Antibiyotik ve kaliteli uyku ilaçları ile ilgili
Antibiyotik gibi hayati öneme sahip bir ilacı yasaklayan insanları ve hem gerektiği halde hem de zaruri ihtiyacımız için insanca isteğimiz üzerine bile yazmayan vermeyen kısıtlayan azaltan doktorları memurları işçileri öğrencileri, antibiyotik ilaçlarını satmayan esnafları lanetliyorum. ALLAH tüm bu zalimlere lanet etsin. (uzun süreli seyahat durumları gibi tedbir amaçlı: UMREde çok ciddi hastalandım, ateşler içinde gecelerce uykusuz kaldım, yurtdışı olduğu için güvenip yabancı doktorada gidemedim, maddi durumu da bilmiyordum, antibiyotiği yasaklayanlar yüzünden UMREde yanıma tedbir olsun diye antibiyotik bile alamadım, sonrasında da neredeyse 3 ay kendime gelemedim, 3 ay sonra ısrarım ve geçmeyen kötü halim üzerine bir doktor zar zor insafa geldi ve istediğim antibiyotiği yazdı, antibiyotikleri farklı bir şekilde daha etkili olacak şekilde içerek zar zor kendimi iyileştirdim, sabah yeni yazılanı akşam ise eski ve farklı içeriklisini içerek zar zor iyileştirdim kendimi)Nasıl böyle hayati bir ilacı yasaklarlar, yazmazlar, kendilerince azaltırlar, satmazlar. Annem de dahil bir çok insanın ölümünden direk bu zalimler sorumludur. Hem yazmıyorlar azaltıyorlar hem de kendi paramızla almamıza bile izin vermiyorlar. Güneydoğuda, doğuda yada başka ülkelerde serbest, aşiretlere tarikatlara mafyalara göçmenlere serbest (torpil gibi adam kayırma gibi suç ağı gibi rahatça bu ilaçları alıyorlar) ama biz garibanlara (kanunlara kurallara uyanlara) gelince yasak yada gerek yok diyorlar. Bu ALLAH’a reva iş değil. Bir de bu zalimler kendilerini iyi bir iş yapıyorlar sanıyorlar, övünüyorlar, şakşakçıları da bu zalimleri utanmadan destekliyor. Hastanın hiç mi hakkı yok hiç mi söz hakkı yoktur, hasta akıl sahibi değil mi deli mi reşit değil mi vatandaş değil mi, hasta kendini bilemez mi ve antibiyotik isteyemez mi, hastanın evinde tedbir olsun diye antibiyotik bulunması çok büyük bir suç mudur, hastanın doktordan insanca bir şey talep etmeye hakkı yok mudur! Kuranda “insan çok zalimdir, rahmet hazineleri yanında olsa vermez” yazıyor, Rabbim bu doktorlar “ali kıran beş kesen” ve “ben ne istersem o olur” cu oldular başımıza, zorba ve katil yöneticilerin/siyasetçilerin, zorba ve katil doktorları ve memurları oldular başımıza. Bana anneme babama kardeşlerime yeğenlerime antibiyotik yazmayan doktorlar, antibiyotiği yasaklayan yöneticiler ve yasaklanmasını savunan insanlar, şimdi annem vefat etti, müsait yerlerinize al al kınalar yakın, (ben garip annemin antibiyotik eksikliğinden, yazılmadı ve yasaklandığı için bünyesinin çok çok çok zayıf düştüğünü ve bu yüzden de şiddetli uykusuzluğunun da arttığını gayet net biliyorum, kendi gözlerimle gördüm, ALLAH da biliyor, Rabbim şahiddir.) eczane raflarında kullanma tarihi geçen çürüyen antibiyotikleri ve tüm antibiyotikleri alın da kendi ailenizden sevdiklerinizin akciğerlerine doldurun ve onlar gebersinler inşallah. Benim garip annemin ne suçu vardı, neden bana ve aileme antibiyotiği çok gördünüz, bir de bu yetmezmiş gibi eczanelerden satılmasını yasakladınız. Hepinizi hiç bir zaman affetmeyeceğim, garip annemin kanı hepinizin ellerinizdedir, hepinizin aldığınız maaşlarınız ve tüm yardımlarınız hepinize ve kendi ailenizden sevdiklerinize zehir zıkkım olsun ve felç olsun inşallah. Amin.
ALLAH aşkına iltihabın neresi iyi ve savunulabilir. İltihabın kaynağı ne olursa olsun (bakteri yada virüs yada mantar) tedbir alınmazsa direk vücuda yayılıyor. Hele hastanın bağışıklığı kötüyse, zayıfsa yada başka hastalıkları yada zorlukları (uykusuzluk, yeterli gıda alamama, stress v.b.) varsa mutlaka bir tedbir alınmalıdır. Hastayı iltihapla yada ateşle baş başa bırakmamak gerekir. Zaten hangi insan şeker içer gibi durup dururken antibiyotik içer. Varsa da tek tük bu sorumsuz insanlar yüzünden kanunlara yasalara uyan garibanları öldürmek çok ciddi katilliktir, savunulacak hiç bir yanı yoktur.
Üç hafta önce kurum doktoruna gittim ve boğazımın acıdığını, iltihabın sinüslerime, kulaklarıma ve burnuma yayıldığını ve hafif öksürük başladığını söyledim, özellikle 1000mg’lık antibiyotik yazmasını rica ettim, zar zor istemeye istemeye yazdı ve kutuda bulunan 14 adet antibiyotiğin hepsini bitirmemi istedi, tüm kutuyu bitirmemi istedi. Gördüğünüz gibi antibiyotik zararlı olsa idi, kurum doktoru yazmazdı ve 14 tanesinin hepsini iç bitir demezdi. Ben ise evde yedek antibiyotik bulunsun diye sadece 9 tanesini içebildim, bu yüzden daha hala hafif iltihabım var, doğal yöntemlerle ve kendime dikkat ederek bu kalan hafif iltihapları kurutmaya çalışıyorum. Evde tedbir amaçlı antibiyotik bulunmaması çok büyük bir tehlike ve risktir. Uzun bayram tatilleri vardır, planlanmayan uzun yurtdışı / içi görevleri vardır, seferberlik, deprem gibi ciddi durumlar vardır. Evimizde yedek antibiyotik bulundurmamız en temel insani/vatandaş hakkımızdır, bu temel insanlık/vatandaşlık hakkımızı nasıl zorbaca katilce elimizden alıyorsunuz, hiç mi vicdanınız sızlamıyor, hepinize lanet olsun inşallah.
