürekli benim hafızamdan ve kendi taktiklerinden yeni olaylarla beynimi meşgul ediyorlar ve beni ailemle ve başkalarıyla muhatap olmak zorunda bırakıyorlar, bu zorunlu muhatapların sonu hep benim aleyhime oluyor, hep hüsrana uğruyorum, tam da o hüsran anlarında “intihar et, kendini öldür de bizden kurtul…” diye de sesi arttırarak beynimi yemeye başlıyorlar, beni çok aşırı zorluyorlar.
- uzaktan her türlü işkence ve her türlü mağdurun canına kast saldırıları
- …
Ve istedikleri anda ise geride hiç iz bırakmadan öldürebiliyorlar.
Yüce ALLAH’ım, Yüce Rabbim, yalvarırım Rabbim, ben ve öz ailem hariç, tüm sinsi insanları, tüm hased insanları helat et, tüm bu insanları kuşatıcı ve kaçışı kurtuluşu olmayan cehenneme ebediyen mahkum et Rabbim, tüm bu insanları helak et Rabbim, intikamımı al Rabbim, garip annemin de intikamını al Rabbim. Sana sığındım Rabbim, Sen her şeyden haberdarsın, Rabbim. Amin.
Gerek zihin kontrolü ile uzaktan benimle uğraşan insanlar gerekse casusluk aygıtlarıyla benimle uğraşan, takip eden insanlar ve bu şekilde sinsicei zorbaca beni takip edip de beni, annemi üzen veya rahatsız eden insanlar, sizler karaktersiz aşağılık zorbalarsınız, insanlıktan nasibinizi almamışsınız dertleriniz fazla arpanız az gelmiş de benimle ve garip annemle sinsice hasetle inatla uğraştınız. DARPA ilk başta ARPA diye adlandırılıyormuş, zihin kontrolünün DARPA tarafından da yapıldığı söyleniyor. Ben hep bu sinsi insanların ARPAları fazla dertleri az geldiği için kendilerini bırakıpta başkalarının hayatlarına (canlarına, başarılarına, mallarına, namuslarına, bedenlerine…) kast ettiklerini düşünüyorum, biliyorum. Kendilerini fakir olarak görüpte bizim arpamız az, paramız az deyip bu suçu işleyen ve bu sözümü üzerine alınmayan sinsi insanlar, sizin paranız başkalarınkine göre az olabilir ama dertleriniz az geldiği kesindir, ALLAH garip annemin tüm dertlerini tüm sıkıntılarını tüm hastalıklarını tüm acizliklerini siz, sözde fakirlere versin de görün bakalım, derdiniz azmıymış çokmuymuş. ALLAH garip annemin intikamını bu suça, bu sinsiliğe bu hasetliğe, bu hırsız arsız katilliğe az yada çok bulaşan herkesten alacak, zengin yada fakir olsun, suç suçtur, kötülük kötülerdendir, bu kesindir. Ben ortaokulda parasızlıktan dershaneye gidemedim, bunu sinsice fırsat bilen fe.,töcü abiler (suçlular) beni defalarca hem de kışkırtmalı bile çağırdılar ama ben hiç biz zaman gitmedim, kimseye ne olduğu belli olmayan bu suçlulara hiç bulaşmadım. Lisede dershanede en başarılı sınıfta yani elit sınıfta olduğum halde her ay beni dersin ortasında muhasebeye çağırırlardı, arkadaşlarım bana acıyıp cihat bu ayki dershane paranı ben verebilirim sorun değil diye bile söylüyorlardı ama ben kimseden almadım ve geç de olsa ödedim. Üniversitede parasızlıktan kırılan dereceli gözlüğümü günlerce kullanmak zorunda kaldım, alay bile ettiler ama umursamadım, sabrettim. Tüm bu fakirliklere rağmen ben bir an bile yasadışı bir şeye bulaşmadım, kimseye kıskançlıkla bakmadım, aşağılık kompleksine kapılmadım, ben fakirim diye kompleks hiç yapmadım, Rabbime ve daha çok çalışmaya daha çok özveriye sığındım ve sonunda başardım. Elektrik Elektronik Yüksek Mühendisi oldum. Ama siz sinsiler, sizler benim kul hakkımı yediniz. Benim fedakarlıklarla dolu, çilelerle dolu, zorluklarla dolu hayatımı daha da zorlaştırdınız. Kendimi ve garip annemi ve kardeşlerimi sonunda kiralarda sürünmekten 2 küçük dairecik alarak kurtardım ama siz her ikisini de bana da, garip anneme de, aileme de zehir ettiniz. Hayatımı alt üst ettiniz hırsız arsız katiller.
Kendisi ve kendi ailesiyle ilgilenmek varken, kendi hallerini ıslah etmek varken, kişisel gelişim yapmak varken, suçu ve suçluları ihbar etmek varken, başka insanlarla (büyü, telkin, tesir, casusluk aygıtları, elektronik işkence aygıtları, beddua-dua, gizli ilimler gibi yobaz, sapık ve katil yöntemler, gizli cihazlar, zihin kontrol makineleri v.b. gibi şeylerle) uğraşan tüm insanlar, sizler devlette çalışsanız bile birer zorba ve aslında birer katilsiniz. Benim masum ve garip annemin kanı ellerinizdedir, alt üst ettiğiniz hayatımın vebali de gelmiş geçmiş tüm yedi sülalenizin ve sizin üzerinizedir. ALLAH’ın laneti ve tüm meleklerin laneti ve tüm insanların laneti hepinizin üzerinize olsun, siz sinsi insanlar, siz haset insanlar, siz suçlu insanlar, siz zalimler, Amin. Bu gizli şeylerle masumlarla, zorbaca sinsice uğraşarak, takip ederek, uğraştırarak kendinizi bir şey mi sanıyorsunuz. Tarih siz sinsi insanları, siz zorba insanları, siz kibirli insanları, siz suçluları virüsler (bilgisayar virüsleri gibi sinsi yazılımları kullananlar da dahil) ve böcekler (casusluk aygıtları gibi sinsi, zorba cihazları kullananlar da dahil) olarak adlandırdı ve ebediyen böyle adlandıracak ve siz suçlular sizler zaten aşağılık sinsi kalleş yılanlarsınız, asalak parazitlersiniz, kendi ve kendi ailenizi bırakıp masumları öldüren, kemiren böceklersiniz, ucubelersiniz.
sabah gazetesi NSA zihin kontrolü haberi
https://arsiv.sabah.com.tr/2000/07/21/d01.html
Amerikada bulunan quwave şirketi zihin kontrolü mağdurları için koruyucu cihaz üretiyor. Ben aldım ama bende işe yaramadı.
https://www.quwave.com/defender-personal.html

Mağdur (Targeted Individuals TI, hedef birey) acılar içerisinde “durdur şunu” diye yalvarıyor.

