Hased / Haset / Kıskanç (Kötü) İnsanlar

Herkes doğruyu yanlışı, günahı sevabı, yasal olanı suç olanı, kıskanç insanı ve normal insanı aslında gayet iyi bilir. Ama ben kendi hayat tecrübelerimden edindiğim gözlemlerimi yazacağım. Bunlar tamamen yaşanmıştır ve doğrudur. Kuran’da da gayet açık yazmaktadır.

Yazacağım bu görüşlerimde, başkasının canına namusuna malına bedenine başarısına mutluluğuna huzuruna direk olarak, gizli veya açık, kast etmeyen insanlardan yani tecavüzcülerden, katillerden, hırsızlardan, hackerlardan (beyazı yada karası hepsi aynı hepsi suç, hepsi korsan, hepsi kötü), tacizcilerden, sapıklardan, psikopatlardan, soygunculardan, rantçılardan, dolandırıcılardan, suçlulardan, çok sinsi suçlulardan (mayfa, derin devlet gibi), teröristlerden, magandalardan, serserilerden, mobing yapanlardan, tuzak kuranlardan, laf atarak karşısındaki insanı kırmayı alışkanlık haline getirenlerden, kalpleri katılaşanlardan, net olarak izin ve rıza olmadan başkası ile uğraşanlardan, büyüklük taslayanlardan (örneğin mezarlıkta bile yada sosyal alanda bile ellerini arkaya atıp utanmadan artistik artistik yürüyen adamlardan bile), suçu suçluyu bildikleri halde ihbar etmeyen insanlardan yani dilsiz şeytanlardan, görevlerini kötüye kullanan çalışanlardan (işlerini bilerek aksatan, torpil yapan, adam kayıran, gerçekten çalışana engel olan v.b.), çevreye veya insana ısrarla zarar veren insanlardan, köylü kurnazlardan, kendini uyanık sananlardan, geri kafalılardan, tarikatçılardan, aşiretlerden, gizli örgütlerden – çetelerden, dedikodu yapan insanlardan, başkaları hakkında sinsice planlar yapan insanlardan, kıskanç olduğu herkes tarafından net bilinen insanlardan, yani tüm bu kötü insanlardan bahsetmiyorum. Ben burada günlük hayatımızda normal günlük işlerimizde karşımıza çıkan hased insanlardan, sıradan günlük hayatımızda karşımıza çıkan hased insanlardan, insanlık karakterini yani insanlığını tamamlamayan yani kişisel gelişimlerini tamamlamayan yani yetinmeyi bilmeyen ve aranan hased / haset insanlardan bahsediyorum. Günlük hayatımızda defalarca bu hased insanların saldırılarına ve negatif tesirlerine maruz kalıyoruz. Bu gibi ve tüm hased insanlar yüzünden ben ve garip annem ve garip ailem çok çektik, tüm bu hasetler yüzünden benim ve ailemin hayatlarımız alt üst oldu, zaten annemi felç yapıp sonrada yine acımayıp bir de gaddarca öldürdüler, tüm hasetler yüzünden ben de annem de kardeşlerimde insanlıktan ümidimizi kaybettik, insanlardan bezdik, kendi evimizde bile türlü türlü saldırılara uğrayınca annem bile bu hasetlere lanet etti ve insanlıktan yana hiç ümidi kalmadığını ve bezdiğini söyledi. Ben ve ailem canımızdan bezdik, yıldık, yıldırıldık. Kardeşlerimin ve yeğenlerimin maddi manevi durumları hiç iyi değil. Ailede ibadet eden bir tek ben kaldım. Yeğenlerim çok kötü nazara geldi ve okul ders durumları berbat, hatta bir yeğenim basit bir bölümde bile sınıfta kaldı, cep telefonu oyun bağımlısı oldular. Ben şu an temmuz 2025 yılı itibariyle, annemin vefatından sonra, her gün düzenli olarak  ölümü, ALLAH’ın takdir ettiği ecelimi temenni ediyorum, Rabbim çağırsa bir an durmam. Zaten şu an sadece ALLAH rızası için yaşamaya çalışıyorum, sabretmeye çalışıyorum.

Rabbim, ALLAH’ım ben ve annem ve ailem hariç tüm hased/haset/kıskanç insanları helak etsin, inşallah. Rabbim, ALLAH’ım ben ve annem ve ailem hariç tüm sinsi insanları (büyü ile, tesir ile, kötü sözlerle, gizli örgütlerle ile, çete ile, casusluk aygıtları-yazılımları ile, böcek cihazları-virüs yazılımları ile, net olarak izin – rıza olmadan, yakından yada uzaktan başkasını takip eden- başkasıyla uğraşan insanları, tüm bu sinsi insanları) helak etsin, inşallah. Amin. Rabbim, ALLAH’ım ben ve annem ve ailem hariç tüm bu kafirler insanları (hasetleri, sinsileri, suçluları tüm bu kötü insanları, tüm zorbaları) helak etsin, inşallah. Amin.

ALLAH’ın secde edin emrine uymayan iblis, Adem’i kıskandığı için, kıskanç olduğu için, büyüklük tasladığı için kendince yücelerden olduğunu sandığı için Adem’e secde etmedi ve azgın olduğu için de ALLAH’tan, sonraki insanları azdırmak için mühlet istedi. ALLAH bunun üzerine iblise de kafirlere de mühlet verdi. Kuranda ayrıca insanlık başlangıçta tek bir ümmetti, altlarından ırmaklar bile akıyordu nimetleri boldu ama buna rağmen aralarındaki hasetlik ve azgınlık yüzünden ayrılığa düştüler, şekilinde ayetler bulunmaktadır. Buradan da kıskançlığın ne kadar kötü olduğunu anlamanız gerekir. ALLAH katında kıskançlara, insan yada cin, yer yoktur, inşallah. Ben Kuran’ın Felak ve Nas süreleri ile bitmesinden ve Nas süresinin de özellikle nas (arapça insanlar anlamında kullanılyor) bitmesinden de hasetliğin (kıskançlığın ve haddi aşmanın ve dolayısıyla kötülüğün) ve vesvesecilerin, özellikle insan vesvesecilerin çok çok çok tehlikeli olduklarını hatta kıyametin kopmasına, bırakın cinleri yada başka varlıkları bu hased/haset insanların sebep olacağını düşünüyorum. Bence tüm hased insanlar (vesveseciler, büyücüler dahil) kafirlerdir. Düşünsenize cennet hayati ebedidir, bu ebedi hayatta nimetler sınırsız, bu sınırsız nimetler içinde hased/kıskanç insanların çok çok daha fazla şımaracakları ve çok daha fazla azgınlık yapacakları (çeşit çeşit saldırılar, hakaretler, şükürden saptırmaya yönelik saldırılar v.b.) ve asıl cennet ehli olan Takva Sahiplerine bu ebedi cennet hayatını bile çok görecekleri çok çok olası bir düşüncedir. ALLAH bu yüzden, ben annem ve ailem hariç, tüm haset/hased insanlara lanet etsin. Ben annem ve ailem hariç, bu haset insanları rahmetinden her türlü uzak tutsun, tüm haset insanlardan beni annemi babamı kardeşlerimi yeğenlerimi ailemi her türlü korusun ve her türlü kurtarsın, inşallah.

Felâk Suresi

Bismillâhirrahmânirrahîm.

1. De ki: “Felak’ın (sabahın) Rabbine sığınırım!”

2. “Yarattığı şeylerin şerrinden!”

3. “Ve karanlığı bastığı zaman, gecenin şerrinden!”

4. “Ve düğümlere üfleyen (büyücü)lerin şerrinden!”

5. “Ve hased ettiğinde, hased edenin şerrinden!”

Nâs Suresi (Kurandaki en son süre)

Bismillâhirrahmânirrahîm.

1. De ki: “Nâs’ın (insanların) Rabbine sığınırım!”

2. “İnsanların Melik’ine (mutlak sâhib ve sultânına)!”

3. “İnsanların İlâhına!”

4. “O çok sinsi vesvese verenin şerrinden!”

5. “O ki, insanların sînelerinde vesvese verir!”

6. “Gerek cinlerden, gerekse insanlardan!” (Kuranın son ayetleri hased, vesveseci insanlar ile bitiyor)

Normal bir konuşmada bile durup duruken “anasını satayım” diyen, diyebilen insanlar bence haseddirler. Zaten bu insanları biraz gözlemlersiniz ufak bir olayda bile kolaylıkla öfke kusutuklarını, içlerindeki kini kustuklarını görebilirsiniz.

– Normal konuşmalarda bile, hatta normal dini konuşmalarda bile anne kelimesi yerine “ana”, yada “anası” kelimesini hiddetle, intikam alır gibi, küfür eder gibi, ses tonunda hiç acıma olmadan söyleyen insanlar bile bence haseddirler. Siz de bu insanları gözlemlerseniz anlayabilirsiniz.