İlla yasak gelecekse antibiyotiği kötüye kullanan çıkar gruplarını belirleyip direk bu gruplara yönelik tedbirler alınmalıdır, mesela süt üreticileri ineklere antibiyotik basıyorlar diye sadece bunu önlemek için antibiyotiğin bir satışta 3 kutudan fazla satılması yasaklanabilirdi, bu uygulamaların yerine bizim gibi garibanlara yasaklamak, azaltmak resmen katilliktir, kesinlikle savunulacak hiç bir yanı yoktur. Antibiyotiği yasaklayanlar, yasaklanmasını savunanlar, yazmayanlar, azaltanlar siz katillerin yatacak yeriniz yok, bunu iyi bilin. Antibiyotik zararlı diye bahane eden katillerin kendi ailelerinden sevdikleri antibiyotiksiz kalsın ve iltihaplar içinde uykusuzluk içinde acılar içinde can çekişsinler de görsünler bakalım. Bu katillerin tuzları kuru, yasadışı yollarla antibiyotikleri alıyorlar ve genleri de sağlam kolay kolay hasta olmuyorlar dertsiz tasasız yaşıyorlar.
Antibiyotiğin zararı mı önemli iltihaptan ölmek mi yada iltihaptan kalıcı başka hasarların oluşması mı, ALLAH aşkına antibiyotiği zararlı bulup da yazmayanlar azaltanlar yasaklayanlar kötüleyenler vermeyenler sizlerin ve kendi ailenizden sevdikleriniz yatacak yeriniz yok, bunu iyi bilin. ALLAH garip annemin intikamını siz sinsi katillerden alacak. Genel olarak zaten herkes kendini bilir, eğer antibiyotik içmezse hastalığının geçmeyeceğini ve şiddetleneceğini de bilir. Antibiyotik yerine, antibiyotik görevi gören başka bir ilaç yoktur, sırf antibiyotik yazmamak için yazdıkları diğer ilaçlar (aferin gibi flu gibi gripin gibi) hep hastayı kandırmak içindir bu sahte ilaçların kesinlikle iyileştirici, iltihabı giderici gücü yoktur. Hiçbir şey antibiyotik gibi olamaz.
Yok bu hastalık virüs kaynaklıdır, antibiyotik sadece bakterilere etkilidir bu yüzden antibiyotiğe gerek yok diye bahane etmek çok yanlış ve art niyetlidir, bunu bahane edenler hastanın vücudundaki mikropları tek tek analiz mi ediyorlar acaba, hastanın vücudunda mutlaka hem bol bol bakteri hem de bir çok virüs (mantar, asalak, mikrop) vardır. Hem adı belli bilinen hastalık virüs kaynaklı olsa bile sebep olduğu iltihap ve vücut hasarı-yorgunluğu-vücut bağışıklık direnci düşümü sebebiyle bunu fırsat bilen bakterilerde asalaklarda da hemen saldırmaktadır ve hastanın iltihabını daha da arttırmaktadır. Bağışıklığı zayıflayan bir insan sadece virüslerin saldırısına uğramaz, bağışıklığın düştüğünü fırsat bilen tüm mikroplar (mantar, küf, bakteri, virüs, asalak parazitler) aynı anda hep beraber saldırmaya başlar, ve hasta uykusuzluk da çekebilir ve belik istirahat edecek imkanı da yoktur, bu yüzden de hasta güçsüz kalabilir. Bu aşamada antibiyotik gibi destekleyici ve iyileştirici etkisi olan ilacın yasaklanmasının ve azaltılmasının ne kadar art niyetli ve katilce olduğu çok açıktır. Buradan da bu bahanenin çok art niyetli olduğu bilimsel olarak da anlaşılır.
Yok antibiyotik direncini kırmak için antibiyotik yazılmıyor, azaltıyor diyen insanlara da lanet ediyorum. Kimin ne hakkı var benim hayatımla, benim canımdan çok sevdiğim insanların hayatlarıyla oynamaya. Hiç bir kıtlık, hiç bir savaş, hiç bir ciddi ekonomik kriz v.b. çok ciddi durum yokken hayati öneme sahip antibiyotik ve kaliteli uyku ilacı gibi ilaçların azaltılması, yazılmaması, yasaklanması, verilmemesi insanlık suçudur. Kıtlık yokken, varlık içinde insanları, mağdurları, garipleri yokluk içinde (türlü türlü iltihap ve uykusuzluk içinde) bırakmaktır, hatta rahmetli annem gibi garip insanları direk öldürmektir. Yaptıklarınız, sebep olduklarınız kesinlikle yanınıza kalmayacak. ALLAH benim gibi annem gibi mağdurların masumların intikamımızı siz kendini bir şey sanan katillerden (siz büyüklük taslayan egoistlerden, kendini faydalı bir şey yapıyormuş sanıpta kendini beğenen hem suçlu hem güçlü siz zorbalardan siz zalimlerden) elemli ebedi cehennem azabı ile alacak. Yanınza kalmayacak. Ben her gün haklı duamı (bedduamı) ediyorum, sanmayın ki aldığınız maaşlar, yardımlar helaldir, karınlarınız dolusu ateş yiyorsunuz, masum ve garip annemin kanı üzerinizde, ellerinizde. ALLAH, antibiyotik ve kaliteli uyku ilacı gibi hayati öneme sahip ilaçları yasaklayan, yazmayan, azaltan, vermeyen, satmayan, kötüleyen siz zalimlere lanet etsin ve edecek inşallah. Amin.