Mağdurun hayatını: İş, EV, Araba gibi bölümlere ayırıp 7 gün 24 saat yazılımlarla takip ediyorlar, Akıl menüsünden ve Vücut menüsünden yazılan işkence komutlarını bilgisayar ile uzaktan hiç belli olmadan bile yapıyorlar.
Kontrol Faktör 2003 (Control Factor 2003) isimli filmde benim gibi kobay insanla kaçışı kurutuluşu olmayacak şekilde planlı, kurgulu ve ekip işiyle gaddarca, sinsice ve katilce uğraşıldığı gösterilmektedir. Filmde her kobay ile farklı ekipin uğraştığı da gösterilmektedir. Filmde masumları uzaktan hiç mi hiç belli etmeden öldürdükleri de gösterilmektedir. Filmde bu sinsi katil teknolojilerin devlet destekli olduğu da gösterilmektedir. Filmde aksiyon ve kurgu olsun diye elektromanyetik zihin kontrolünden bakır ile kaplı şapkalar takarak kurtulduğu uydurulmuştur halbuki bu elektromanyetik alandır, kalın kalın duvarları bile, yerin altındaki madenleri bile delip geçmektedir ayrıca mağdur koruyucu bone takarak havuza girse bile mağdurun kafatası hariç kalan heryeri suya temas eder yani su boneye rağmen mağdura tesir eder. Elektromanyetik alan da her yerdedir, yerin dibinde bile kaçışı kurtuluşu yoktur.
https://www.imdb.com/title/tt0330171/?ref_=mv_close

2021 yılında zihin kontrolü ile bir ay önce, annemi öldüreceklerini, çok gaddar ve katilce ciddi ses tonuyla söylediler ve bende 1 hafta sonra çaresizce savcılığa suç duyurusunda bulundum. İşkenceleri daha da arttırdılar ben de korkarak tek olarak kaldığım dairemden ayrılıp garip annemin yanına sığındım. Burada da gaddarca işkencelerine garip annemin yanında, onu bile kullanarak utanmadan gaddarca devam ettiler ve yaklaşık 2 hafta sonra da annemi epilepsi gibi nöbet geçirterek öldürdüler. Yaklaşık 1 ay önce dediklerini yaptılar. Annemin öldürülmesinde de çok garip rastlantılar, saldırılar ve çok çok gaddarlıklar yaptılar ama yazmak istemiyorum. Garip Anneme acımadılar, bana hala acımıyorlar. ALLAH bu sinsilerden, bu katillerden benim masum ve garip annemin intikamını alacak. Ben inanıyorum. Rabbim görevleri suçu bitirmek olupta tüm bu suçları bitiremeyen insanlara, görevleri adaleti sağlamak olupta tüm bu suçları devam ettiren insanlara, bu suçu bu suçluları bilipte ihbar etmeyen insanlara, bu suçu işleyen insanlara bu suçu işleten insanlara, ben ve öz ailem hariç tüm bu insanlara ben ve öz ailem hariç annemin ölümüne sebep olan insanlara, ben ve öz ailem hariç annemin ölümüne sevinen insanlara, bu suçlulara bu sinsilere bu zalimlere bu hasetlere kat kat lanet et Rabbim kat kat lanet et ALLAH’ım. Rabbim ben ve öz ailem hariç tüm bu insanlara, tüm bu zalimlere, tüm bu inatçı zorbalara, anneme acımayan bana acımayan bu insanlara, tüm hayatım boyunca insafa ve vicdana gelmeyen bu insanlara, 45 yıllık hayatım boyunca bu suçu her türlü kalıcı bitirmeyen bu insanlara, tüm bu suçlulara, tüm bu sinsilere, özellikle de benimle annemle öz ailemle zihin beyin beden kontrolü ile uğraşan insanlara, özellikle de benimle annemle öz ailemle yataklarımızda bile, kendi evlerimizde bile sinsice uğraşan insanlara, benim annemin ve öz ailemin uykularımızı bozan bu insanlara, ben ve öz ailem hariç bu insanlara, bu psikopatlara, bu sapıklara, bu hırsız arsız katil insanlara, bu hasetlere, arpaları fazla dertleri az gelen bu insanlara, annemin tüm hastalıklarını tüm dertlerini tüm sıkıntılarını misli ile ver Rabbim. ALLAH’ım ben ve öz ailem hariç tüm bu zalimler, tüm bu katiller annemden daha beter aciz ve çaresiz ve hasta ve dertli ve sıkıntılı olsunlar.



Sabah gazetesinde 2000 yılında çıkan haber ile akım taşıyan her varlık ile (mağdurun bedeni ile) uzaktan çift yönlü veri aktarımı bağlantısı – bağı kurabildikleri ve mağduru 7 gün 24 saat takip edebildikleri ve mağdura istedikleri müdahaleleri edebildikleri yazmaktadır.


Resimde görüldüğü gibi baz istasyonları aracılığıyla, helikopterler aracılığıyla, anten barındıran casus araçları ile ve maalesef uydular aracılığıyla bile zihin kontrolü yapabilmektedirler. İsterlerse topluluk içindeki sadece bir kişiyi eğer isterlerse de topluluk içindeki birden çok kişiyi aynı anda kontrol edebilirler. Benim de kardeşlerimi ve babamı kontrol ettiklerini bana net olarak gösterdiler. Ayrıca ailemden olmayan iki kişiyi de kontrol ettiklerini bana gösterdiler. Kendimin haricinde toplam 5 kişinin de ontrol edildiğini gördüm. Ama sadece benimle 7 gün 24 saat canıma her an kast edilen sürekli saldırılarla uğraşıyorlar. Targeted Indivudials TI dedikleri gibi sadece hedef seçtikleri birey ile delirticesine ve intihar ettircesine ve acizleştrircesine ve yalnızlaştırırcasına ve itibarsızlaştırırıcasına uğraşıyorlar. Bana bu yüzden zihinden yapılan konuşmalarla direk zihin beyin kontrolünü belli ettiler. Amaçları sadece kobayı-hedef bireyi itibarsızlaştırmak ve testlerini ve egolarını tatmin etmekmiş. Başkalarına belli etmeden zaten ne istiyorlarsa yapıyorlar.
Tens cihazlarını biliyorsunuz, sadece 3 tane ufak pille insanı acıdan havaya hoplatıyor / fırlatıyor, biliyorsunuz ve ayrıca bu 3 pil en az 2 ayda bitmiyor-yetiyor, yani bir insanı tens cihazları ile bile basitçe ve çok az bir pil gücü ile bile (çok düşük seviyede – güçte bile olsa) ile bile acıdan fırlatmak mümkün işte. Cep telefonlarının bataryaları pilden daha güçlüdür ve baz istasyonlarının elektromanyetik antenleri de bu basit pillerden daha güçlüdür. Daha ne diyeyim yapmışlar işte.
Dailymotion da diğer mağdurlara ait videoların bulunduğu link:
https://lrpapi.dailymotion.com/bestekarcakar36
Hakan Korkmaz isimli mühendis diğer mağdurun videosu
Fatma Asya Budak isimli öğretmen mağdurun videosu
https://www.dailymotion.com/video/x8wy6vu
Fatma Asya Budak öğretmen mağdurun videosu
https://www.youtube.com/watch?v=V0E-x5Temjk
Elektro manyetik dalgalarla Allah’a savaş açtığını zanneden … ifşaata devam… “Telegram-Zihin Kontrolü: makine ile ruhun savaşı
Zihin Kontrolü (1 – 3) | Cosmokitap
Invasion and Mind Control – invasionandmindcontrol.com
Zihin kontrolü mağduru Mühendis Hakan Korkmazın ifadesi
https://www.youtube.com/watch?v=rAQdOqlk9wE
Aşağıda Telegram mağduru İkbal Evyapan ın beyanı bulunmaktadır. Bana ve aileme de lazer ile işkence ettiler.