– “en iyi kaynana ölmüş kaynanadır” gibi kötü bir sözü kolaylıkla günlük hayatta söyleyebilen insanlar bırakın hasedi bence direk katildirler. Ben kendimden biliyorum, annem yengeme hiçbir zaman kötü söz bile söylemedi, yengeme karışmadı bile, her kaynana kötüdür diye bir şey yok, bu nasıl bir zalimliktir.

– “ooo sen yaşıyor musun ya”, “öldün mü kaldın mı ya hiç görünmüyorsun” gibi kötü sözleri durup duruken kolayca söyleyen insanlar kesin haseddirler ve aslında canınza kast ederler. Sonuçta nerede oturduğunuzu, adresinizi, telefonunuzu, epostanızı gayet iyi bildikleri halde ve asıl kendileri gelip hal hatır sormadıkları halde bir de sizi suçlayarak canınıza kast ederler. Bence bu hasedler cinayet işlemeye çok yatkın insanlardır.

– “ooo seni bugün iyi gördüm”, “biraz kilo almışsın” gibi enseydeyim, seni takip ve analiz ediyorum, gibi sözleri söyleyenlerinde hased olduklarına inanıyorum ve tecrübe ettim. Ben böyle bir sözü asla kullanmadım. Ben her insanı her gün terazi gibi tartıp ölçmüyorum, benim derdim sıkıntım bana yetiyor, ben kendime bakıyorum ama bu sözü kolayca söyleyen insanlar içlerindeki gizli hasedi gizli öfkeyi saklıyorlar.

– Çok iyi bir şeymiş gibi adet diye bahane edip gelin giden kızına “kızım taş olda baş yar” gibi söz söyleyen anne babalar bence bırakın hasedi direk katillerdir.

– Günlük hayattaki konuşmalar sırasında “Aaa o ülke çok kötü, o ülke zalim, o ülke gavur” gibi komple bir ülke dolusu insanı kötüleyen konuşmaları kolaylıkla yapabilen insanlar bence haseddir. Ben şahsen o ülke neresi olursa olsun o ülkede bile sadece kendi işinde gücünde olan başkasına karışmayan yan bakmayan kendi rızkının peşinde koşan kendi derdinde olan insanların olduğuna inanmak istiyorum. Komple bir ülkeyi zan altında bırakmak, onların günahına girmek olur. Ben kendime bakarım, kimin ne yaptığını kim bilebilir, nasıl böyle kolay hüküm verebiliyorlar, kendilerini ne zannediyorlar. Bu hiç insancıl değil. Ben konuşmak zorunda kalırsam “ o ülke hükümeti” yada “o ülkedeki teröristler” gibi konuşmaya çalışıyorum. Örnek verecek olursam ben 21 yıldan beri (2004-2025) her zaman CHP’ye oy verdim diğer siyasetçilere asla oy vermedim. CHP’den başka hiçbir partiyi asla desteklemedim ve destekleyemeyeceğim. Zaten, günlük hayatımı bile zorlaştıran bir de bu yetmezmiş gibi yasaklar koyan günümüzdeki siyasetçilerin-yöneticilerin yaptığı hiçbir şeyi uygun bulmuyorum, özellikle benim annemin ailemin hayatlarımızı zorlaştıran icraatlarından ve yağmalarcasına, zalimce, sorumsuzca çevreye verdikleri zararlardan dolayı da bu siyasetçilere-yöneticilere lanet ediyorum, bu siyasetçilere-yöneticilere hakkımı asla helal etmiyorum. Örnek verecek olursam, örneğin şimdi bu siyasetçiler-yöneticiler durup dururken başka bir ülkeye saldırsa, saldırılan ülkede ki herkes, ben de dahil olmak üzere tüm ülkemizi kötü mü sayacak, beni kötü mü bilecek! Benim hiçbir şekilde iznim rızam bilgim olmadığı halde, hem de asla bunlara oy vermemişken, başka ülke halkı tarafından, hem de benim iznim rızam dışında gelişen bir saldırı yüzünden, neden ben kötü olayım, ben kötü değilim, başka ülkeye saldıran bu hükümet ve yandaşları kötüdür.      

– “ramazan ayında bu adam neden oruç tutmuyor, hey neden sen sakız çiğniyorsun” gibi oruç ayı zamanında oruç tutmayanları yadırgayan ve onlara böyle hesap soran insanlar bence haseddirler. Bu hesap soran insanların kalplerinde kin vardır, vahşet vardır. Bu insanlara oruç tutmak, ibadet etmek zor gelir. Aşağılık kompleksine kapılırlar. Bu insanlar “ben oruç tutuyorum da ya sen kim oluyorsun da tutmuyorsun, ben oruç tutarken aç kalıyorum, sen niye aç kalmıyorsun, ben enayimiyim aç kalıyorum, ben tutuyorsam herkes tutmalıdır” gibi içlerinde kin ve vahşet ve ego taşıyorlar, kendilerini bir şey sanıyorlar, oruç tutmalarından bile büyüklük taslayabiliyorlar. Ben ise oruçluyken yanımda başkası yemek yese bile hiçbir rahatsızlık duymuyorum tam aksine şükür ediyorum. Hatta oruçlu olduğumu bile neredeyse hiç belli etmiyorum ki benden dolayı çekinmesinler, rahat yemek yiyeceklerse yesinler diye, zaten benim canım normalde de yemek ve benzeri şeyleri hemen çekmiyor. Yaptıkları ibadetle sevineceklerine, huzur dolacaklarına yaptıkları ibadeti sıkıntı olarak görüp bir de başkalarına bedel ödetmeye hesap sormaya kalkıyorlar. Hem herkes ibadet etmek zorunda değil, huzur içinde ibadet etme nimetine ulaşmak zorunda değil, herkesin kendi tercihi, kendi hayatıdır. Kimse kimseye hesap sormamalıdır, özellikle de dini ve kişisel tercihleri ile ilgili olarak. Kim kendini ne sanıyor ki bir de başkasına hesap sorsun. Pisliği eşelersen daha çok pislik çıkar, her halde daha çok pislik arıyorlar ki bir de utanmadan hesap sormaya kalkıyorlar. Herkes kendi pisliğine kendi günahına baksın. Zaten aslında olması gereken de budur ve olan da budur. Hesap sorucu olarak ALLAH yeter.

– Az yada çok maaşlarını aldıkları halde bile “OFFF, bıktım, her gün aynı iş, of yine çöp topluyorum, of yine yerleri paspaslıyorum, of yine tuvaletleri temizliyorum, yine bakalarına çalışıyorum” gibi şikayet dolu kompleks dolu konuşmaları yapan çalışanlar da haseddirler, aşağılık komplekslidirler. İş buldukları için şükredeceklerine bir de utanmadan kompleks yaparlar. Maaşlarını aldıkları halde, çalışabilecek sağlıkta oldukları, halde imkanları oldukları halde, işlerini aksatmaları ve “off” demeleri çok hasetçedir. Bu insanlar başkalarına, başka diğer çalışanlara ve aslında hayata olan hasetlikleri öfkeleri yüzünden şikayet ederler. Normalde ne olursa olsun maaşlarının hakkını vermeliler ve “off” bile demeden yani kompleks yapmadan, aşağılık kompleksine kapılmadan, yani iblis gibi kendilerini bir şey sanmadan işlerini yapmaları gerekirdi. Beğenmiyorlarsa işlerini bıraksalar ya. Hem şikayet ediyorlar hem işlerini aksatıyorlar hem işini yapmak isteyenlere engel oluyorlar hem de utanmadan maaşlarını tıkır tıkır alıyorlar. Sayısız işsiz ve felçli bir çok hasta insan olduklarını gördükleri halde yetinmeyip bir de utanmadan off diyorlar, işlerini aksatıyorlar, bu insanlar karınları dolusu ateş yiyorlar, bu insanlar yüzünden benim gibi gerçekten sadece rızkının peşinde olan çalışanların moralleri bozuluyor ve üstelik bunların işlerini aksatmaları yüzünden de başımıza ilave başka işler çıkıyor. Ben hakkımı helal etmiyorum. Ne gariptirki çoğu işyerinde de böyle off diyen, şikayet eden, işlerini aksatan bu yüzden çok konuşan insanlar amirleri tarafından bile saygı görmektedirler, çok yazık. Amirleri de kendileri gibi olduklarından gereken disiplin cezalarını uygulamaz. Annem hayatta olsa ve felçli olmasa idi off diyen bir çok insanın işini severek, hiç şikayet etmeden yapardı. Off diyen şikayet eden bu insanlara rahat batıyor, olan biz garibanlara oluyor.