Ben antibiyotik yazmayan zorba katil doktorlardan ve satmayan zorba katil eczanelerden çok çok çok çektim. Bir keresinde kulak iltihabım o kadar yayıldı ki kafamın arkasına sanki çivi saplıyorlarmış gibi çok şiddetli acılar oluştu mecburen özel acile gidince adam kulağıma bakar bakmaz bana acıyarak kulağın haşat olmuş dedi ve en güçlü antibiyotiklerden yazdı, yazmasaydı asla iyileşemezdim. Bir keresinde göz polikliniğinden randevu alamadığım için acil doktorunun bana antibiyotik damla yazmaması üzerine az kalsın gözümü kaybediyordum, gözümün içinden direk içinden iltihap akıyordu çok feciydi, ablam zar zor beni devlet hastanesine götürdü ve rica minnet muayene ettirdi, kadın doktor bana acıyarak hemen antibiyotik damla ve hap yazdı ve damlayı her saat kullanmamı istedi, inanınki zar zor kurutuldum yoksa gözüm gidecekti. Bir keresinde de, bana antibiyotik yazmayan doktorlar ve satmayan eczaneler yüzünden umre de, arabistanda çok ciddi iltihaplandım, orada doktora da gidemedim, başkasına güvenip onlardan ilaçta alamadım, otelde yatakta ateşler, iltihap, öksürük ve uykusuzluk içinde ölümü bekledim, kendimce çok sık bitki çayları ve sıcak şeyler içtim, hep yatakta kalmak zorunda kaldım, zar zor ayaklanarak zar zor güç toplayarak evime dönebildim, zaten eve döner dönmez de iltihap yine başladı, bu şekilde neredeyse 3 ay iltihap ve uykusuzlukla yaşadım. Kardeşlerime antibiyotik yazmayan ve üstelik bir de utanmadan alaylı konuşan aile hekimleri yüzünden kardeşlerim çok sık hastalandılar, bir keresinde ben ablama arttırdığım kendi antibiyotiğimi vermek zorunda kaldım ve ablam sen olmasan ben ölürdüm kesin iltihap ve öksürük o kadar şiddetliydi ki öksürük ciğerimi parçalıyordu dedi, ve asıl önemlisi kardeşlerimin antibiyotiksiz kalması yüzünden kardeşlerim kısa sürede iyileşemediler ve ister istemez benim garip anneme bulaştırdırlar, garip annemin felç, yüksek tansiyon, şeker, kabızlık, uykusuzluk v.b. hastalıkları yetmezmiş gibi bir de kardeşlerimden ve yeğenlerimden gelen, bulaşan iltihaplara katlanmak zorunda kaldı, bana ve aileme antibiyotik yazmayan doktorlar, aile hekimleri öteki tarafta yatacak yeriniz yoktur, maaşlarınız zehir zıkkım olsun felç olsun size ve kendi ailenizden sevdiklerinize, Rabbim garip annemin intikamını siz zorba katillerden söke söke söke dobra dobra alacaktır, yanınıza kalmayacak. Bir keresinde de babam anjiyo ameliyatı oldu, zorba katil doktor yeni ameliyatlı olan babama antibiyotik yazmamış, babamın bitkin yorgun olduğunu gördüğü halde, babam bir kaç gün sonra iyice güçsüzleşti, ayağını arabaya çarpmış bu hafif doku zararı anında büyümüş ve morarmıştı, Rabbimin yardımıyla galiba ben bunu son anda gördüm, ve görür görmez babamı acile gönderdim, babam kardeşlerimle birlikte zar zor acile gitti, doktor hemen antibiyotik iğne yapmış babam o an ecel terleri dökmüş ve anında rahatlamış, eğer acile gitmeseydi ev antibiyotik iğne yapılmasaydı babam çok ciddi ölebilirdi, babama ve aileme antibiyotik yazmayan doktorlar öteki tarafta yatacak yeriniz yoktur, aldığınız maaşlar zehir zıkkım olsun felç olsun size ve kendi ailenizden sevdiklerinize inşallah, annemin kanı siz zorba katil ve kendini bir şey sanan egoist doktorların ellerindedir, Allah hepinize lanet etsin, sizin de kendi ailenizden sevdikleriniz ölsün de görün bakalım, zorbalığı katilliği kibirlenmeyi. Bir keresinde de ablam yeğenimi ateşler içerisinde bitmiş ve tükenmiş olarak aile hekimi zorba ve katil doktoruna götürmüş, bu doktor kendi gözleri ile infrared ışık saçabildiğinden yeğenimin ateşini bile ölçmeden ateşi yok demiş ve antibiyotik yazmamış, ablam ise çaresizlik içeresinde “bakın ben çocuğumu biliyorum, şu an durumu hiç iyi değil, ve antibiyotiksiz iyileşmez, ben biliyorum, lütfen antibiyotik verin” demiş, ama zorba ve katil aile hakimi doktoru utanmadan gaddarca alay ederek “senin mesleğin ne sen benden çok mu bileceksin” demiş kısacası “ben ali kıran beş kesenim ve ben ne istersem o olur” demiş ve ablamı ağlatarak ve ablamın gözyaşlarına bile acımayarak kötü ve alaycı hakaretler ile ablamı ve aşırı hasta yeğenimi doğru düzgün muayene etmeden ve doğru düzgün ilaç yazmadan gaddarca eve geri göndermiş, ablam evde ağlamış, yeğenim 3 yada 4 saat sonra daha da fenalaşmış ateşi daha da artmış ve kusmak zorunda kalmış ablam hemen borç harç yeğenimi özel acile götürdü, özel acilde bırakın antibiyotiği hemen direk antibiyotikli serum takmışlar yeğenime, yeğenim bu serum üzerine resmen hayata geri dönmüş anında, ablam bu durumu görünce, yaşamak zorunda kalınca daha da çok üzüldü, ve haklı ve mağdur üzüntüsünü bize de ve maalesef felçli garip anneme de anlattı/aktardı. Garip annem kendi sayısız dertleri yetmezmiş gibi bir de bu kötülük yüzünden 1 hafta derin üzüntü yaşadı, ve insanlara olan