Zihin Kontrolü Mağduru Anlattı.! Beynimdeki Yabancı. 1. ..
https://www.youtube.com/watch?v=r875EHGPbtg
Mağdur ENGİN ÇAKAR
https://www.youtube.com/watch?v=U6Q_bAMOgGc
https://lrpapi.dailymotion.com/bestekarcakar36
TELEGRAM (uzaktan elektromanyetik zihin-beden kontrolü ve yönlendirmesi) gibi tüm insanlığı tehdit edici bir teknolojinin geliştirildiğini daha geniş toplum katmanlarına duyurmak; bu teknolojinin geliştirilmekle kalmayıp bilfiil silâh olarak kullanıldığını göstermek; işkence aracı olarak kullanılan TELEGRAM teknolojisi etrafında bir toplum duyarlılığı oluşturmak, kimlerin böyle bir barbarlıktan medet umduğunu deşifre etmeye bakmak ve devletlerin “olmayan” vicdanına seslenmek yerine, asıl kamuoyunun bu konuda harekete geçmesini sağlamak istiyoruz.
Çünkü, aslında insanî amaçlarla da kullanılabilecekken şeytanî amaçlarla tatbik edilen bu teknoloji yüzünden, şu gün şu saatte bile yüzlerce insana kan kusturuluyor dünyada.
Ne var ki, CIA’nın elektromanyetik radyasyon yoluyla zihin kontrolü araştırmalarının başladığı 1950’lerden bugüne, halka tek bir elektromanyetik radyasyon esaslı zihin kontrol silâhı bile açıklanmamıştır. Sizce toplum, zihin kontrol silâhlarının hangi tarihte geliştirilmiş olduğunu böyle nasıl öğrenebilir? Rizal’in kitabını okuduktan sonra, bunu protesto etmek isteyecek ve bu korkunç suçlamaların araştırılmasını taleb edeceksiniz. Aynı zamanda, gizli zihin kontrol silâhlarına karşı yeni kanun ve anlaşmalar yapılması için harekete geçeceksiniz. Rizal, çarpıcı bir dille dünyayı uyarıyor: Dünyanın büyük güçleri, atom bombasından her bakımdan daha tehlikeli yeni silâhlar geliştirmekle kalmadı, bu gizli silâhları artık uygulamaya da geçti! Bu iyi kaleme alınmış, özlü ve çığır açıcı kitabı hararetle tavsiye ediyorum. Dünyada ilk defa olarak, tıbbî otoriteler, devlet adamları ve askerî uzmanlar, elektromanyetik radyasyon esaslı bu gizli zihin kontrol silâhlarının sorgu ve işkence amaçlı olarak mahpuslar üzerinde kullanıldığını açıkça kabul ediyor. Cheryl Welsh
“İnsanı Yavaş Yavaş Öldüren İşkence Metodu: Zihin Kontrolü (Telegram)” adlı bu eser, Hande Nükhet Ozangüç´ün birebir yaşadığı gerçek hayat kesitlerini cesurca kaleme aldığı bir başyapıt. Ozangüç, elektronik taciz ve dijital manyaklık gibi çağımızın karanlık köşelerine ışık tutarken, zihinsel ve fiziksel manipülasyonun dehşet verici etkilerini tüm açıklığıyla gözler önüne seriyor. Kendi acı dolu deneyimlerini ve karşılaştığı zorlukları paylaşarak, benzer durumlarla mücadele edenlere umut ve dayanışma mesajı veriyor.
Bu kitap, teknolojinin kötüye kullanımının ve insan psikolojisi üzerindeki derin etkilerinin çarpıcı bir anlatımını sunuyor. Zihin kontrolü gibi insanlık dışı uygulamaların mağdurlarının sesi olan Ozangüç, okuyucuyu bilinmeyen ve genellikle göz ardı edilen bu acımasız dünyanın içine çekiyor. Her satırında gerilim ve duygusal yoğunluk barındıran bu eser, adalet arayışının ve insanlık onurunun güçlü bir manifestosu olarak öne çıkıyor.
https://www.hepsiburada.com/beyin-hackleme-zihin-kontrolu-yontemi-telegram-2-pm-HBC00007CG0O3
https://www.pandora.com.tr/kitap/telegram-cinayetleri/456057
Bu hamlenin başlatıldığı dönemde çalışmaların merkezindeki ELSAN’la bağlantılı esrarengiz ölümler yaşandı. Milli tank projesinde görev yapan Makine Mühendisi Hasan Çokbilir 7 Ağustos 2006’da otomobilinin içinde bileği ve boğazı kesilmiş halde ölü bulundu. Çokbilir öldüğü gün tank projesinin sunumunu yapacaktı.
istihbarat servislerinin medyumların, büyücülerin, örgütlerin ve gizli organizasyonların en büyük tutkusu olmuştur. Geçmişte uyuşturucu ve büyü gibi yöntemlerle yapılmaya çalışılan bu olgu günümüzde bilgisayarlar, harp silahları, elektromanyetik dalgalar ve subliminal propaganda gibi yöntemlerle denenmektedir. ABD ve Rusya’nın, 1950’den bu yana üzerinde çalıştığı, insanları istendiği gibi yönlendirmeye yarayan beyin kontrol silahının, 1970’li yıllarda Türkiye üzerinde kullandığı iddia edildi. Bu iddiaya göre, 5.000 insanımızı kaybettiğimiz, insanın ideolojisi uğruna annesini, kardeşini veya en yakınını öldürmekten çekinmediği sağ-sol çatışmasının arkasında, beyin kontrol silahı olduğu ileri sürülüyor. 5 Haziran 1977 tarihli New York Times’ta, 28 Temmuz 1976 yılında Çin, Tangshan’da yaşanan ve 650.000’in üzerinde kişinin ölümüyle sonuçlanan depremle ilgili bir yazı yer aldı. Saat 3.42’deki ilk sarsıntıdan hemen önce, gökyüzü gündüz gibi aydınlanmıştı, tıpkı Gölcük’te olduğu gibi… Bu kitap tüm bu yöntemleri gözler önüne seriyor. Göremediğiniz ve görmek istemediğiniz tüm gerçekleri…
NSA binlerce insanın kişisel beyin haritalarını neden kaydedip şifreliyor? Bir istihbarat örgütü,gönderdiği kodlanmış radyo frekanslarındaki dalgalar ile bilgisayarınıza girebilir mi, bilgisayarınızdaki verileri değiştirebilir mi? Nazi karargahında Tibetli rahiplerin ne işi vardı? Hitler’le bağlantıları neydi? Kendisini önceden belirlenmiş bir geleceğin uygulayıcısı gören lider kim?Uzaktan kullanılan ve düşük psikolojik bozukluklardan ölüme kadar etkilere sahip silahları kimler, neden üretiyor? Dünyanın enerji alanları ile oynayarak insan beyni kontrol altına alınabilir mi? Biz günlük yaşamın koşuşturmasına kendimizi kaptırmış giderken; teknoloji ile ilişkimiz elimizdeki cep telefonu, evimizdeki beyaz eşyalar, kullandığımız tablet ve bilgisayarlar ve varsa modelli araçlarımızdan ibaretken dünyayı yöneten derin güçlerin neler yaptığını merak ediyorsanız bu kitabı okumalısınız.