– “yavşak” yada “şerefsiz” kelimesini küfür saymayıp sık kullanan insanlar da bence haseddirler. “yavşak” da “şerefsiz” küfürdür, herkes kendi yavşaklığına basın, herkes kendi şerefine baksın. Benim için şeref yalnızca ALLAH katındadır.

– “öküzün trene baktığı gibi ne bakıyor, inek gibi bön bön oturuyor, inek gibi boş boş bakıyor” gibi kibirli sözleri utanmadan başkasına söyleyen yada işittiren kişiler de hasetlerdir, bence kötülerdir. İnekler zaten hayvandırlar, onlar insan değildirler, inekler zaten otlar – yer ve ahırında bekler, ya ne yapsınlar peki: koşsunlar – tavla oynasınlar yada yoldan geçenlerle alay mı etsinler, nedir bu hasedlerin ineklerle derdi, ineklerin böyle yetenekleri – iradeleri olmadığını bilmiyorlar mı bu beyinsizler, sırf kibirleri için sırf alay etmek için sırf kendilerini bir şey sandıkları için bunu söyleyerek masumlara saldırıyorlar.

Sürekli “namusum için yada şerefim için yaşıyorum” diye böbürlenen ve bunu rant için kullanan ve ayrıca bu yüzden de başkalarına bedel ödetmeye kalkan insanlar da bence haseddirler. Bence bu insanlar yapmadıkları yapamadıkları sapıklıkları yüzünden içlerindeki öfkeyi başkalarına bedel ödetmeye çalışıyorlar veya rant için kullanıyorlar. Sonuçta insan beşerdir, şaşarda saparda. Yeterki ALLAH şaşırtmasın. Kimin ne zaman ne yapacağı belli olmaz. Herkes kendi pisliğine baksın, başkasına saçma sapan ideolojisi (içindeki gizli öfkesi, gizli hasedi) yüzünden bedel ödetmeye çalışmasın. Namusa kafayı takıpta, asıl şeyi şükürle ibadeti yada kendi kişisel gelişimlerini ihmal ediyorlar. Benzer durum baş örtüsü (türban yada açık kapalı) içinde geçerlidir, bu bez parçalarına kafayı takıp asıl şeyi şükürle huzurla ibadeti yada kendi kişisel gelişimlerini ihmal ediyorlar. Başkalarına, saçma sapan kendi ideolojileri-çıkarları-rantları (içindeki gizli öfkesi, gizli hasedi, gizli kompleks) yüzünden bedel ödetmeye – saldırmaya çalışmasınlar. Ayrıca bence en azından resmi ortamlarda baş örtüsü-kara çarşaf v.b. olmamalıdır, çok yazık insanlık gittikçe, geriye cahiliye zamanına geri dönüyor, yazık.

– Direk tuvalet konusu hiç yokken “dışkı, kaka, pislik” yerine sesinde hiç utanma olmadan “s.çmış, s.çtı” gibi kelimeleri kullananlar bence haseddirler ve kalpleri de kararmıştır. Ben bu tür kelimeleri hiç kullanmamaya çalışıyorum zorda kalırsam da “pislik” kelimesini kullanmaya çalışıyorum, “kaka, dışkı” kelimelerini söylemek istemiyorum bile söylemeye mecbur kalırsam da utanarak söylerim. 

– “biri bakar kıyamet ondan kopar” diye kötü bir sözü her yemek yiyen için kullanmak hiç adil değildir. İnsanlar aileleriyle gezmeye gittiklerinde restaurantlarda, kafelerde yemek yiyemeyecekler mi, bu kafelerin yakınlarında tinerci yada sokak çocukları varsa yada dilenci varsa bu ailenin suçu nedir! Nasıl hüküm veriyorsunuz! Tinercilerin ve onların sorumsuz ailelerinin suçunu bu normal aileye mi atıyorsunuz, bu normal aile sadece orada kendi halinde yemek yiyor sadece bu, başka hiçbir amacı yok. İnsanlar yemek yer bunda ne kötülük var. Başka insanların tembelliklerini, sorumsuzluklarını, suç işlemelerini nasıl bu aileye bedel ödetmeye kalkıyorsunuz, dilenciler yada tinerciler de insan olsalardı da normal insan gibi çalışıp iş bulsalardı. Bu tinerci yada dilencilere güya acıyıpta kafede yemek yiyen insanlara bedel ödetmeye çalışan insanlar eğer çok seviyorlarsa bu tinercileri dilencileri evlerine alsınlar, evlerinde beslesinler, eğer kendilerini iyi insan olarak görüyorlarsa evlerini mallarını bu dilencilere tinercilere versinler, kafede yemek yiyen aileyi rahat bıraksınlar. Zaten bu sözü söyleyenler sadece hasedliklerinden söylüyorlar.      

– Yakın yerde oturup yada aynı mahallede oturupta her gördüğünde “ya boyun uzamış”, “kilo almışsın” gibi hased dolu konuşmaları, direk söyleyen insanlar, direk haseddirler, ve cana kast edecek cürettedirler. Ben bu hasedlerden çok çektim, ergenliğime çevremdeki akrabalarımın çocuklarına göre erken girdim ve haliyle onlara göre erken boy attım ve erken sesim kalınlaştı. Bu hased akrabalarımız beni her gördüklerinde utanmadan hemen “boyun uzamış, sesi kalınlaşmış” diye söyleyip duruyorlardı. Seslerinde, bakışlarında her şeylerinde hasetlik vardı. O kadar bezmiştim ki ses tonumun kalınlaşmasından ve boyumun uzamasından utanır oldum, kendimi suçlu gibi hissettim, hatta kambur gezmeye başladım ve kamburum kalıcı oldu. Çok sonra öğrendim ve bazılarını gördüm ki bu hased akrabalarımın çocuklarının bırakın boylarının uzamalarını, boyları beni geçmiş, sesleri de kalınlaşmış. Ben bu hased akrabalarıma hakkımı asla helal etmeyeceğim, kamburum çıktı ve ses tonumdan bile utandım, çocukluğumu yaşayamadım. Üstelik bu hased akrabalarımın çocukları şimdi benden maddi olarak da çok iyi durumdalar, kimisi yurtdışına gitti kimisi iyi işler buldu, hepsi evli ve çocuk sahibi, zevk içinde para içinde türüyorlar. Siz hased akrabalarım yatacak yerleriniz yok, ne olurdu bana hased etmeseydiniz, bakın az daha bekleseydiniz çocuklarınızın da boylarının uzayacaklarını görecektiniz. Müsait yerlerinize kınalar yakın. Değdi mi? Günahıma girdiniz, sanmayın ki hesaba çekilmeyeceksiniz. Ben ve ailem hariç, bana anneme babama kardeşlerime aileme hased/haset eden akrabalarımıza ve insanlara ALLAH’tan lanet diliyorum. Benim ve annemin başımızı yediniz, benim ve annemin hayatlarımızı çaldınız, nazar da ettiniz, koltuklarınız kabarsın. Yanınıza kalmayacak ALLAH intikamımı alacak sizlerden.

– “sen evin büyüğüsün bu yüzden seni aramam gerek, habersiz randevusuz çatkapı gelsem bile, telefonlarıma, görüntülü aramalarıma çıkman gerek, gece saat 3’te gelsem bile kapıyı açman gerek” gibi akrabalarımızın aslında içlerinde hasetlik dolu, zorbalık dolu bu konuşmaları yapmaları sadece içlerindeki kıskançlık ve kötülüklerinden dolayıdır. Aslında gerçekten sevmiyorlar yada değer vermiyorlar. Müsait misin değil misin, istiyor musun istemiyor musun, diye hiç sormadan hiç beklenmeyen bir zamanda, pat diye zorbaca görüntülü aramak iyi bir şey değildir. Bazen insan eşiyle bile görüntülü konuşmak istemez, gayet doğaldır. Bir de uzak akrabaların zorbaca görüntülü aramaları ve hem bizi hem de bulunduğumuz evi kıskançlıkla gözetlemeleri – takip etmeleri çok kötüdür. Eğer gerçekten değer verselerdi bizim (hasta garip annemin bile) uyarmamıza rağmen bile istemediğimizi insanca söylediğimiz halde bilezorbaca ve aslında katilce bizi aramazlardı, gece saat 3 te bile gelmezlerdi, geldikleri zamanda yüksek sesle konuşmazlardı daha da kötüsü felçli anneme bile acımayıp anneme “iyi görünüyorsun, daha kötüsü var, çok kötü değilmişsin” gibi hasetlik dolu konuşmaları yapmazlardı. Hatta son derece hased teyzemin biri annemin boyalı olan (normalde saçı beyazlamıştı) saçına bile hasetçe “ooo abla saçında beyaz yokmuş” demezdi, bu teyzemin hased kızı da annemin geçmişte ona söylediği ve aslında çok da kötü olmayan (aslında gerçekten bu kız çok daha kötüsünü hak ediyordu da, ALLAH yeter) lafı annemin karşına çıkarmak ve kendince annemden intikam almak için, işini gücünü bırakıp çok uzaktan gelip annemin o felçli haline acımayıp, ALLAH’tan utanmadan lafını yıllar sonra zalimce anneme söyledi, ben bu kadar hasetlik bu kadar kin görmedim, yazıklar olsun, içine dert olmuş garez olmuş üşenmemiş bir de kendince annem felç olunca yıllar sonra intikam almaya gelmiş, yazıklar olsun. “sen evin, ailenin büyüğüsün” dediler bu bahane ile zorla geldiler, zorla aradılar, zorla görüntülü aradılar felçli anneme hased ettiler ve annemin başını yediler, şimdi rahatladılar, kendilerince annem en büyük kardeş olduğu için ve felçli olduğu için onun ölmesi gerekiyormuş, annem ölürse kendi sıralarını salacaklarmış gibi içlerinde katilce hasetlikleri vardı. Amaçlarına ulaştılar, annemi öldürdüler rahatladılar şimdi de arazi oldular, arayıp sormuyorlar bile. Halbuki annem hayattayken aramayın gelmeyin rahatsız etmeyin diye insanca (asla kovmadan) ricalar etmiştik, ama dinlemediler, annemi öldürünceye kadar amaçlarına ulaşıncaya kadar zorbaca geldiler. Kendilerince evin ailenin büyüğünü gömdüler, çünkü ölümü evin, ailenin büyüğü hak ediyormuş. ALLAH bu akrabalarımızdan benim garip annemin intikamını alacak, bu akrabalarımıza lanet olsun.