ümidini tekrar kaybetti. Ablam bu zorba katil aile hekimi doktorunu, özel acil hastanesinden aldığı raporla Sağlık müdürlüğüne dilekçe ile şikayet etti ama ablamın dilekçesini ve ekini kaybetmişler gibi numara yaptılar sonra da ilgilenmediler. İltihaptan ve ateşten perişan olan yeğenime, üstelik ablam insanca rica ettiği halde antibiyotik yazmayan zorba katil doktor, müsait yerlerine al al kınalar yak. annem vefat etti, yeğenimin hayatını çok çok ciddi tehlikeye attığın yetmezmiş gibi bana ve garip anneme ve aileme 1 hafta boyunca derin üzüntü yaşattın, bu zorba ve katil doktor dilerim Rabbimden aldığın tüm maaşlar ve yardımlar sana ve kendi ailenden sevdiklerine zehir zıkkım olsun, felç olsun inşallah, ne olurdu insan gibi muayene etsen ve insan gibi antibiyotik yazsan ve insan gibi muamele etsen ne olurdu, ablamın ve garip annemin göz yaşlarının da hesabını ayrıca Rabbim senden söke söke dobra dobra alacak, senin ve seni denetlemeyenlerin yanınıza kalmayacak, hepinize lanet olsun, zorbalar katiller. Böyle zorlandığımız daha çok durumlar var da yazamıyorum çok oldu.
Bu gibi art niyetli görüşleri bahane eden insanların kendi ailelerinden kendi sevdikleri hastalandıklarında antibiyotiksiz kalsınlar da iltihaplar içinde can çekişe can çekişe ölsünler de bu insanlar bu zalimler görsünler bakalım, neymiş antibiyotik direnci yada antibiyotiği yasaklamak yada yazmamak yada azaltmak.
Antibiyotiği yazmayan, satışını yasaklayan, satmayan, azaltan tüm bu katilleri lanetliyorum. ALLAH bu zalimlere, hastanın/vatandaşın hakkını hiçe sayan, hastayı küçümseyen-görmezden gelen ve kendini “ali kıran baş kesen” sanan ve “ben ne dersem o olur” yapan tüm doktorlara tüm bu zalimlere kat kat lanet etsin, inşallah. Amin.
Düzgün muayene etmeyen ve bir de alay eden doktorlar ve asistanları
Zorba ve katil yöneticiler/siyasetçiler, zorba ve katil doktorları o kadar çok azdırdı ki bu zorba doktorlar ve aşifte asistanları bile hastayı/vatandaşı küçümsüyor ve hastayla ediyorlar. Hastanın söz hakkı yokmuş gibi hastanın bir şey talep etme hakkı yokmuş gibi, doktorlar “ali kıran beş kesen” miş gibi ne istiyorlarsa onu yapıyorlar. İlaç yazmadıkları gibi muayene bile tedavi bile yapmıyorlar ve bu zorba katil doktorları şikayet etseniz bile bir sonuç alamıyorsunuz, sonuçta doktorlar hep birbirlerini tutuyorlar ve hep haklı gibiler, zorba ve katil yöneticilerin/siyasetçilerin, zorba ve katil doktorları her zaman hem suçlu hem güçlü oluyorlar ve hep savunuluyorlar, korunuyorlar. Kimse onlara bir şey diyemiyor, aslında demiyor, aslında onları kimse sorgulamıyor denetlemiyor ama onlar buna rağmen utanmadan hasta ile alay bile ediyorlar. Bir keresinde ablam dişindeki iltihaptan dolayı dolgu yaptırmak için diş aciline gitti, ablama ilaç yazmış bunu kullan sonra randevu al gel dolgu yapılması lazım demiş zorba katil doktor, ablam da 3 hafta randevuyu beklemek zorunda kaldı, bu 3 haftalık süre boyunca kırık dişi ile zar zor yemek yedi ve zar zor uyudu, 3 hafta sonrada diş doktoruna gidince “sen de farklı cins dolgu var ben bunun üzerine yeni dolgu yapamam” demiş ve utanmadan ablamı eve geri göndermiş, ablam da beni cepten üzüntü ile arayarak durumu anlattı ve acı ve sıkıntı çektiğini böyle çok zorlandığını özel diş hastanesine gidip gidemeyeceğini bana sordu bende sağlık olsun kredi kartımla git dedim, özel hastane anında, hiç bir şey söylemeden hemen dolgu yapmış, 5000TL de ücret almış, gördüğünüz gibi devlet hastanesinde kasıtlı olarak yapılmayan tedavi yüzünden ablam 3 hafta acı ve sıkıntı çekti ve ben de yüklü miktarda masrafa girdim, bunun vebalini kim ödeyecek, üstelik ablam bu 3 haftalık zorunlu bekleme süresinde kalp krizi beyin krizi geçirebilirdi, ablama dolgu yapmayan zorba ve katil doktorun öteki tarafta yatacak yeri yoktur, bu azmış doktor ALLAH’ın laneti üzerine ve seni destekleyenlerin ve seni bu kadar çok azdıran kimselerin/yöneticilerin üzerine olsun, aldığın maaşlar zehir zıkkım olsun, yanınıza kalmayacak, Rabbim intikamımızı alacak, siz zorba kibirli katillerden. Bir keresinde de ablam yeğenimi ateşler içerisinde bitmiş ve tükenmiş olarak aile hekimi zorba ve katil doktoruna götürmüş, bu doktor kendi gözleri ile infrared ışık saçabildiğinden yeğenimin ateşini bile ölçmeden ateşi yok demiş ve antibiyotik yazmamış, ablam ise çaresizlik içeresinde “bakın ben çocuğumu biliyorum, şu an durumu hiç iyi değil, ve antibiyotiksiz iyileşmez, ben biliyorum, lütfen antibiyotik verin” demiş, ama zorba ve katil aile hakimi doktoru utanmadan gaddarca alay ederek “senin mesleğin ne sen benden çok mu bileceksin” demiş kısacası “ben ali kıran beş kesenim ve ben ne istersem o olur” demiş ve ablamı ağlatarak ve ablamın gözyaşlarına bile acımayarak kötü ve alaycı hakaretler ile ablamı ve aşırı hasta