Star gazetesi haberinde zihin kontrolünün atom bombasından bile daha tehlikeli olduğu gerçeği anlatılıyor.

Star gazetesi haberinde Prf. Nevzat Tarhan da Elektromanyetik Dalgalarla beyindeki EEG sinyallerini kopyalayıp bilgisayara aktarılabileceğini belirtmektedir. Benim 3 dakikalık kaza namazımı bana 30 dakikada kıldırdılar, ben hiçbir şey fark etmedim, kol saatime bakınca 30 dakika sürdüğünü anladım, bu 30 dakikada ne olduğunu hiç bilmiyorum. Bu zaman işkencesini banyo süremi, yemek yeme süremi, dua süremi uzatarak da yapıyorlar, kendi günlük hayatımı bana zehir ediyorlar, inanınki banyo etmeye korkuyorum sürekli zamanı uzattılar mı diye korku içinde endişe içinde yaşamaya çalışıyorum. Neler çektiğimi bir ben biliyorum ve bir de ALLAH biliyor. Kobaya kendi günlük hayatını zehir etmek için her işkenceyi her zulmü deniyorlar.

Hürriyet gazetesinde 2008 yılında çıkan bu haberde de Ergenekon gibi yarı devlet destekli örgütlerde bile zihin kontrolü kullanıldığı yazıyor.