– “canavar gibisin” gibi aslında kötü olan bu sözü söyleyenler de haseddirler. Bu sözü felçli olan garip anneme bile ses tonunda hiç utanma olmadan, intikam alır gibi söylediklerine inanabiliyor musunuz? O an ben şok oldum, annemin halini kendi gözüyle gördüğü halde böyle kötü bir sözü söylecek cürette olması zaten hased olduğunu direk gösterdi.

– “soğan erkeğisin”, “taş fırın erkeği değilsin”, “light erkek”, “erkek misin”, “adam mısın” gibi kırkıştıcı, provakötör, saldırtıcı sözleri söyleyen insanlar (genelde bayanlar) da haseddirler, neredeyse baş yiyicilerdir. Sırf kendileri vahşet yapmak istiyor, sırf kendileri kavga etmek kavga çıkarmak istiyor diye sırf bu insanlara rahat batıyor diye bu sözleri hasedle söylüyorlar, erkeklik şerefiyle bile oynamaktan utanmıyorlar. Sonuçta bu saldırtıcı sözlere aldanıp başkasına saldırılsa ölüm yaralanma hapis gibi ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu sözleri söyleyen hasedler, bu erkeklere aslında hiç değer vermedikleri için aslında içten içe onlara yada başkalarına haset ettikleri için bu kışkırtıcı sözleri sorumsuzca söyleyebiliyorlar. Örnek verecek olursam, ortaokulda bir grup kız arkadaşım, ilkokul öğretmenimizi görmeye gideceğiz gelmek istermisin  diye bana sordular ben de saf saf gittim. Otobüste serseri 3 tane genç bu kızlara biraz zorbaca konuştular, ben bu kızlara susun, karışmayın, aldırmayın, dedim ama beni dinlemediler, serserilerle laf dalaşına girdiler, ben bir şey yapamayınca da bana “soğan erkeği misin” dediler, ALLAH’tan bizim durağımız geldi ve otobüsten indik, yoksa serserileri bana da bulaştıracaklardı ve ben hiçbir söz söylemediğim halde bile bu 3 serseriden dayak yiyebilecektim, bu kızların tuzu kuru tabiki, serseriler bana saldıracaklardı. Böyle durumlarda ite dalaşacağına çalıyı dolaşmak gerekir, mümkün olduğunca uzaklaşmak gerekir, böyle durumlarda susmayıp, aldırmayıp da bu itlere uyan, cevap veren, bulaşan insanlar da haseddirler, benim görüşüm gebertmeyecekseniz itlere asla direk bulaşmayın’dır, çünkü bu itlerin cüret ettikleri saldırıları bile neler yapabileceklerini gösterir, hem ben bu dünyaya itlerle dalaşmaya mı geldim, hangisine haddini bildireyim bunun sonu gelmez, benim kendi işim gücüm var, beni ALLAH yolundan alıkoymaya kimsenin hakkı yoktur. ALLAH tüm bu itlerin kökünü kazısın inşallah. Hırsızlar bile bir eve girmeden önce öldürmeyi göze almaktadırlar, ev sahibi tarafından yakalandıklarında ya ölecekler yada öldüreceklerdir, kaçmaya fırsat bulamadıklarında başka seçenekleri yoktur, hırsızlar bunu gayet iyi biliyorlar, bu da hırsızların direk katil olduklarını da gösterir. Bu yüzden de doğabilecek kötü sonuçlardan sakınmak için ite dalaşmamak ve aldırmamak gerekir. Maaşlarını yardımlarını aldıkları halde görevlerini yapmayan yada iyi yapmayan güvenlik güçlerini ve yetkililerini ALLAH’a havale ediyorum, bu güvenlik güçleri neden maaş alıyorlar, bu itleri çoğu yurtdışı ülkesinde olduğu gibi saldırı bile yapamadan neden ıslah etmiyorlar, itlere hadlerini bildirmek benim yada sıradan vatandaşların işi değildir.

– Yemek yapmak, ev işi, bulaşık, temizlik, hasta bakımı gibi kendi evlerinde kendi işlerinde bile “off yeter bıktım” gibi şikayet eden insanlar, yaptıkları işler yüzünden bir de büyüklük taslayan kendini bir şey sanan ve hesap sormaya bedel ödetmeye çalışan insanlar da haseddirler. Hasta, felçli olupta iyileşip ev işi yapmak isteyen, ev işi yapma hayali kuran o kadar çok engelli insan varkı. Sağlımız yerinde iken üstelik kendi evimizde kendi işimizi yaparken neden off diyelim, neden şikayet edelim, kendi evini temizlemek gibi yaptığın yemeğin yenilmesi gibi görevi tamamlamış olmanın verdiği güzel his gibi basit sade ve güzel olan bir şey yok. Kendi evinizde görevi tamamlamış olup başarıya ulaşma mutluluğunu yakalamak varken kompleks yapıp “evdeki başkalarının işlerini yapıyorum, ben kölemiyim, ben yapıyorum onlar kirletiyor, kıymete binmiyor…” gibi hased düşüncelere kapılıp komplekse girmenin faydası yoktur. Sonuçta kendi eviniz kendi aileniz, çok aşırı zor geliyorsa ya hizmetçi tutun yada tek başınıza eve çıkın. Sonuçta tek başınıza eve çıksanız bile kaçtıklarınız sizinle beraber gelir, orada bile off dersiniz. Bu yüzden kendi evlerinde kendi işlerinde bile off diyenler bence haseddirler, yetinmeyi bilmeyenlerdir, şükür etmeyi bilmeyenlerdir, hayattan zevk almayı bilmeyenlerdir.

– “dünyada bir çocuğun ölmesinden daha büyük bir şey yok” gibi çok ağır ve yanlış sözleri o anki rantı için rahatça söyleyebilen insanlarda haseddirler. Sonuçta insanın ancak candan sevdiğini kaybetmesi çok büyük bir olaydır ve ateş her zamanki gibi sadece düştüğü yeri yakar. Başkaları üzülür gibi yaparlar ama aslında içlerinde başka duygular, başka çıkarlar taşırlar. Ateş sadece düştüğü yeri yakar. Sevenden başkası gerçekten üzülmez. Yok ölen bir çocuğu bahane edipte dünyayı komple kötülemek, barış olsun artık diye aslında savaş çıkarmak isteyenlerdir. Bu hasedlerin kalpleri katılaşmıştır, içlerinde başkalarına hased etmektedirler. Gerçekte bir çocuğun ölümünden daha büyük bir şey tabiki matematik olarak iki çocuğun ölmesidir. Bunun sonu gelmez. Bu kötü sözü, o anki çıkarı için yürekleri yanmadan rahatça sorumsuzca kullanan insanlar haseddirler. Barışı isterler gibidir ama böyle bir şeyin imkansız olduğunu bildikleri halde savaşı çağırırlar. Bir nevi yeryüzünde fesat çıkarmak yani provokatörlük yapmak gibidir. Olan her zamanki gibi garibanlara olur. Bu sözü kendi çıkarları uğruna söyleyebilen hasedler zevk sefa para içerisinde yaşamaya devam ederler. Zaten dünya güzellik yarışmalarında bile kazanan kadına ne istiyorsun diye sorulduğunda “dünya barışı istiyorum” diye cevap verilmesi de bir nevi alaydır, çünkü dünya barışı diye bir şeyin imkansız olduğunu herkes bilir ama yine de zalimce serserice sonunu hiç düşünmeden, sırf o anki çıkarları, o anki ünleri için söylerler, bu sapık yarışmaları yapanlara da katılanlara da zaten rahat battığını da herkes bilir.