yeğenimi doğru düzgün muayene etmeden ve doğru düzgün ilaç yazmadan gaddarca eve geri göndermiş, ablam evde ağlamış, yeğenim 3 yada 4 saat sonra daha da fenalaşmış ateşi daha da artmış ve kusmak zorunda kalmış ablam hemen borç harç yeğenimi özel acile götürdü, özel acilde bırakın antibiyotiği hemen direk antibiyotikli serum takmışlar yeğenime, yeğenim bu serum üzerine resmen hayata geri dönmüş anında, ablam bu durumu görünce, yaşamak zorunda kalınca daha da çok üzüldü, ve haklı ve mağdur üzüntüsünü bize de ve maalesef felçli garip anneme de anlattı/aktardı. Garip annem kendi sayısız dertleri yetmezmiş gibi bir de bu kötülük yüzünden 1 hafta derin üzüntü yaşadı, ve insanlara olan ümidini tekrar kaybetti. Ablam bu zorba katil aile hekimi doktorunu, özel acil hastanesinden aldığı raporla Sağlık müdürlüğüne dilekçe ile şikayet etti ama ablamın dilekçesini ve ekini kaybetmişler gibi numara yaptılar sonra da ilgilenmediler. İltihaptan ve ateşten perişan olan yeğenime, üstelik ablam insanca rica ettiği halde antibiyotik yazmayan zorba katil doktor, müsait yerlerine al al kınalar yak. annem vefat etti, yeğenimin hayatını çok çok ciddi tehlikeye attığın yetmezmiş gibi bana ve garip anneme ve aileme 1 hafta boyunca derin üzüntü yaşattın, bu zorba ve katil doktor dilerim Rabbimden aldığın tüm maaşlar ve yardımlar sana ve kendi ailenden sevdiklerine zehir zıkkım olsun, felç olsun inşallah, ne olurdu insan gibi muayene etsen ve insan gibi antibiyotik yazsan ve insan gibi muamele etsen ne olurdu, ablamın ve garip annemin göz yaşlarının da hesabını ayrıca Rabbim senden söke söke dobra dobra alacak, senin ve seni denetlemeyenlerin yanınıza kalmayacak, hepinize lanet olsun, zorbalar katiller.
Devlet hastanelerini, randevu işlemlerini ve sağlık sistemini çok zorlaştıranlar hk.
Yaklaşık 15 yıl önce (2010 yılları gibi) hastanelerde randevu sorunu yaşamıyordum, en kötü sabah biraz erken kalkıp sırada bekleyip randevumu alıp muayenemi olabiliyordum, hatta antibiyotiği eczanelerden bile kendi paramla sorunsuz alıyordum. Ne olduysa birden bire oldu. Antibiyotiği yasakladılar, bunu fırsat bilen haset doktorlar da artık daha rahat bir şekilde gaddarca antibiyotiği reçetelere yazmamaya başladılar. Hastane randevu sistemini online yaptılar, ilk başlarda bilgisayarın başında saat 22:00 gibi bekleyince randevu alabiliyordum sonra ne olduysa online olarak hiç bir şekilde randevu alamaz oldum. Hala iyi hastanelere randevuyu online alamıyorum, mecburen küçük ve az tercih edilen hastanelerden randevu alabiliyorum, o da zar zor ve on günler sonrasına belki. Acil bir durumum olsa ilk başta evimde kendi imkanlarımla atlatmaya çalışıyorum ama ailemin zoruyla zar zor acile gidince de acilde saatlerce sıra bekleyip ilgisiz muameleyle eve gönderiliyorum. Kendi ülkemde göçmenlere benden çok daha iyi muamele yapılıyor. Sağlık sistemini batırdılar. 2010 yıllarında ülkemizde bari sağlık sistemi az çok işliyor diye şükrediyordum. Şimdi ise doktorlar ve ilgili yöneticiler katilce yasaklamalar ve uygulamalarla, devletin sunması gereken en temel hizmet olan resmi sağlık hizmetini katlettiler. Hastane randevu sistemi zorlaştıran (randevu almayı imkansız hale getiren) ve antibiyotiği, kaliteli uyku ilaçlarını yazmayan, yasaklayan, azaltan, satmayan insanları ve bunları savunanları: siyasetçileri yöneticileri medya mensuplarını yargı mensuplarını doktorları öğretmenleri memurları işçileri esnafları öğrencileri lanetliyorum, ALLAH’ın laneti bu insanların üzerine olsun. Bu insanların benim hayatımı zorlaştırmaya, benim kolayıma gelen uygulamaları yasaklamaya, zaten işleyen bir sistemi bozmaya hatta zorlaştırmaya ne hakları var, tüm bu insanlara siyasetçilere yöneticilere doktorlara öğretmenlere memurlara işçilere esnaflara öğrencilere lanet olsun. Aile hekimi uygulamasıyla beni o kadar doktor arasında seçme hakkım varken sadece bir doktora mahkum eden insanları da lanetliyorum, bu güne kadar bir tane bile iyi aile hekimine rastlamadım, ateşli öksürüklü yorgun bitkin gittiğimiz halde ve insanca istediğimiz halde sanki kendi ceplerinden ödüyorlarmış gibi antibiyotik bile yazmadılar, “sen iyileşirsin bu ağrı kesicileri iç sen iyileşirsin, antibiyotiğe gerek yok ben bilirim ben karar veririm” dediler gaddarca. Ateşler içinde günlerce uykusuz kalan ve sonrasında özele gitmek zorunda kalan ben oldum. Bana anneme babama kardeşlerime yeğenlerime antibiyotik yazmayan aile hekimlerini doktorları memurları işçileri lanetliyorum, ALLAH intikamımı alacak, ALLAH benim garip annemin intikamını alacak sizlerden, annemin kanı ellerinizdedir katil doktorlar ve katil yöneticiler ve katil eczaneciler. Hakkımı asla helal etmiyorum, sanmayın ki aldığınız maaşlar ve yardımlar helaldir, bunların hepsi siz zalimlere haram zıkkım olsun. Amin.