Dailymotion sitesinde https://lrpapi.dailymotion.com/bestekarcakar36 linkinde sayfasında Benim gibi Elektrik elektronik mühendisi olan Hakan Korkmaz’ın ve Edebiyat öğretmeni olan Fatma Asya Budak’ın ve Prof. Linet Özdamar’ın ve canlı yayında zihin kontrolü ile ilgili net bilgiler verilen televizyon programının ve Amerikalı Clair Akwei’in videoları bulunmaktadır. Aslında daha çok video ve daha çok kobay/mağdur vardır ama ben bunları bulabildim. Bu mağdurların anlatıkları benim yaşadığım baskı ve zulümleri doğruluyor, bana yapılan işkencelerle örtüşüyor. Ama benim fark ettiğim en çok benimle en gaddar ve en acımasız şekilde uğraşıyorlar. Hayatımı alt üst ettiler, hala ailem bana inanmıyor, insafa gelip zihin beyin kontrolünü aileme net olarak belli etmediler, zaten ne yaparlarsa yapsınlar yakalnamyacakalarını bildikleri halde gaddarca zalimce sinsice hala en azından aileme bile belli etmediler, hala beni itibarsızlaştırıyorlar ve kaçınılmaz olarak daha da yalnızlaştırıyorlar.
İnanılması çok zor ama bilim kurgu ve batıl konulu çoğu filmden beter bir şekilde işkence altındayım. Tamamen benim, iznim ve rızam ve iradem dışındadır, zorbaca ve katilcedir. Benim aklım almıyor, özellikle de haset inadı aklım almıyor, bu devamlı türlü türlü sinsice gaddarca uğraşmayı ve bu suçu ultra sinice devam ettirmelerini, bitirmemelerini. Ama direk benim bedenim üzerimde direk benim zihnimde bana uygulamalı olarak gösteriyorlar. Gerçekten çok zor dayanıyorum, başkası olsa şimdiye kadar çoktan intihar etmişti, ben ALLAH’a sığınmaya çalışıyorum.
Zihin kontrolünden ve sinsiliklerden kurtulmak için denediğim bazı yöntemler:
İlk başta, internetten çok fazla mıknatıs aldım, yatağımın altına yastığımın altına yerleştirdim, geceler boyunca bekledim ama malesef hiç bir faydasını görmedim. Bu güçlü mıknatıslarla bedenimde chip var mı yok mu diye bile aradım.
İşyerinden zorlukla, büyük metal dikdörtgen levha getirdim, onu da yatağım altına yerleştirdim, hatta bu metal dikdörtgen levhayı daha iyi elektromanyetik sinyalleri tutsun, yutsun diye şebeke toprağı ile prizden kablo ile toprakladım. Maalesef bunun da hiç bir faydası olmadı.
İşyerinden çok büyük ağır demir kütle getirdim, yatağım altına koydum, elektromanyetik alanı emsin diye, faydası olmadı.
Çok sayıda alüminyum folyo aldım, yatağım altına çok çok zorlanarak alüminyum folyoları kat kat yapıştırdım. Bayağı kalın oldu. Hatta yorganımın üstüne bile alüminyum folyo ve mıknatıs yapıştırdım, çok kötüydü yorganım sanki yorgan değilde ağır ve katı bir levhaydı. Maalesef bunların da hiç bir faydası olmadı.
İşyerinden zorlukla, bakır kalın yapışkan folyoları getirdim, yatağımın altına yerleştirdim. Hiç bir faydası olmadı. Hatta bedenime bile bu bakır kalın, keskin folyoları kat kat yapıştırdım. Bedenimde çizikler bile oluştu ama vazgeçmedim. Hiç bir faydası olmadı.
Pencere camlarıma, filtreli ışık geçirmez filmler kapladım, lazerleri önleyebilir diye. Faydası olmadı.
Defalarca evimi boyadım, boyattım, hatta çok zorlanarak duvarlarımı pahalı yapışkan kağıt folyolarla kapladım. Biraz faydası oldu gibi çünkü “banyoyu da kapla” diye yolda durupdururken laf attılar. Banyoyu kaplayamadım ama boyadım. Sonunda da bunların da faydası olmadı.Bu boyama ve kaplama işleri sırasında kardeşlerim evde resmen kıyameti kopardılar, olan bana ve garip anneme oldu. O kadar kötü ve zor bir durum ki kardeşleriniz size inanmıyor ama siz evden ne zaman dışarııya çıksanız yada dışarıya baksanız bile direk saldırı altındasınız, direk enseydeyiz, direk sana hayatını çok görüyoruz diye sinsice saldırılara maruz kalıyordum. Bunları yapanlar arasında torun torba sahibi yaşlı polis katiller bile vardı. Siz sinsiler öteki tarafta yatacak yeriniz yok. Ablamın bana inanmaması ve bir de beni çok aşırı üzücü şekilde suçlaması üzerine defalarca intiharı düşündüm, sonuncusunda da odamda yatağa salya sümük hıçkıra hıçkıra ağlayarak ve Rabbime yalvararak beni vefat ettirmesi için yalvararak yoksa intihar etmekten korkuyorum diye göz yaşları içinde uyumuşum, tam da o gece rüyamda üzerime karabasan çöktü, kendimi kütük gibi hissetim, biraz korktum, bu kabusun üzerine bir daha ablam yada başkaları ne kadar derin ve sinsi saldırsalar bile intiharı düşünmedim. Ama şimdi artık her gün her an Rabbimden beni vefat ettirmesini istiyorum. Siz sinsiler, siz hasetler, siz suçlular öteki tarafta yatacak yeriniz yoktur, bu kesindir.
Cep telefonlarıma, bilgisayarlarıma her türlü antivirüs, spyware,firewall gibi güvenlik programlarını kurdum, çalıştırdım. Hiç bir faydası olmadı.
Cihazlarıma defalarca format attım.
Cep telefonuma gizli kamera bulma ve metal dedektörü bulma gibi uygulamalar kurdum, metal dedöktörü uygulamasıyla ile tavanımda çok garip bir sinyal buldum ama tavanıma zarar verip kazıyıp çıkarmayı göze alamıyorum.
Cep telefonuma, harici bluetooth hoparlörlerime defalarca gizlice dinlemeye engel olması için ses kayıtları yükledim, haklı beddualarımı ve dualarımı bile dinlettim ve gecelerce günlerce çaldım. İnsafa gelmediler.
Evlerim duvarlarıma, şiddetli kaliteli fenerler alarak gizli kameraları bozabilir diye şiddetli ışık tuttum.
Hatta cep telefonuma frekans üreteci uygulaması indirerek tiz seslerde frekans üreterek hem casus aygıtlarına zarar vermek için hem de gizlice dinlemeye engel olmak için gecelerce günlerce bu tiz sert sesleri yüksek sesle çaldım.
İnternetten, youtube dan jammer devresi buldum, zorlukla elektronik bileşenlerini aldım, çok uğraştım yaptım ama çalıştıramadım, ve bende çaresizlik içinde bıraktım bir daha denemedim. Bunu garip annemin vefatından hemen önce yapmıştım.
Jammer almak için defalarca araştırmalar yaptım, birkaç satıcıyı aradım, beni azarlayarak kişilere jammer satışı yasak diye telefonlarımı kapattılar. Bu yüzden özel güvenlikleri çağırmayı bile düşündüm, özel güvenlikler de jammer serbestmiş ama annemin öldürülmesinden sonra artık umursamıyorum.
İnsafa gelirler diye her türlü beddua-dua kaydımı gecelerce günlerce çaldım. Bir an bile ALLAH’tan zerre kadar korkup insafa gelmediler. Peşimi bırakmadılar.
Sosyal hayatımı komple bıraktım, camiyi, doktoramı, medyayı, mp3 müzik dinlemeyi, aile hayatımı, garip anneme ve aileme destek olmayı hatta annemi ve ailemi ve kendimi hastaneye götürmeyi bile, hastane işlerini (çok ağır aşırı ateşlendiğimde bile yatağımda ölümü bekledim defalarca acile gitmedim), hobilerimi, gezilerimi, kariyerimi, emekliliğimi, gelecek hayallerimi, evlilik hayalimi, arkadaş hevesimi, aile itibarımı, iş yeri itibarımı kısacası her şeyimi bıraktım, her şeyimden vazgeçtim insafa gelip peşimi bırakırlar diye ama hırsız arsız katil insanlar bırakmadılar peişimi. En sonunda büyük günahı da işleyerek garip annemi öldürdüler ve beni daha da yetinmeyerek gaddarca akıl hastanesine (hapsanesine) 1 hafta kapattılar. Şimdi de 7 gün 24 saat kesintisiz canıma her an kast ediyorlar. Daha yetinmemişler, yaptıkları yaptırdıkları, çektirdikleri, sebep oldukları yani cinayetleri daha yetmemiş, beni mezarda görmek istiyorlarmış, intihar et de kendini bizden kurtar diyorlar sürekli
hepsiburada.com sitesinden elektromanyetik koruyucu taşınabilir cihaz aldım, işe yaramadı, kullanmayı hemen bıraktım.
Geçen sene www.quwave.com amerika sitesinden güçlü ve pahalı modelinden defender-koruyucu aldım, kullandım ama zihin beden kontrolünü önlemedi. bir ay sonra iade ettim, geri verdim.
Savcılığa gittim, dilekçe verdim, ilgilenmediler. Bunun hemen üzerine garip annemi öldürdüler. Yaklaşık bir ay önce dediklerini yaptılar.
Toki körfezkentdeki maddi ve manevi bir çok zorluklarla aldığımız ilk evimizi hicret eder gibi terk etmek zorunda kaldım, çamlıtepedeki yeni aldığım daireme taşındım, insafa gelirler ve peşimi bırakırlar diye. Ama gelmediler bu sefer de zihin kontrolü ile direk saldırılara başladılar. Kiralarda sürünmekten kurtulmak için aldığım, sığındığım iki dairemi de bana gerçekten zehir ettiler, gerçekten. Nadiren huzurlu olsam, mutlu olsam bu sefer de hemen zihin kontrolü ile işkence, acı, heves kaçırma, ve zulüm yaptılar. İnanınki tokide de çamlıda da bir gün yüzü görmedim. Sürekli sinsilik vardı, hala var, artık çok daha beteri var, elektromanyetik zihin kontolü ile zulümler ve baskılar.
Aslında daha çok fazla yöntem denedim ama faydası olmadı ve insafa ve vicdana gelmediler, garip anneme de bana da acımadılar. Ne peşimi bıraktılar ne de bu suçu insanca bitirdiler.
Ben bunun şimdi, internette yazan bilgilerde (kitaplar, videolar, web sayfaları, gazete haberleri, filmler …) 1950 lilerde başlamış olan gizli çalışmaların son ve en güçlü hali olduğuna inanıyorum. Bu süre zarfında hem tekniklerini hem de yazılımlarını ultra güncellemişler, her türlü hastalığı da çözmüşler. Bunun elektromanyetik dalgalarla yapıldığına inanıyorum. Ama bu zihin beden kontrolü yapan zalimler, katiller bana zihnimden bunun hem büyü hem de elektromanyetik alan ve yeni nesil bilgisayar yazılımları olduğunu söylüyorlar. Bu katiller, zihin kontrolcüler, bu kafa karışıklığı taktiğini hep yaptıkları, kullandıkları için söyledikleri hiçbir şeye inanamıyorum. İster elektromanyetik olsun ister büyü olsun ister tesiri güçlü insan-katil olsun kesin olan tek şey bunun suç olduğudur, ve anlattığım tüm baskılar ve zulümler gerçektir. Bence hepsi elektromanyetik dalgalar ve casus ve yeni nesil yazılımların kobay insanlar üzerindeki deneylerle, simülasyonlarla geliştirilmesi ve işkence metodlarının ve cinayet metodlarının daha da arttırılmasıdır. Ne olursa olsun çok şiddetli işkencelerle 7 gün 24 saat gaddarca şeytandan daha sinsice öldürülüyorum. Kendi yatağımda bile. Gördüğüm kadarıyla 1950 yıllarında bile bazı katiller sinsice planlar yaparak benim gibi kobay insanları seçmişler, benim ismimin Cihat ÇINAR olmasını bile sinsice ayarlamışlar, bunu çok kolay yapabildiklerini bana defalarca gösterdiler şimdi zaten demekki geçmiştede farklı cihazlarla ve farklı katil insanlarla yapmışlar. Bu gizli örgütler beni başka örgütlere kendilerinden bahsetmeyerek, doğa üstü güçleri olan insan olarak tanıtmışlar, iş yerinde defalarca katil-insanlar bana yağan yağmura dua ette dursun, havaları sen değiştiriyorsun, gibi çok ciddi laflar soktular bunu söylerkende suratlarında hasetlik ve öfke vardı, sanki benim elimdeymiş gibi. Halbuysa ben benden dertli garip annemden daha çaresizdim. Ama sinsi insanlar örgütü, başkalarını bana bu şekilde musallat etmişler. Bana musallat ettikleri bu suçlularda beni casusluk aygıtları ile de takip ederek bana kendi evimdeki günlük hayatımı bile çok gördüler, bana bedel ödetmeye çalıştılar, bana dünyanın-ülkenin-aç insanların-dinin yükünü-sorumluluğunu-bedelini yüklediler. Dinimle, imanımla, şerefimle, erkekliğimle, insanlığımla, empatimle, namusumla … herşeyimle bana bedel ödettiler. Siz suçlu insanlar öteki tarafta yatacak yeriniz yoktur, garip annemin kanı sizin de ellerinizdedir, bu kesindir.