– Bir televizyon kanalında haber spikeri kadının komşu ülkedeki savaşı anlatırken ağlaması, baş yemesi çok zoruma gitti. Kadın savaş var, kadınlar çocuklar ölüyor, diye baş yiyerek ağlıyordu. O kadar çok üzülüyorsa o kadar çok seviyorsa o ülkeye gitsin ve cephede bu kadınlar çocuklar için kendi savaşsın, yada onları kendi evine alsın baksın beslesin, eğer böyle bir şey yaparsa kendi evine alırsa bu kadınlar bu çocuklar kendilerine evine alan bu spikere kötü davranabilirler çünkü anlaşamazlar, kültürleri yaşayış tarzları farklıdır. Herşey uzaktan çok kolaydır, başka insanlarla anlaşmak göründüğü kadar kesinlikle kolay değildir. Herkesin kendi fikirleri vardır. Hele bir de bu kişiler geri kalmış cahil ve hased kişiler ise sonuç çok kötü bile olabilir. Bu çok zor bir iştir. Savaş durumunda kimin haklı kimin haksız olduğunu kestirmek zordur, rahat batıpta savaşı hak eden, savaşta öldürülmeyi hak eden o kadar hased insan vardır ki. Benim bildiğim savaştada barıştada olan garibanalara, kendi halinde olanlara oluyor. Bu yüzden savaşı bahane edipte iyilik duyguları kabarmış gibi bir nevi rol yaparak, sonunu hiç düşünmeden böyle şovlar yapmak hiç uygun değil bence. Eğer bu baş yiyici kadını gören başkaları gaza gelip, bu kadını bahane edip dünya savaşı çıkarmak isteyebilirler, yani kadın bilerek yada bilmeyerek savaşın daha da büyümesine sebep olabilir, bu kadın bu savaş çıkartacak kişilerin, silah üreticilerinin suç ortağı bile olabilir. Olan her zamanki gibi garibanlara olur. Bu sözü kendi çıkarları uğruna söyleyebilen hasedler zevk sefa para içerisinde yaşamaya devam ederler. Ange.lina Joli.e için bile yardım kampanyası için gittiği fakir ülkelerde, aslında büyük devletlerin/büyük firmaların savaş çıkarması için gittiği söyleniyor, geçmişte defalarca böyle olmuş, hatta bu kadına savaş meleği bile diyorlarmış. Kadın baş yiyici baş yiyici ağlıyor, haberlere çıkıyor, sadece kendi çıkarları rantları için savaş çıkarmak isteyen ülkeler/büyük şirketler da bu bahaneyle uzaktan saldırıyor. Genelde böyle oluyor. Böyle baş yiyici ağlayanlar provokatör olabiliyorlar. İşin nerelere gidebileceğini hiç düşünmüyorlar. Olan her zamanki gibi yine garibana oluyor.

– Afrika gibi fakirlik ve yokluk içindeki ülkelere yardım yapan zenginlerinde hased olduğuna inanıyorum. Bence kendi egolarını tatmin etmek içinde yapıyorlar. Bir de bunlar kendilerinin iyi bir iş yaptığını sanıyorlar, büyüklük taslıyorlar, kibirleniyorlar, bazıları (sisyasetçiler yada şirketler) ise yaptığı faydasız hatta zararlı bu yardımdan bile sadece kendi çıkarları için başkalarına bedel ödetmeye bile hesap sormaya bile kalkıyorlar. Kuran da yardım yapılacaksa ilk önce kendi yakınlarına yapılmalıdır yazıyor ve her ülkeye nimetlerin eşit dağıtılmadığı yani kimi ülkelerin fakirlik ve yokluk içinde yaratıldığı öteki türlü bunların azabileceği yazmaktadır, bu yüzden bu yaratılışa karşı gelmek hasetliktir, isyandır, egodur, kompleksdir. Belkide sırf kendi çıkarları içindir reklam içindir. Sonuçta bu yerli halk tam olarak medeni gelişimlerini, insanlık gelişimlerini tamamlamışlar, böyle geçici yardımlar yapmak bu halkın üremesini arttırmaktan başka ve mevcut olan geri kalmış (kanunsuz kuralsız serseri sapık suç dolu) yaşayışlarına devam etmelerine yardım etmekten başka bir şey yapmıyor. Ayrıca bu yardımları yapan büyük şirketler bu ülkelerdeki rantları için bu ülkelerdeki çeteleri ayak takımı olarak kullanıp bir çok katliam da yaptırmaktadır. Bu büyük şirketler, kendileri ve yandaş suç çeteleri için, gizli örgütleri için göstermelik yardımlar düzenlemektedir, şov yapmaktadırlar hatta bir keresinde Mado.nna Afrik.alı zencilere Afrik.ada yardım yaptığında bu yerli Afrik.alılar Mad.onnayı yuhaladılar, protesto ettiler, ya kompleks yaptılar yada çetelerinden gelen talimat ile yaptılar. Sonuçta zorla iyilik bile, hele geçici göstermelik iyilik bile olmuyor, hele de insanlığını daha tamamlayan yerlilere. Alışmış kudurmuştan beterdir, zaten televizyonda bu yokluk fakirlik içinde bile sayısız bir çok kadının tecavüze uğradığı ve bir de bunun sonucunda olan çocukları doğurdukları ve bu çocukların da açlık çektikleri gösterilmektedir. Yani mevcut sapıklık, azgınlık, yobazlık ve büyük şirketlerce destekli mafya çeteleri yani bu suç ağı, bu yapılan yardımlarla daha da artarak devam ettirilmektedir.

– “devletin malı deniz yemeyen domuz”, “ağlamayana meme yok”, “düşenin dostu olmaz” gibi kötü sözleri kolaylıkla söyleyenler haseddirler.

– Böyle bir şeyin imkansız olduğunu bildikleri halde “islam birliği”, “islam kardeşliği”, “türk birliği”, “dünya barışı”, “ezelden beri küs olan topluluklar arasında barış” gibi şeyleri sorumsuzca, sonunun nereye gideceğini düşünmeden söyleyen insanlar haseddir. Barışı bahane edip aslında içlerinde savaşı temenni ederler, bulundukları yerdeki rahat bu hasedlere batar. Bir de bulundukları yerdeki ufak bir olumsuzluktan bile şikayet edip dünya savaşı çıksın diye yada dünya savaşı çıkacak, dünya komple kötü diye kendi bulundukları yerdeki olumsuzluğu gidermeye çalışanlar da haseddirler. Pink’in family potrait şarkısında, ta kaç yıl önceki şarkıdır, “anne baba yeter, zaten bu 3. dünya savaşı dünyasında zar zor yaşıyorum bari siz kavga etmeyin, yeter” diye şarkı sözü yazılmıştır. Halbuki huzursuzluk yani savaş kendi anne babası arasındadır ama nedense tüm dünyayı savaşa sokmak ister. Tolstoy kitabında savaş olan ülkede bile hemen yan şehirde hayatın zevk ve sefa içinde devam ettiğini yazmıştır. Gülşen de şarkısında “bak bu dünya cennet kimine göre” demiştir. Oxford ingilizce hazırlık kitabında ta 45 yıl önce “haberler her zaman kötü” diye cümle yazılmıştır. Dünya hep aynı, sadece kalıplar farklı. Kimine göre cennet kimine göre zulüm. Kimsenin kendi sorunu için dünyaya bedel ödetmeye, başkalarına bedel ödetmeye hakkı yoktur, başkalarına kötülük yapmaya, başkalarına hased etmeye hakkı yoktur. Sorunun varsa kendi imkanlarınla kendin çöz, ne başkasına hased ediyorsun.

– ce.m yılm.az ünlü komedi şovlarında, bir tıbbi atıktan sızan radyosyandan koşarak kaçan adamla defalarca hem de kuantum kitaplarını gösterek alay etti, alay ettirdi. Neymiş radyasyon ışık hızında hareket edermiş koşsan da çok hızlıymış, sen gerizekalı mısın ışık hızından daha hızlı koşabilir misin diye çok alay ettirdi. Ben bu duruma çok üzüldüm nasıl bu insanlık suçunu işler ve işletir. Radyasyon parçacıkları hızlıdır tamam ama radyasyonun tehlikesi radyasyano maruz kaldıkça ve radyoaktif maddeye yakınlıkla direk ilgilidir. Ne kadar yakınsan ve ve ne kadar uzun süre maruz kalırsan o kadar zarara uğrarsın. Bu basit gerçeği bilim adamları, öğrenciler bildikleri halde bu talihsiz kötülüğe onlar bile sorumsuzca güldüler. Çok yazık. Adam koşmayıp yani kaçmayıp da ne yapsın, en doğrusnu yapmış, zaten insalık gereği tehliden kaçmak en doğal iç güdüdür. Bu haklı doğal iç güdüyle alay etmek ettirimek çok kötüydü, bu alayı edenler ve ettirenler hased insanlardır.