Yaz ve Kış Saati uygulamasının iptal edilmesi hk.
Yaz saati ve kış saati uygulaması varken yılda sadece 2 kere saatleri değiştirmek biraz zor geliyordu ama alışmıştım, bende herkese uyup saatlerimi ayarlıyordum. Birden bire bu uygulamayı kaldırdılar, hep aynı saat dilimini kullanmak zorunda kaldık. Bu yüzden ekim, kasım, aralık, ocak ve şubat aylarında sabahları çok aşırı zorlanıyorum. Hayat zaten zor neden daha çok zorlaştırıyorlar. Zaten işleyen bir sistemi, herkesin daha da zorlanacağını bildikleri halde sırf kendi egoları kendi ünleri için neden değiştiriyorlar. Bu yüzden bu aylarda zifiri karanlıkta işe gitmek zorunda kalıyorum, zifiri karanlıkta 10 dakika tenha yollarda, köprü altlarında yürüyorum, sapıklar, tinerciler, sokak hayvanları v.b. de cabası. Sabah namazlarını aceleyle zar zor kılıyorum, kahvaltımı düzgün yapamıyorum, (işe gitmek için saat 7:25’te evden çıkmam gerekiyor, imsak ise saat 6:50’de okunuyor, sabah namazını da en az 15 dakika bekleyip kılmak gerektiğinden yani en erken saat 7:05 de sabah namazını kılabiliyorum, bu yüzden kahvaltıya vaktim kalmadığından zorunlu olarak sahura kalkarmış gibi çok çok erken kalkıp kahvaltımı imsaktan önce yapmak zorunda kalıyorum. bu zorluğu reva görenler öteki tarafta yatacak yeriniz yoktur, aldığınız maaşlar size ve kendi ailenizden sevdiklerine zehir zıkkım olsun inşallah) ve dışarısı da zifiri karanlık, ev de erken saatlerde bile lamba yakmak zorunda kalıyorum, hatta haftasonları hava saat 8:30 gibi aydınlanıyor normalde en geç saat 7:00 gibi aydınlanırdı, bu da insanın içini karartıyor. Bu ALLAH’a reva iş midir. Eskiler gerek görmeseydi yaz ve kış saati uygulamasını yapmazlardı, zaten ülkemiz geniş toprak alanına sahiptir, aklı başında olan herkes yaz ve kış saati uygulamasının zorunlu olduğunu bilir ve anlar. Yaz ve kış saati uygulamasını kaldıran insanları ve bunları destekleyenleri: siyasetçileri yöneticileri medya mensuplarını yargı mensuplarını doktorları öğretmenleri memurları işçileri esnafları öğrencileri lanetliyorum, ALLAH’ın laneti tüm bu insanların üzerine olsun. Bu insanların benim hayatımı zorlaştırmaya, benim kolayıma gelen uygulamaları yasaklamaya, zaten işleyen bir sistemi bozmaya hatta zorlaştırmaya ne hakları var, tüm bu insanlara siyasetçilere yöneticilere doktorlara öğretmenlere memurlara işçilere esnaflara öğrencilere lanet olsun. Hakkımı asla helal etmiyorum, sanmayın ki aldığınız maaşlar ve yardımlar helaldir, bunların hepsi siz zalimlere haram zıkkım olsun. Amin.
Seyyanen zam hilesi, kötülüğü
Çalıştığım kurumda ,2 ayda bir maaşımdan biraz az olan ikramiye ödemesi de alıyorum, zaten burada çalışmamın sebebi buydu, yoksa vasat bir başka kamu kurumundan hiç farkı kalmadı. Ayrıca garip bir şekilde ben burada işe başlayınca (2006 yılı), benim lehime olacak tüm maddi imkanlar ciddi şekilde iptal edildi, yani kısacası çalıştığım kurumumun kaymağını yiyemedim, iyi ve rahat zamanı bana çok gördüler, elimden aldılar. Bunlar yetmiyormuş gibi çok sayıda yeni personeller aldılar, bu yeni girenler de benim aldığım azıcık ikramiyeme göz diktiler haset ettiler. ve en sonunda ikramiyemin de başını yediler. Siyasetçilerin çıkardığı seyyanen zam uygulamasını, yandaş kurum yönetimi gaddarca sinsice fırsat bilerek, seyyanen zammı ikramiyeme yansıtmadılar, bu sinsice gaddarca uygulamadan dolayı ikramiyem çok çok ciddi eridi. Resmen 4 ikramiyemden birisini sildiler, elimden aldılar. Ortalamaya vurunca, ortalama aylık gelirim ciddi miktarda azaldı, 20 yıllık eski personelim, ilk kez böyle ciddi bir kötülüğe maruz kaldım, üstelik o çok övdükleri hava attıkları sendika musibetini de getirdikleri halde şimdi çalıştığım kurumumun vasat bir kurumdan hiç bir farkı kalmadı, üstelik çalıştığım birimde iş yükü her zamanki gibi yine aynen tam gaz benim üzerimdedir. Bunu yapmaya ne hakları var, Bu insanların benim hayatımı zorlaştırmaya, benim kolayıma gelen uygulamaları yasaklamaya, zaten işleyen bir sistemi bozmaya hatta zorlaştırmaya ne hakları var, tüm bu insanlara: siyasetçilere yandaşlarına yöneticilere memurlara işçilere esnaflara lanet olsun. Hakkımı asla helal etmiyorum, sanmayın ki aldığınız maaşlar ve yardımlar helaldir, bunların hepsi siz zalimlere haram zıkkım olsun. Amin.