nisan 2025 ayında kırmızı et benimi kafaya taktılar ve bir hafta önce bana sürekli benine bak deyip beni oraya bakmaya zorladılar ve 1 hafta sonrada bu kırmızı et benini kusursuz geometride şapkalı silindire dönüştürdüklerini gördüm, ekteki foroğraflardan bakın. Şimdi de (ekim 2025) inanılmaz bir şekilde uzattıkları bu kırmızı et benini iyileştirdiler, ben neredeyse kaybolmak üzere, bayağı iyileşmiş, küçülmüş. Bildiğim ve internetten araştırdığım kadarıyla kırmızı et benleri asla kusursuz geometride şapkalı silindire dönüşmezler ve hemen sonrasında da küçülmezler, iyileşmezler. Bu bilinen tıp tarihinde bence imkansız görülmemiş bir olaydır. Size beni kobay insan yaptılar diyorum, işte nepnet bir delil daha. Sizde üşenmezseniz internetten araştırın, bir şey bulursanız banada gönderin. Burada önemle vurgulamak istediğim şey bana onlar, “bene bak dediler” ve ben onların demesiyle zorunlu olarak baktım, yoksa inanınki bakmıyorum zaten vaktim de olmuyor, yani onlar yaptılar. Onlar hastalıkları iyileştirebildikleri gibi hastalıklarda yapabiliyorlar, çift yönlüdür, iyileştiren zarar da yapar.
Soldaki fotoğrafta mart 2025’de kırımız et benimin ilk ve normal hali gösterilmektedir. Görüldüğü gibi normal bir ben gibi uzamamıştır, uzun değildir.
Ortada ise nisan 2025’de soldaki fotoğraftaki orta beni neredeyse kusursuz geometride şapkalı silinidir yaptıkları gösterilmektedir. Ben böyle bir şey görmedim, duymadım ve bilmiyorum. Üstelik kırımızı et benlerinin, şapkalı silindir şeklinde uzamaları bence tarihte görülmemiştir.
Sağdaki fotoğrafta ise neredeyse kusursuz geometride şağkalı silindir haline dönüştürdükleri kırımız et beni daha net görülmektedir.

Ekim 2025’de ise kusursuz geometride şapkalı silindir yaptıkları kırımızı beni eski haline küçülttüler, eski haline getirdiler. Ben tarihde böyle bir olay duymadım, görmedim, inanınki ben kırımız et benini hiç ellemedim, kurcalamadım, eğer kurcalmış olsaydım asimetrik olarak büyümesi ve belkide kansere dönüşmesi ve hiç iyileşmemesi gerekirdi. Daha ne diyeyim. Gerçekten bana bunu onlar söylediler ve onlar söyledikten sonra yaptılar, asıl dikkat çekilmesi gereken şey budur, onlar söylediler ve sonrasında yaptılar, yani net olarak onlar yaptı. yoksa ben bedenimi neredeyse hiç incelemiyorum bile.

Tamamen aynı şartlarda aynı koşullarda oldukları halde, sabah namazı için abdest almak için yataktan kalktığımda bana “ayaklarına bak ve fotoğraf çek” dediler, gerçekten inanılmazdı. Sağ bacamdaki ödem nepnet görünüyorken sol bacağımdaki ödem neredeyse belli olmuyor. İnanınki ödem de dahil tüm hastalıkları yapabiliyorlar, hem de kısa yada uzun süreli, çok gaddarca.

Sabah namazı için yataktan kalkıp abdest almaya gittiğimde bana “karnına bak ve fotoğraf çek” dediler, ben de çektim, sol karın boşluğumu şişirdiler. Asimetri yaptılar, böyle şeylerle yazılımlarını kontrol ediyorlar, yeni üyelerinin kalplerini katılaştırıyorlar, ve egolarını tatmin ediyorlar. Kobay insanla egolarını tatmin ederek kendilerince oynuyorlar.

Ayaklarımda kırımız çil benzeri kalıcı lekeler yaptılar, hala geçmediler.