– haklı da olsa bile alttan almak varken genel olarak tartışmayı tercih eden – seven, susmak varken ısrarla konuşmayı tercih eden insanlar bence haseddir.

– huzur ve sukunet varken, gürültüyü şamatayı konuşmayı gırgırı gülmeyi ısrarla tercih eden insanlar ve bunlarda aşırı giden insanlar bence haseddir. 

– doğada, özellikle yeşil bir ağcın altında bile, rahat zamanında, huzur bulamayan insanlar, doğayla yetinemeyen insanlar kişisel gelişimlerini tamamlamamışlardır.

– İngilterede bir komedyen, kraliyet ailesinin bebeğine aşırı ilgi, aşırı sevgi gösteren hemşireyi canlı yayında yerin dibine batırmış, bu aşırı alay karşısında genç hemşire intihar ederek kendini öldürmüş. Çok yazık, dilin kemiği yok derler ama görüldüğü gibi dil hançerden kılıçtan silahtan daha keskin oldu. Yazık, katiller. Alay eden de alay ettirende bu genç hemşirenin katili oldular, bu hemşirenin kanı bu hasedlerin ellerine bulaştı.

– BBG evi yada kamara şakaları gibi programları yapanlar direk kötüdür ve programları takip eden insanlarda haseddir. Bu tür programların gizli örgütlerin sosyal deneyleri olduğunu söyleyenler de var. Ben hiçbir zaman bu programları sevmedim. Kamara şakaları, eşşek şakaları da çok tehlikeli. İnsan hiç ummadığı anda hiç ummadığı şeyle karşılaşınca her türlü zarar oluşabilir, arkadaşımın annesine loş bir ortamda şaka olsun diye arkadan sarılmışlar kadın bayılmış ve hemen hipertansiyon hastası olmuş, ve kendisine eşsek şakası yapan bir amca acımadan o an yeğenini öldürmüş, bu insanlar insanlıktan nasibini almamışlar. Net olarak izin ve rıza olmadan nasıl böyle bir kötülük yaparlar, tamamıyla kötülüktür. Eğer bana böyle şeyler yapıldı ise hakkımı kesinlikle helal etmiyorum, ben ve ailem hariç bu insanlara lanet olsun. Truman show isimli filmde bence Trumanı seçenler ve programı yapanlar direk katildir ve bu showda truman’ı kandıran insanlar da kötüdür ve truman’ı televizyondan takip edenler de kötüdür. Zaten filmin sonunda yetkili adam direk Truman’ın ölmünü göze aldı, katilce sinsi show için yayın için para için kendi aralarında muhabbet konusu olması için izleyecek bir şey olması için bu rant-suç ağını korumak için Truman’ı öldürdü, sonra Truman tamamen kendi becerisiyle kendi başına, tek başına öldürülmekten kurtuldu, kendi kendini kurtardı. Buradan da çıkarılan sonuç: Truman show ile ilgili herkes kötüdür, Trumanın kanı onların ellerindedir. Bu kötülük, bu saplantı, bu suç, bu sinsilik, bu gizlilik, bu büyüklük taslamak, bu kibir, bu delilik asla kabul edilemez. İnsanlık suçudur.

– Çok uzun bir yolculuktan sonra tuvalete koşa koşa gittim haliyle gaz da saldım ve istem dışı olarak sesli oldu. Bu üniversite tuvaletinde öğrenciler vardı, anlam veremediğim şekilde lavabo başında bekliyorlardı, bu sesi duyunca utanmadan güldüler, alay ettiler. Ben çok üzüldüm, benim ne fedakarlıklarla ne zorluklarla ne kadar uzaktan sadece buraya okulum-derslerim için geldiğimi bilmiyorlarmış gibi zorunlu olarak hem de tuvalette yaptığım sesli gaza güldüler ve birbirleriyle de konuşarak alay ettiler. Yazıklar olsun, burası umumi tuvalet ve sanki bu öğrenciler hiç gaz salmıyorlar, bu öğrenciler yoksa insan değil mi, başka bir mahluk mu, yazık yazık, insanlıktan nasibini almayan gençler. Bu gençler ve bu gençler gibi başkalarının kusurlarıyla alay edenler bence kötüdür.

– Arkadaşımla 40 yılda bir markete gittim, sadece arkadaşımla arkadaşça vakit geçirmek için, markette kaliteli bir ürün gördüm o anın heyecanıyla almak istedim, o an parama kıyıp o kaliteli ürünü almak istedim, arkadaşımla iken kendimce, kendi çapımda böyle bir çılgınlık yapmak istedim, ama arkadaşım bana aniden “ne yapıyorsun o alınır mı, daha ucuzu var, bırak onu, sakın alma” diyerek hevesimi ve arkadaşıma göstermek istediğim iyi niyetimi bana çok gördü. Ben o an üzüldüm, arkadaşımın benim maddi olarak bu iyiliğimi düşünmediğini sezdim. Çünkü 3 kuruş için beni o an kaliteli ürünü alıp kendimce mutlu olmamı bana çok gördüğünü ve bu arkadaşımın da bu saf niyetimi hak etmediğini sezdim. Neden bana bu kaliteli ürünü çok gördü. Tam da arkadaş gezmesinde, arkadaşın yanında iken kendi çapında böyle çılgınlık yapmayacaksın da ne zaman yapacaksın, bu basit durumlarda bile arkadaşlığın değeri önemlidir. Zaten bu arkadaşım sonra bana gerçekten çok ciddi kötülük yaptı, ve beni çok aşırı kıskandığını hatta annesinin babasının bile beni kıskandığını bana defalarca söyledi. Üniversite 3. Sınıf itibariyle bölüm birincisi olduğumu saf saf ona söyleyince sanki başından aşağıya kaynar su dökmüşüm gibi afalladı, şoka girdi, inanınki aynen böyle oldu, hased zalim arkadaşım bana “bunu bana söyleyemeyecektin, kıskandım” dedi aşırı hased ses tonuyla hatta dayanamayıp beni o an terk etti. Buradan da söylemek istediğim marketteki bu müdahalesi bile kıskançlıktan idi. Bana o an kaliteli ürünü ve yaşamak istediğim saf arkadaş gezmesi mutluluğunu çok gördü. Bu ufak şey bile bakın kelebek etkisi gibi bu hased zalimin kıskançlığını daha arttırdı. Buradan da sizin ufak mutluluklarınızı bile paylaşmayan insanların sizi kıskandıklarını ve bunların hased olduklarını anlamanız gerekir.

– Kendi evimde bile, misafirhane gibi zorunlu olarak toplu kalınan yerlerde bile tıraş olurken, dış fırçalarken yada başka şey yaparken, suyu sebepsiz yere ve aşırı (sonuna kadar gibi) açmadığım halde bile “suyu az aç”, “ suyu kapat, suyu boşa akıtma, yazıktır, israftır” diye o anki hevesimi kaçıran insanlar bence haseddirler. Bu insanların suya yada elektriğe değer verdikleri yoktur, amaçları kendi evimizde bile hem de israf yapmadığımız halde bile yaşadığımız ufak zamanlardaki kendi çapımızdaki lüksleri bize çok görmeleridir, yani bizi kıskanmalarıdır. Zaten ben asla su israfı yapmıyorum, benim her zaman yapmasam da kişisel tercihim tıraş olurken suyu biraz açık biırakmaktır, yada kap çanak yıkarken suyu biraz açık bırakmaktır, sadece o süre zarfında sonra hemen kapatıyorum. Neden bana kendi evimde üstelik parasını da ben verdiğim halde bu geçici mutluluğu çok görüyorlar. Başkaları inşaatlarda tonlarca suyu akıtıyor, başkaları küvetlerini-havuzlarını her gün doldurup boşaltıyor, başkaları her gün 2 den fazla duş alıyor, başkaları bahçelerini sorumsuzca suluyor, ben neden bu çok kısa sürelerden suyu aç kapa yapayım, hem azıcık açmışken. Başkalarını unutup da bana azıcık açık bıraktığım suyu elektriği çok görenler bence haseddir. İzlediğim bir yabancı dizide dizi kahramanının arkadaşı polis, dizi kahramanına kendi karısını şikayet etti ve karısını sadece elektrik lambasını-ışıkları üç dört kere anında kapatmadığı için çok ciddi eleştirdi, lambaları hemen kapatsan ne olurdu diye bu polis kendi karısını suçladı, konuştu. Sonra dizinin çok ileri bölümlerinde bu adamın bu polisin aslında kendi karısını aldattığı, yani karısını zaten sevmediği ortaya çıktı. hatta bu polisin çok daha kötü olduğu, dizi kahramanın karısıyla yasak aşk yaşadığı ve onu hamile bıraktığı yani arkadaşını-dizi kahramanını da aldattığı ortaya çıkınca gayet net belli oldu. Dizi kahramanın bu katil hased polis arkadaşı kendi karısını ve arkadaşını-dizi kahramanını, güya kendi karısı ufak bir lambayı hemen söndürmedi bahanesiyle aldattı, ne yazık, ne kadar kötü. Lambayı hemen söndürmedi diye kendi karısını şikayet etmesi, elektrik tasarrufu için değilmiş, aslında karısını içten içe sevmediği ve gerçekte karısına değer vermediği ve ondan kurtulmak istediği içinmiş. elektrik tasarrufunu bahane etmiş sadece, sadece bahane.