Göçmenlerin ülkemize aşırı miktarda alınması ve bunların azdırılması
O kadar çok ülkeden o kadar çok çeşitli ve o kadar çok sayıda göçmen getirdiler ki getirdiler, insanın aklı almıyor. Hem farklı ülke göçmenlerin direk kendi sınırdaş başka bir çok ülkeleri olduğu halde özellikle sadece ülkemize aşırı sayıda kitle kitle ve devamlı gelmeleri akıl almaz bir durumdur. Üstelik hırlımı dır hırsız mıdır hiç araştırmadan – hasta mıdır değil midir hiç muayene etmeden – ülkemizin mevcut kaynakları yeterli midir değil midir düşünmeden – hükü.mete oy vermeyen çoğunluğun rızası var mıdır yok mudur önemsemeden (adeta tüm ülke adına diktatörce / teröristçe karar vererek, dikte ederek). Bu yetmiyormuş gibi bir de bu göçmenleri yandaş olarak gösterip bu tasasız / sorumsuz / korkusuz / utanmaz göçmenleri şımarttılar. Doktorlar hasta olduğum halde bana acımıyorlar ama göçmenleri hiç bekletmeden dikkatlice dakikalarca tam detaylı muayene ediyorlar. Bu ALLAH’a reva değildir. Bu göçmenleri alanlar ve yandaşları çok şımardılar, çok azdılar kendilerini padişah sanıyorlar, aslında bildiğiniz teröristlerdir ve kendilerine daha da fazla yandaş olarak bu sorumsuz göçmenleri getirmektedirler. Savaşı bahane ederek bunları alıyorlar, duyduğum kadarıyla göçmenlerin haberi yada istekleri bile yokmuş, onlara sadece ülkemize gitmeleri söylenmiş ve onlarda hiç gerek yokken, asılsız uydurmalarla ve haberlerle gelmişler. Göçmenlerin sayısı o kadar çokki, bu tasasız utanmaz göçmenler, kendi ülkelerinde kalsalar savaşı başlamadan bile durdurabilirlerdi belki, kalanlar gibi insan gibi ülkelerini savunmak yerine gelen talimat ile ve asılsız bahane ve haberle ile topraklarını terk ettiler hem de çok çok büyük kitleler halinde. Benim düşüncem uluslararası gizli terör örgütleri bu göçmenleri ülkemize gönderiyor, ayrıca yöneticilere de sus payı olarak milyonlarca dolar lar para veriyorlar, şimdi ülkemizde tam bir azmışlar topluluğu oluştu. Ülke sınırlarında tampon bölge oluşturulması ve göçmenlerin ülkemize hiç sokulmadan burada tutulmaları gerekiyordu. Göçmenler dahil bu sorumsuzlar, bu utanmazlar ALLAH’tan korkmadan hayvanlar gibi tasasız ürüyorlar, çoğalıyorlar, sanki maharetmiş gibi kutsal emirmiş gibi, bir de kendilerini iyi bir şey yapıyor sanıyorlar, havalı havalı ve mafya mafya geziyorlar, saldırıyorlar, kinlerini kusuyorlar. Dünya kaynaklarının sınırlı olduğunu ve bir gün bitebileceğini ve dünyaya ve diğer insanlara daha fazla yük olmamak, daha fazla yük çıkarmamak gibi insani-vicdani düşünceyi benimseyeceklerine, kibirlenerek sorumsuzca ve katilce çocuk yapıyorlar. Bu yüzden de işsizlik ve ekonomik kriz iyice arttı, iş bulmak artık hayal gibi bir şey oldu. Tarım ve hayvancılık yetmiyor ve akılcı yaklaşımlarla da desteklenmiyor, hunharca sömürülüyor, doğal kaynaklar el birliğiyle sorumsuzca katilce kibirle tüketiliyor. Benim aklım almıyor. Ben bilmez miyim evlenip en az 10 çocuk yapmayı, ama ben biliyorum ki iş bulmak çok zorlaştı, ayrıca resmi hizmetleri aşırı zorlaştırdılar, adam kayırma hat safhada, yolsuzluk ve rüşvet hat safhada. Bu zorluklar olmasa bile gelişmiş bir ülkede olsam bile ben 2 çocuktan fazla çocuk sahibi olmak istemezdim, çünkü bir insan yetiştirmek (ıslah etmek) dünyadaki en zor şeydir, çok büyük sorumluluk gerektirir. Öyle saldım çayıra mevlam kayıra gibi sorumsuzca kibirle onlarca çocuk yapan anne babaları lanetleniyorum. Genel olarak 3 ve 3’ten fazla çocuk sahibi olanları hiç uygun bulmuyorum. Göçmenleri, göçmenleri getirenleri yandaşlarını bunları geri göndermeyenleri: siyasetçileri yöneticileri medya mensuplarını yargı mensuplarını doktorları öğretmenleri memurları işçileri esnafları öğrencileri lanetliyorum, ALLAH’ın laneti tüm bu insanların üzerine olsun. Hakkımı asla helal etmiyorum, sanmayın ki aldığınız maaşlar ve yardımlar helaldir, bunların hepsi siz zalimlere siz utanmazlara siz sorumsuzlara haram zıkkım olsun. Amin.
Gereksiz yatırımlar ve inşaatlar hk.