Sırtımda ve gövdemde beyaz renkli kabarık lekeler yaptılar. Bana bunu fark ettirmeden bir ay önce beyaz çikolata aldırdılar ve ben de düzenli olarak her akşam aşırıya kaçmadan tadımlık tadımlık yedim ama sonrasında vücudumda bu kalıcı beyaz lekeleri yaptılar. Gerçekten çok inanılmaz kardeşim bile beyaz çikolatalardan olmuştur dedi. Sinsilikleri hiçbir zaman kaybolmuyor. Kendilerini her zaman kobayın aleyhine olmak şartıyla sağlama alıyorlar, yani yakalanmayacaklarını bilseler bile kobaya en azından ailesine ispatlaması için bile net bir delil vermiyorlar, kobay her zaman çevresindekilerin gözünde net bir delil ile ispatlayamıyor, ya şundandır yada bundandır diye kobayın ailesi inanmak istemiyor, dedktif gibi araştırarak başka şeylere yoruyorlar. Olan her zamanki gibi kobaya oluyor, inanılmadığı ile kalıyor hüsran içersinde. Ama ben biliyorum, bana beyaz çikolatayı onlar aldırdılar ve hemen sonrasında da onlar bu beyaz kalıcı lekeleri yaptılar. Şehir hastanesindeki uzman cilt doktoru bile bu lekelerin ne olduğunu bilemedi, hiç bişey diyemedi, beni evime geri gönderdi.
Hayatımı alt üst etemeden önce neler yapardım:
– Yürüyüş bandında spor ultra mp3 listemle 40 yada 45 dakika terleyerek 5,5 ile başlayıp 6,1 ile devam edip 6,3 hız ile bitirdiğim, kişisel gelişimli yürüyüşüm, normalde haftada iki kere yapardım.
– Haftada en az 2 kere yerde kol hareketleri, bel hareketleri, kambur düzeltme egzersizleri, mekik ve şınav çekerdim. NA ile birlikte spor yapardım.
– Camları arada sırada silerdim manzarayı daha iyi görmek için
– Akşamları tesbih de çekerdim
– Namazlarımda huşu içindeydim, hayal gücümü ve hafızamı kullanarak huşu ve mutlulukla namazlarımı zevkle kılıyordum. Özellikle imsaktan önce kısa dualı 3 okumalı kaza namazları kılıyordum, 8’li şükür namazı kılıyordum, göz yaşları içeresinde secdede mp3 Kuran dinliyordum, göz yaşları içeresinde tekbir çekiyordum, özellikle ramazan oruçlarımda mutluluk içinde şükür içinde iftarda orucumu açıyordum acayip mutlu oluyordum, ramazan ayında huşu içinde arapça Kuran hatmi de yapıyordum,
– Eskiden camiye giderdim, camide namazlarımı huşu içinde kılardım. Eyüp sultan gibi meşhur camileri de bol bol gezer namazlar kılardım, özellikle Cuma günleri namazı tamamlayınca camiden mutluluk içerisinde dönerdim, camiyi bırakınca bile Cuma namazını kendim kılmaya başlayınca bile acayip huşu ve mutluluğu tekrar bulmuştum ama bu sefer de zihin kontrolü ile kendi kıldığım Cuma namazını bile zehir ettiler, katlettiler.
– Eskiden televizyon izlerdim, radyo dinlerdim, tv dizilerini sabırsızlıkla izlerdim, gazete okurdum, dergi okurdum, D-smart gibi dijital uydu platformuna üye olup garip annemle birlikte belgesel izlerdik, şimdi komple medyayı bıraktım,
– Bol bol fotoğraf ve video çekerdim, ailemle ve doğa ile harika fotoğraflar çektim,
– Eskiden odamda tek başıma dans ederdim, mutluluktan mutluluğa uçardım, kendimce farklı stil dansları bile denerdim, herşeyim gibi bunu da katletdiler, artık hiç dans etmiyorum.
– Eskiden mutluluk ve heyecan içinde kendi odamda yapabildiğim kadarıyla ekstrem sporları ve hobileri denerdim, çok zevk alırdım, katlettiler.
– Eskiden göz sağlığım için rahat rahat bol bol havuç yerdim ve aileme de ikram ederdim, katlettiler,
– Eskiden yeğenlerimle çok eğlenceli ve çok heyacanlı oyunlar oynardım, hareketler yapardım, ben ve yeğenlerim mutluluktan havaya uçardık, bir daha bir daha derlerdi, katlettiler, artık yeğenlerimi de tüm ailemi de bıraktım
– Eskiden emeklilik hayallerim vardı, bora bora adasına gitmek hayalim bile vardı, artık bitti, katlettiler.
– Eskiden yurtdışı da dahil gezerdim, katlettiler,
– Eskiden kitap okurdum, katlettiler,
– Eskiden gündemi takip ederdim, haber, müzik, biraz spor, katlettiler.
– Eskiden sinemaya giderdim, katlettiler,
– Eskiden kendi kendime cinsel olarak da sorunsuz eğlenirdim, onu bile çok gördüler, sürekli hevesimi kaçırdılar sürekli, sonunda da katlettiler.
– Eskiden evlilik hayali kuruyordum, karımı da mutlu etmek istiyordum, çok gördüler, katlettiler,
Başıma ördükleri çoraplar ve talihsiz serüvenler dizisi:
– çamlıtepedeki dairemden görülen ve çok beğendiğim ve her fırsatta söylediğim, dillendiriğim ormanımı sanki inadıma yaktılar ve şimdi de sanki inadımaymış gibi oraya binalar yapacaklar, çok garip
– tokideki dairemden görülen manzaramı (5. etapı inadına ucube gibi yüksek yüksek yaptılar, boğaz manzaramı katlettiler) da sürekli söylerdim, dillendirirdim (şükür ederdim) sanki inadıma normalde yapılmaması gerektiği kadar yüksek ve asimetrik apartmanlar diktiler, gerçekten apartman çatılarının boyunu yükseltmek için kazan dairesini çatıya taşımışlar ve apartmanlar asimetrik olarak çok daha yüksek oldular ve boğaz manzaramı katlettiler, sanki inadıma yapar gibi bu tarz site yaptılar, diğer etapları bu kadar ucubetik yapmadılar, ne garip
– çok beğendiğim ve her fırsatta söylediğim toki apartmanlarının açık krem dış cephe boya rengini, sanki inadıma yapar gibi siyaha karaya çaldılar, siyaha boyadılar, içimi ve ailemin içini karattılar.
– ilimtepe sipahiler barajı manzaramı (kuzey marmara otobanını yaptılar, inşaatı uzun sürdü, erişimi yasakladılar, manzarayı katlettiler) sanki inadıma yapar gibi otoban inşaatıyla katlettiler, inanınki her hafta gidiyordum saf doğa içinde yürüyüşümü ve oturmamı yapıyordum, nereden de denk getirdiler bu otobanı bu baraja aklım almıyor, sanki beni takip ediyorlar, iş yerinde bunun üzerine “sen beğen biz yatırım yapalım” diye sinsice laf soktular bana, çok garip
– tse yeşil yeşil yanan taze çimenler manzaramı (bu doğal saklı alanı belediye sanki benim inadıma park yaptı, eşsiz çimenlerimin ve çam fidanlarımın üzerini de sanki inadıma komple kapattı, çimenlerim ve çam fidanlarım ebediyen yok oldular, park belediye parkı olunca herkes gelmeye başladı, doğallı da bozuldu ve saldırılara da maruz kaldım) sanki benim inadıma katlettiler.
– tse binası çatı-teras deniz ve orman manzaram (çatıya çıkmamı yasakladılar), sanki benim inadıma ben huzur bulmayayım kafa dinlemeyeyim diye durup dururken sanki benim için benim inadıma yasakaldılar
– tse yanındaki sahil manzaramı (dikenli tel ördüler, artık sahile gidemiyorum, tsede de beni kapana kıstırdılar) da sanki benim inadıma katlettiler