– Görüştüğünüz bir kişinin siz iyi bir şey anlatırken surat asması, of puf demesi, sizi dinlememesi; sürekli onun konuşması; anlattığınız derdinizi dinlememesi, önemsememesi; haklı olduğunuz mağdur olduğunuz bir konuda bile karşı tarafı savunabilmesi, sizin için üzülmemesi, üzüntünüzü birkaç cümleyle olsa bile paylaşmaması, size acımaması; genel olarak huzurunuzu, sevincinizi, üzüntünüzü sizinle birkaç cümle ile bile birkaç dua ile bile paylaşmaması durumlarında ve ayrıca çoğu zaman ses tonundan da sizi kıskandığı yani hased olduğu anlaşılır. Sesinden, suratından, ilgisizliğinden, davranışlarından zaten anlarsınız, bu durumda bu hased ile ilişkinizi uzatmanızın size faydadan çok zararı vardır. Zalimlerin zulümlerinden kaçmak gerekir.

– Yaptığınız karşılıksız iyiliklere teşekkür etmeyen, ALLAH razı olsun demeyen insanlar da bence haseddirler. Ben genel olarak teşekkür ederim ve gönülden ALLAH razı olsun derim.

– Bana defalarca “niyetimiz iyi, yolumuz hak yol, arkadaş kardeş ayağı” ile kötülük yapıldı. Şimdi net olarak ta anlıyorum ki hepsi ilk başta öyle gözükmese de dolaylı olarak benim namusuma ve canıma kast etmişler. İlk baştaki sözleri ve kendilerince iyi davranışları yemmiş, tuzakmış, namusuma göz dikmişler aslında. Ne kötü bir durum, bir insanla net olarak izni rızası olmadan gizlice sinsice uğraş, takip et bir de “niyetimiz iyi, yolumuz hak yol, arkadaş kardeş ayağı” gibi yalanlarla namusuma canıma kast et ve ettir. Gizlice sinsice takip etmeye gerek kalmadan, ‘insan gibi anlaşmak’ varken yada ‘insan gibi anlaşamamak ve sonrasında insan gibi vedalaşmak’ varken neden gizlice uğraşmak ve bir de iyi niyetliymiş gibi tuzak kurmak, üzmek. Bir insanı net olarak izni ve rızası olmadan takip etmek ve bu da yetmezmiş gibi bir de bu insanla/mağdurla uğraşmak/uğraştırmak direk suçtur ve direk katilliktir. Bunun neresi hak yol, neresi iyi niyet, hiç mi ALLAH’tan korkmuyorlar, hiç mi kendi çocuklarından utanmıyorlar, benim ve garip annemin kanımız ellerinizdedir sinsiler, sapıklar, katiller, zalimler, hasedler. Niyetimiz iyi, yolumuz hak yol diyenler, benim en zor zamanlarımda neredeydiniz, beni acizlik içerisinde bıraktınız, bu sinsiliği bu suçu bitirmek için defalarca çağırdığımda da gelmediniz, demek ki hepsi asimetrik saldırılarmış, acizleştirip intihar ettirmek içinmiş. Yanınıza kalmayacak.

–  Çalıştığım kurumda her halinden kendini beğenmiş olduğu belli olan, kibirli, büyüklük taslayan bir yönetici televizyona çıkıp, kurumumun beyaz hacker yetiştirdiğini böyle bir kurs açtığını söyledi. Çalıştığım kurum çok özel bir kurumdur, amacı topluma örnek olmaktır. Bu haberi duyunca çok çok üzüldüm. Nasıl hacker lık gibi böyle bir suça hem de böyle sinsi ve adi bir suça ortak olurlar bir de “beyaz hacker” diyerek sanki iyi bir şeymiş gibi reklam yaparlar, yazıklar olsun. Hakkımı helal etmiyorum. Bu işi yapan bilgisayar güvenlik firmaları var, bunlar güvenlik için çalışan yazılımcı insanlar, bunlar varken hacker’ları savunmak, iyiymiş gibi göstermek, reklam etmek neden. Beyaz hacker kursu ile ilgili herkes kötüdür, bu haberi yayınlayanlar bile bence. Haber yayınlayan insanların toplumsal sorumluluk sahibi olması gerekirdi. Sonuçta hacker’lığın kötü olduğu suç olduğu kesindir, ve beyaz kelimesi eklenerek halka iyiymiş gibi  lanse edilmesi kötülüktür.

Gizli örgütlerin hepsi kötüdür. İster 3 yada 5 kişiden oluşsunlar ister çok kalabalık gruplardan. Birbiriyle aşağılık hayvan süreleri gibi yardımlaşarak mağdurları net olarak izin ve rıza olmadan takip etmek ve bir de mağdurlarla uğraşmak direk suçtur, sinsiliktir, katilliktir. Bir de bu gizli örgüt üyeleri mağdura tepeden bakıp, sinsice takip edip kendini bir şey sanıyorlar, örgütün verdiği imkanlarları sinsice katilce kullanarak utanmadan, ailesinden çocuklarından bile utanmayarak büyüklük taslıyor. Bu gizli örgüt üyeleri karınları dolusu ateşten başka bir şey yemiyorlar, bir de kendilerini bir şey sanıyorlar bu aşağılık parazitler. Ne olurdu insan gibi tanışsalardı, insan gibi anlaşsalardı yada insan gibi anlaşmasalardı, üstelik bir çok resmi arkadaşlık sitesi var, bu aşağılıklar kendilerini özel sanıp, bu resmi arkadaşlık sitelerini beğenmeyip küçümseyip, kendi çıkarlarını rantlarını sinsice garantilemek için bu gizli örgütleri kurup üye oluyorlar. Yani suç işleyerek, zorbaca, çıkarlarını kendilerince garantiliyorlar, mağdurun tercih etmesine bile izin vermiyorlar. Direk mağduru öldürmek olmasa bile mağduru ölü sayıp onun tercihlerini düşüncelerini çaresizliğini hiçe sayıp kendi borularını öttürüyorlar. Bu sinsiler, bu aşağılık hayvan sürüleri katil parazitlerdir, ufak yada büyük bu gizli örgütlere bulaşan herkes kötüdür, ALLAH bu sinsilerin bu zalimlerin köklerini kazısın, bu zalimlere lanet etsin.

Casusluk örgütleri, istibahrat örgütleri çok zararlıdır. Polisin istihbarat yapan birimi olduğu halde neden bu sinsilere, kendini bir şey sanan bu katillere ihtiyaç var. ANNA isimli ajanlı filmde casusluk örgütlerinin ne kadar kötü oldukları ve kötü ve fuzuli işler yaptıkları net olarak gösteriliyor. Polis neden maaş alıyor. Bu nasıl bir alışkanlıktır, nasıl bir gelenektir, hiç mi iyi niyetli bir devlet-toplum yok. Neden bu sinsilik neden bu sinsice aygıtlar, neden bu kibir. Atalarımızdan böyle gördük, böyle gelmiş böyle gider, biz yapmasak diğerleri yapar gibi düşüncelerimi var. Yetkililer, siyasetçiler ajanlar sadece kendi kirli çıkarları için bu örgütleri kullanıyorlar, öteki türlü bu gizli örgütlere gerek kalmazdı. İnsan gibi gizliliğe gerek kalmadan insanca kanunlara kurallara kul hakkına uyarak resmi görevlerini yaparlardı. Demekki yaptıkları hep art niyetlidir. Her devletin gizli örgütü, casusluk örgütü var, yazık çok yazık, ben bu örgütlere hakkımı asla helal etmiyorum. Bunlar ve bunaları kullanan, kapatmayan yetkililer, siyasetçiler karınları dolusu ateş yiyorlar, benim ve annemin kanımız bu sinsilerin, hayvan sürüleri gibi yardımlaşarak sinsice takip eden ve uğraşan bu adilerin ellerindedir. ALLAH tüm bu zalimlerden intikamımı alacak. Şimdilik devletin verdiği imkanlarla eğlenin bakalım, kendinizi birşey sanın, kibirlenin, şımarın bakalım, asıl ALLAH herşeyden habirdir, haberdardır, ben inanıyorum.