Özellikle beğendiğim ve her fırsatta dillendirdiğim doğa alanlarına inanılmaz bir şekilde hep yatırım yaptılar ve bu yatırımlarla beğendiğim doğal alanları ve huzurumu, adeta benimle sinsice ve düşmanca uğraşıyorlar gibi, katlettiler.
– çamlıdaki çok çok çok beğendiğim ve her fırsatta söylediğim ormanımı yaktılar ve şimdi de oraya inşaat yapıyorlar, azıcık doğa manzarama yine beton dikiyorlar
– toki dairem balkon manzaram (5. etapı inşaatını inadına ucube gibi yüksek yüksek yaptılar, dairemin önünü ve görüş alanımı garip bir şekilde beton yüksek yüksek apartmanlarla doldurdular, boğaz manzaramı katlettiler, ne güzel uzaktan da olsa dağları ve denizi-körfezi adeta boğazmış gibi güzelce görebiliyordum)
– çok beğendiğim ve her fırsatta söylediğim toki apartmanlarının açık krem dış cephe boya rengini, zorbaca siyaha karaya çaldılar-boyadılar, içimi karattılar.
– ilimtepe sipahiler barajı manzaram (neredeyse her hafta hevesle gittiğim bu saklı tamamen doğal kalan gölete, kuzey marmara otobanını yaptılar, inşaatı çok çok uzun sürdü, erişimi yasakladılar, manzarayı katlettiler, hem ne güzel yürüyüşte yapıyordum, çok çok çok uzun süre bir daha gidemedim)
– çalıştığım kurumun yakınındaki yeşil yeşil yanan taptaze çimen manzaram (bu doğal saklı alanı belediye sanki beni gözetliyormuş gibi park yaptı, eşsiz çimenlerimin ve eşsiz çam fidanlarımın üzerini de sanki inadına komple kapattı, yok etti, bir daha asla gidemedim)
– çalıştığım işyeri binası çatısındaki – teras gibi deniz ve orman manzaram (çatıya çıkmamı yasakladılar, bir daha çatıya çıkıp deniz ve orman manzarasını seyremedim)
– çalıştığım kurum yanındaki sahil ve deniz manzaram (dikenli tel ördüler, artık sahile gidemiyorum, adeta beni kapana kıstırdılar)
– iş yeri servisinden çıkmak zorunda kalınca GYTE üniversitesi bahçesinden geçerek harika bir doğal yürüyüş yolu ile iş yerine yürüyerek gidiyordum, uzun ve yorucu yürüyüş adeta huzur rehabilitasyonuna dönüyordu, derken aniden marmaray hızlı tren inşaatı başladı ve bu harika yürüyüş yolumu kademe kademe kısıtlayarak en sonunda komple yasakladılar, bir daha bu yola giremedim bile
– işyeri yakınımdaki cami saklı bahçe içinde gibiydi, hızlı tren inşaatı bahanesiyle ve işyerine hiç gerek yokken, aşırı fuzuli olarak, yaptırılan güneş enerjisi panelleri ile ve GYTE üniversitesinin hased ve zorbaca kısıtlamalarıyla bu camiye gidemez oldum, zaten GYTE’de aniden beğendiğim her boş doğal alanı aşırı sağlam ve aşırı büyük binalarla inşaatlarla doldurdu, katletti.
Genel olarak devletin malı deniz yemeyen domuz yaklaşımı ile sırf yandaşlara ihale çıkarmak için hiç bir fizibilite araştırması yapmadan (gerçekten gerek var mı, gerçekten faydalı olacak mı, çevreye ve insanlara zararı rahatsızlığı olacak mı, 10 sene gibi uzun vadede bile gereklimi-faydalı mı, masrafları-bakımı-işletmesi çok pahalı mı, v.b.) sırf kendi egoları için sırf kendi çıkarları için sırf kendi ünleri için gaddarca katilce sorumsuzca sonunu düşünmeden, o anki çıkarları için doğaya ve canlılara kıyıyorlar. (dünyaya kazık çaktım duyulsun adım gibi) Hayvan sürüleri gibi virüsler gibi gittikleri yerleri, bulaştıkları yerleri düşünmeden gaddarca tüketiyorlar, kirletiyorlar, yok ediyorlar. Gecekonduları yıkmadılar, tam aksine sadece siyasi çıkarları için rantları için desteklediler, gecekonducuları da böylece kendileri gibi şımarttılar, azdırdılar ve bir nevi mafyalığı-istilacılığı-hırsızlığı-suçu teşvik ettiler ve çoğalttılar. Ben yıllarca (10 yıl) sadece bir apartman dairesi için maddi ve manevi olarak ailecek çok büyük fedakârlıklarda bulundum, öz veri ile gece gündüz çalıştım. Bu ALLAH’a reva iş değildir. Ben bilmez miyim devlet arazisini mafya gibi terörist gibi çevirip işgal edip bir de çarpık çurpuk gecekondu yapmayı, oturmayı hatta satmayı kiraya vermeyi bir de buradan da rant sağlamayı. Ben yıllarca boğazımızdan kısarak vergilerimi, yükseltilmiş faturalarımı, taksitlerimi geciktirmeden ödedim. Hakkımı asla helal etmiyorum. Bu şekilde resmi ve vicdani görevlerini ve sorumluluklarını insan gibi yapmayan tüm insanları: siyasetçileri yöneticileri yandaşlarını medya mensuplarını yargı mensuplarını doktorları öğretmenleri memurları belediye memurlarını valileri işçileri esnafları öğrencileri lanetliyorum, ALLAH’ın laneti tüm bu insanların üzerine olsun. Hakkımı asla helal etmiyorum, sanmayın ki aldığınız maaşlar ve yardımlar ve yaptığınız yatırımlar, inşaatlar helaldir, bunların hepsi siz zalimlere siz suçlulara siz hırsızlara siz mafyalara haram zıkkım olsun. Amin.