– Ben doktorların antibiyotik yazmamaları üzerine tam da eczanelerden kendi paramla antibiyotik almaya ve en önemlisi aileme veripte onların iyileşmelerine (ailem de hakettikleri halde kendilerine antibiyotik yazılmaması ve ayrıca şiddetli hakaretlere maruz kalmalarından dolayı bezip, yılıp doktora bile gitmekten vazgeçtikleri için) yardımcı olduğum zamanda yani antibiyotik yazmayan katil doktorlardan kurtuldum derken tam da sevinirken aniden antiyotiğin eczanelerden bile satılmasının yasaklanması ve ayrıca doktorların da antibiyotik yazmalarının daha da zorlaştırılması. Kıtlık yada ekonomik zorluk olmadığı halde hemde. Sanki benim inadıma yaptılar, tam da kurtuldum derken, eczanelerden kendi paramla antibiyotik alıp garip felçli annemi kendim iyileştirirken sanki benim inadıma, sanki beni gözetliyorlarmış gibi aniden yasakladır, bu yüzden çok aşırı zor duruma düştüm, acılar iltihaplar uykusuz geceler ve bitrmeyen ve herkese bulaşan hastalıklar yüzünden de annem öldürüldü, bağışıklığımız ve bünyemiz geçmek bilmeyen iltihaplar yüzünden iyice kötüleşti, garip annemin dudağında geçmeyen yara çıktı, ben zar zor aldığım antibiyotik kremle onu zar zor iyileştirdim ama garip annem antibiyotik kremi sürmeyi bırakınca sonra yine çıktı, bünyemiz bu kadar kötüleşti üstelik şiddetli uykusuzluk da yaptı, Allah’ın laneti antibiyotiği yasaklayan siyasetçilerin, yöneticilerin, doktorların, memurların, işçilerin, esnafların üzerine olsun, garip annemin kanı ellerinizdedir, yanınıza asla kalmayacak siz katiller topluluğu.
– Tam da hastene randevu sisteminden memnunken ve evde bir gün önce saat 22:00 civarı rahatça randevu alabiliyorken, hastene randevu sistemin değiştirilmesi yüzünden defalarca randevu alamadım, hastaneye gidemedim, ailemde gidemediler. Bu yüzden çok zorluk çektik ve çekiyoruz. Bu yüzden de askalsın gözümü kaybediyordum. Tam da ülkemizdeki sağlık sistemi amerikadakinden bile daha iyi diye düşünürken ve bunu aileme de söylerken yaptılar, sanki benim inadıma yaptılar, artık hastanelere randevu alamıyorum, vermiyorlar, alsamda zar zor 1 ay sonra gibi ileri tarihleri ve küçük hastanelere alabiliyorum, tamamen Allah’a emanet yaşıyorum. Yani benim çok beğendiim ve işleyen bir sistemi benim inadıma yapar gibi tamamen bozdular, benim inadıma sanki
– Tam da benim üniversite hastenesinden yatmamdan sonra e-nabız sisteminin getirilmesi ve tüm hastalıklarımın ve raporlarımın tüm doktorların görmesine izin verilmesi. Bu yüzden ömür boyu damgalandım. Bu yüzden ehliyet yenilerken çok zorluk yaşadım ve ehliyetim birazcık kısıtlandı. E-nabız olmasaydı, kalan ömrümde damgalanmayacaktım. Bundan sonra alacağım sağlık raporlarında büyük damgalı olduğum açığa çıkacak ve başvurduğum yerden red edilmeme sebep olacak. Sanki nasıl bir zamanla ise tam da benim yatış zamanında başladı e-nabız ile hastanın verilerinin ömür boyu saklanması ve gösterilmesi, nasıl bir zamanlama bu
– Tam da ben mecbur kalmadıkça dışarı çıkmaktan, resmi yada özel şirketlere gitmekten vazgeçtiğimz zamanda ehliyet ve kimliğin 10 yılda bir yenilenmesinin zorunlu hale getirlmesi ve bu yüzden dışarı çıkmam gerekmesi ve ayrıca beni maddi ve manevi çok zorluyor.
– Tam da isitifa etmeyi planladığım zamanda daha da erken vakitte istifa etmemi istiyorlarmış gibi kurum personel taşıma servislerinin kaldırılacağı yasalaştırıldı. Sonra vazgeçildi. Sanki benim inadımaydı, daha erken istifa etmem içindi sanki.
– İstediğimiz sağlık ocağına ve istediğimiz doktora gitme şanşımız varken aile hekimi uygulamasıyla belirlenen aynı doktora gitmemiz zorunlulaştırıldı. Genelde bu aile hekimleri de bana ve aileme gaddar davranıyorlar, kıtlık olmadığı yada paranın kendi ceplerinden çıkmadığı halde bana ve aileme gerektiği hallerde bile antibiyotik yazmadılar, yazmıyorlar, nadiren yazsalarda düşük dozda yazdılar. Annemin kanı ellerinizdedir siz sinsi katiller, yanınıza kalmayacak.
– Tam da namazlarımda huşuya varmışken, özellikle sabah namazında, saat uygulamasının değiştirelerek sabitlenmesi ve özellikle kışın 5 ay gibi sürede sabah namazının tam iş gidiş saatine denk gelmesi nedeniyle sabah namazlarımda çok zorlanmam, ve aceleden dolayı huşu içerisinde olamam. Ayrıca sabahları evin ve dışarısının çok karanlık olması ve akşamları da yine karanlık olması da beni çok zorlayan bir durum. Hem sabah hem akşam hiçbir faydası yokken bu uygulanmamın getirilmesi beni ve benim gibileri çok zorluyor. Bu uygulama ile hayatım zehir oldu, sabah namazlarım bu 5 aylık gibi süre bıyunca zehir oldu, haftasonları bile hava bu uzun günlerde sabah saat 08:30 gibi aydınlanıyor, bu kadar geç saatte olması da insanın içini karartıyor, sanki benim inadıma yaptılar,
– Tam da arabaya ve paraya ihtiyacımız varken ve annem kesinlikle yüksek engelli puanı hak ediyorken, heyetteki psikolog kadın doktorun annemi zorla ayağa kaldırarak, annemin düşük puan almasına sebep olması beni ve ailemi çok zorladı. Bu gaddar ve zalim doktor bunu yaparken garip bir sinsilik ve hasetlik içindeymiş. Garip annem bu heyetten sonra evde tek başına iken düşmüş ve odadan odaya süreklenerek cep telefonuna ulaşmış, ayağa kalkmayı bırakın çekyata bile çıkamamış, heyetteki katil ve haset doktorlar benim anneme hak ettiği yüksek engelli puanını vermediniz ama gairp annem düşünce ayağa kalkamadığı için neredyse ölüyordu, siz heyetteki katil doktorlar neden anneme acımadınız, sol tarafının komple felçli olduğunu, tansiyon şeker uykusuzluk ve daha bir çok hastalığı olduğunu biliyordunuz, neden anneme ve bana garez gittiniz, neden garip anneme acımadınız, kalbiniz bu kadar mı taşlaşmış, annem düştüğü zaman kendi kendine kalkamadı ve sürünmek zorunda kaldı, annemin çektiği her çileyi ve her zorluğu Rabbim siz heyetteki doktorlar sizin kendi ailenizde sevdiklerinize versin de görün gününüzü, annemin kanı siz katil doktorların da ellerindedir.
– iş yeri servisinden çıkmak zorunda kalınca GYTE üniversitesi bahçesinden geçerek harika bir doğal yürüyüş yolu ile iş yerine yürüyerek gidiyordum, uzun ve yorucu yürüyüş adeta huzur rehabilitasyonuna dönüyordu, derken aniden marmaray hızlı tren inşaatı başladı ve bu harika yürüyüş yolumu kademe kademe kısıtlayarak en sonunda komple yasakladılar, bir daha bu yola giremedim bile
– işyeri yakınımdaki cami saklı bahçe içinde gibiydi, hızlı tren inşaatı bahanesiyle ve işyerine hiç gerek yokken, aşırı fuzuli olarak, yaptırılan güneş enerjisi panelleri ile ve GYTE üniversitesinin hased ve zorbaca kısıtlamalarıyla bu camiye gidemez oldum, zaten GYTE’de aniden beğendiğim her boş doğal alanı aşırı sağlam ve aşırı büyük binalarla inşaatlarla doldurdu, katletti.
– Annem çok şiddetli uykusuzluk çektiği halde, halinden de ve mevcut durumundan da belli olduğu halde anneme psikolog tarafından hakkettiği yüksek, güçlü, kaliteli uyku ilacının yazılmaması. Bunu yapan kadın doktorda annemle bir de utanmadan gaddarca alaylı konuşmuş. Bak şimdi bu kadın psikolog doktor, annem vefat etti, dilerim ki senin kendi ailenden sevdiklerin, annem gibi acizlik ve acılar içerisinde ölsünler, yanınıza kalmayacak zalimler. Rabbim masum ve garip annemin intikamını siz kendini bir şey sanan doktorlardan söke söke alacak, yanınıza kalmayacak. Açlık ve kıtlık yokken, üstelik parasını da biz ödüyorken neden anneme kaliteli uyku ilacını çok gördünüz, hiç utanmıyormusunuz, aynada kendinizden utanmıyorsunuz, nasıl kendi ailenizin yüzüne bakıyorsunuz, aldığınız maaşları nasıl yiyebiliyorsunuz, haram zıkkım olsun, felç olsun size ve kendi ailenizden sevdiklerinize. Amin

