– oscar töreninde eğlence yapması için her sene farklı kişiler seçiliyor. Bir sene Click filmde kumandayı veren t.v. tamircisi adama vermişlerdi, zaten bu adam ruh emici tipli, ürpertici birisydi, ben de bu töreni yüksek sosyete katılıyor, okumuş görmüş insanlardır diye saf saf izledim. Şok oldum. Bu ruh emici adam zenci bir kadını hizmetçi rolünde “ben ev sahibime kakaolu puding yaptım içine de dışkımı kattım hey” diye şarkı söyletti ve bunuı duyan yüksek sosyete izleyicler de hiç yadırgamadan güldüler. Ben şok oldum. Böyle bir kötülüğe nasıl gülerler, nasıl bir hizmetçi maaşını aldığı halde, imkanlarını kullandığı halde patronun/işvereninin yemeğine kötü şeyler katar nasıl bir nankörlüktür bu nasıl bir aşağılık kompleksidir bu. Ve asıl önemlisi nasıl bu yüksek sosyete izleyiciler buna normalmiş gibi gülerler, yazık çok yazık. Ben gıdalara, katılmaması gereken şeyleri katanları, gizlice/sinsice kötü şeyler katanları direk terörist olarak adlandırıyorum, gıda teröristleri olarak. Bu aşağılık hayvanlar, bu nankörler karınları dolusu ateşten başka bir şey yemiyorlar. Aynı durum ilaçlar içinde geçerlidir. Ayrıca bu oscar töreninde bu sinsi kötülük yetmezmiş gibi justin Bi.ber ‘ı adam etmesi için altın kolyeli abaza bir ağır abi adamın arabasına bindirip yayınladır, justin bi.ber da ne garip bir tesadüftir ki birkaç ay sonra gay olduğunu beyan etti. Bu yüksek sosyete de bu kötülüklere aldırmadan güldüler. Bu nasıl bir insanlıktır. Ben bu kötülüklerden sonra bir daha asla oscar ödül törenini izlemedim, izlemeyeceğim. Yazıklar olsun bunların insanlıklarına.

– Camide bile, Kabe’de bile bana sinsice laf sokan din görevlilerini ve başka adamları da asla affetmeyeceğim, aldıkları maaşlar, aldıkları yardımlar zehir zıkkım olsun bunlara ve kendi ailelerinden sevdiklerine. Kabe’de yapılan saldırılara o kadar çok üzüldüm ki anında yatağa düştüm, ateşler içinde uykusuz uykusuz kıvranıp durdum, ibadetlerime devam edemedim. Bu kalleş sinsi canilerin yatacak yerleri yoktur.  

Ben tüm bu sinsilikler yüzünden sosyal hayatımdan (aile, hastane, cami, üniversite, medya, gezi-gezinti, iş yeri kariyer, doktora, hobiler, arkadaş ve evlilik, emeklilik planları v.b.)  komple vazgeçtim. Anneme acımadılar, bana acımadılar, kardeşlerime acımadılar, maddi manevi sorunlarımıza acımadılar. Feryatlarımı, sessiz çığlıklarımı hiçe saydılar.

– Bu hasetler topluluğunun yatacak yeri yoktur. ALLAH, masum ve garip annemin intikamını sizlerden alacak hasetler topluluğu. ALLAH benim intikamımı da alacak, siz zorbalardan, siz sinsilerden, siz zalimlerden, siz katillerden, siz suçlulardan. ALLAH ben ve ailem hariç, tüm hasedlere, tüm sinsilere lanet etsin.

Aşağıdaki resimler youtube daki videolardan alınmıştır, vidoları yavaş hızda oynatınca biraz da dikkat edince ateş içinde, lav içinde, bu feryad eden insan suratını ve çok inanılmaz şekilde beliren C harfini görebilirsiniz. Bunları ben yapmadım, nasıl oldular inanınki hiç bilmiyorum. Ben 20 yıl önce bile benimle uğraşan insanların, benimle sinsice uğraşan insanların sonunun Cehennem Çukuru, ateş olacağını ( Cihat ÇıNAR, NAR=Kuranda geçen cehennem ateşi) olacağını söylemiştim, haykırmıştım. Sonra bu volkan çukuru videosunu buldum ve bu feryad eden, anıran insan kafasını ve C harfini 2025 yılında video yavaş oynatma özelliği sayesinde buldum, gerçekten inanılmaz.

Ayrıca en büyük atom bombası olan TASR hidrojen bombası videosundan da bulutta çok inanılmaz olarak Ç harfi var. Bunu da ben yapmadım, benim böyle bir bilgim yada yetkim yoktur, yazılım bilgim orta seviyedir.

Buradan ilk volkan çukuru ateş videosundan C harfini ve TSAR hidrojen bombası ateş videosunda da Ç harfini buldum. Buradan ben, ben ve ailem hariç, bana ve garip anneme kem gözle bakan ve/veya bana, anneme, aileme hased eden insanların, benimle uğraşan insanların, sinsilerin, suçluların, zalimlerin, zorbaların ebedi cehennem ateşinde yanacaklarını kendimce doğruluyorum, inanıyorum. Ne vardı bana garip anneme aileme hased/haset etmeseydiniz, ne olurdu benimle sinsice uğraşmasaydınız, ne olurdu insafa gelseydiniz, ne olurdu benim gibi kendi işinizde, kendi gücünüzde, kendi rızkınızda olsaydınız, ne olurdu benim ve annemin ve ailemin başımızı yemeseydiniz.

Volkan çukuru (Cehennem Çukuru gibi) youtube videosunda inanılmaz şekilde oluşan ve feryad eden, anan yalnız insan kafası figürü

Volkan çukuru youtube videosunda inanılmaz bir şekilde beliren C harfi

TSAR hidrojen bombası youtube videosunda inanılmaz şekilde oluşan Ç bulutu

TSAR hidrojen bombası videosu Çok yoğun ateş (NAR=cehennem ateşi)

Göksel’in Günün Birinde isimli şarkısını dinlerken hasedleri, sinsileri, zorbaları ve zalimleri düşünüyorum, bana yapılan kötülüklerden, gaddarlıklardan bu şarkının sözlerinde kendimce yorumlar yapıyorum. Ne yaparsam yapayım şarkının bu sözleri ve manası, ben ve ailem hariç, tüm zalimler tüm zorbalar tüm hasedler ve tüm sinsiler için çok çok anlamlı ve uygun oldu.

Bu devran hep böyle sürüp gitmez ki (annem öldü toprak oldu, her canlı ölümü tadacaktır)
Sen de solacaksın günün 1’inde (ben ve ailem hariç tüm hasedler tüm zalimler eninde sonunda geberecekler, onlar da toprak olacaklar)

Senin de saçına karlar yağacak (benim ve garip annemin saçlarımız nasıl ağırdıysa)
Seninde gözüne yaşlar dolacak (benim ve garip annemin gözyaşlarımız, sinsiliklerinizle gaddarlıklarınızla kötülüklerinizle nasıl aktıysa)
Elbette kalbini 1’i yakacak (benim ve annemin kalbimizi kırdığınız gibi ALLLAH’da iç organlara nüfuz eden hutame ateşiyle hasedlerin zalimlerin sinsilerin kalplerini yakacak, nasılmış masum insanının kalbini kırmak göreceksiniz)
Pişman olacaksın günün 1’inde (elemli ebedi cehennem azabıyla gününüzü göreceksiniz)
Yalnız kalacaksın günün 1’inde (taraftarlarınız, yandaşlarınız, çeteniz, arkadaşlarınız, aileniz yani güvendiğiniz hiç kimseniz olmayacak yanınızda, hiç kimseniz kalmayacak, elemli ebedi cehennem azabında yalnız kalacaksınız tıpkı bana fani hayatta yalnızlığı acizliği çaresizliği işkenceleri belirsizliği reva gördüğünüz gibi)

Ne geri dönecek yolun olacak (felçli annemden çok daha beter aciz kalacaksınız hareket etmeye bile mecaliniz olmayacak, ALLAH suretlerininiz değiştirecek)
Ne de tutunacak dalın kalacak (benim gibi annem gibi maddi olarak tutunacak hiç bir yakınınız bulunmayacak, hiç bir yardım alacak hiç kimseniz de kalmayacak)
Pişmanlık sonun olacak
Elbette kalbini 1’i yakacak (hutame ateşi)
Anacaksın günün 1’inde
Pişman olacaksın günün 1’inde
Yalnız kalacaksın günün 1’inde (aynı yukarıdaki youtube volkan çukuru resmindeki gibi)