Dualarım ve Düşüncelerim

Antibiyotik ve kaliteli uyku ilaçları ile ilgili

Antibiyotik gibi hayati öneme sahip, destekleyici bir ilacı yasaklayan insanları ve hem gerektiği halde hem de zaruri ihtiyacımız için insanca isteğimiz üzerine bile yazmayan vermeyen kısıtlayan azaltan kötüleyen doktorları memurları işçileri esnafları medya mensuplarını, öğrencileri, antibiyotik ilaçlarını satmayan esnafları lanetliyorum. ALLAH tüm bu zalimlere lanet etsin. (uzun süreli seyahat durumları gibi tedbir amaçlı: UMREde çok ciddi hastalandım, ateşler içinde gecelerce uykusuz kaldım, yurtdışı olduğu için güvenip yabancı doktorada gidemedim, maddi durumu da bilmiyordum, antibiyotiği yasaklayanlar yüzünden UMREde yanıma tedbir olsun diye antibiyotik bile alamadım, sonrasında da neredeyse 3 ay kendime gelemedim). Nasıl böyle hayati bir ilacı yasaklarlar, yazmazlar, kendilerince azaltırlar, satmazlar, kötülerler. Annem de dahil bir çok insanın ölümünden direk bu zalimler sorumludur. Hem yazmıyorlar azaltıyorlar hem de kendi paramızla almamıza bile izin vermiyorlar. Güneydoğuda, doğuda yada başka ülkelerde serbest, aşiretlere tarikatlara mafyalara göçmenlere serbest (torpil gibi adam kayırma gibi suç ağı gibi rahatça bu ilaçları alıyorlar) ama biz garibanlara (kanunlara kurallara uyanlara) gelince yasak yada gerek yok diyorlar. Bu ALLAH’a reva iş değil. Bir de bu zalimler kendilerini iyi bir iş yapıyorlar sanıyorlar, övünüyorlar, şakşakçıları da bu zalimleri utanmadan destekliyor. Hastanın hiç mi hakkı yok hiç mi söz hakkı yoktur, hasta akıl sahibi değil mi deli mi reşit değil mi vatandaş değil mi, hasta kendini bilemez mi ve antibiyotik isteyemez mi, hastanın evinde tedbir olsun diye antibiyotik bulunması çok büyük bir suç mudur, hastanın doktordan insanca bir şey talep etmeye hakkı yok mudur! Kuranda “insan çok zalimdir, rahmet hazineleri yanında olsa vermez” yazıyor, Rabbim bu doktorlar “ali kıran beş kesen” ve “ben ne istersem o olur” cu oldular başımıza, zorba ve katil yöneticilerin/siyasetçilerin, zorba ve katil doktorları ve memurları oldular başımıza. Bana anneme babama kardeşlerime yeğenlerime antibiyotik yazmayan doktorlar, antibiyotiği yasaklayan yöneticiler ve yasaklanmasını savunan insanlar, şimdi annem vefat etti, müsait yerlerinize al al kınalar yakın, (ben garip annemin antibiyotik eksikliğinden, gaddarca yazılmadı ve yasaklandığı için, çok uzun süreli iltihaplara ve dolayısıyla şiddetli uykusuzluğa maruz kaldığı için, bu yüzden bünyesinin çok çok çok zayıf düştüğünü ve bu yüzden bağışıklığının çok zayıfladığını ve bünyesinin çok yorgun düştüğünü gayet net biliyorum, kendi gözlerimle gördüm, ALLAH da biliyor, Rabbim şahiddir.) Eczane raflarında kullanma tarihi geçen çürüyen antibiyotikleri ve tüm antibiyotikleri alın da kendi ailenizden sevdiklerinizin akciğerlerine doldurun ve onlar gebersinler inşallah. Benim garip annemin ne suçu vardı, neden bana ve anneme ve aileme antibiyotiği çok gördünüz, bir de bu yetmezmiş gibi eczanelerden satılmasını yasakladınız. Hepinizi hiç bir zaman affetmeyeceğim, garip annemin kanı hepinizin ellerinizdedir, ben annem ailem hariç siz zorbalar, siz zorbaların siz katillerin, hepinizin aldığınız maaşlarınız ve aldığınız tüm yardımlarınız hepinize ve kendi ailenizden sevdiklerinize zehir zıkkım olsun ve felç olsun inşallah. Amin.

ALLAH aşkına iltihabın neresi iyidir ve neresi savunulabilir. İltihabın kaynağı ne olursa olsun (bakteri yada virüs yada mantar) tedbir alınmazsa direk vücuda yayılıyor. Hele hastanın bağışıklığı kötüyse, zayıfsa yada başka hastalıkları yada zorlukları (uykusuzluk, başka hastalıkları varsa, yeterli gıda alamama, stress, işinden izin alamazsa, ağır şartlarda çalışıyorsa, evi soğuksa, maddi zorluğu varsa v.b.) varsa mutlaka bir tedbir alınmalıdır. Hastayı iltihapla yada ateşle baş başa bırakmamak gerekir. Aspirinin bile yan etkisi vardır, ama aspirin bakkalda bile kolaylıkla satılabilmektedir. Antibiyotik tamamen zararlı olsa idi komple yasaklanırdı yada daha geçen ay kurum doktoru bana 1000mg’lık 14 adetten oluşan antibiyotiği şiddetli iltihaplı hastalığım için yazmazdı ve hepsini bitir demezdi. Ufak tefek yan etkilerinden dolayı, hem de herkes de eşit olarak oluşmayan-görülmeyen yan etkililerden dolayı bile, iyileştirici ve destekleyici olan yani hayat kurtaran antibiyotiği yasaklamak, tüm hastaların hayatlarını bilerek bitirmektir. Zaten hangi insan şeker içer gibi durup dururken antibiyotik içer. Varsa da tek tük bu sorumsuz insanlar, bunlar yüzünden kanunlara yasalara uyan garibanları öldürmek çok ciddi katilliktir, savunulacak hiç bir yanı yoktur.

Üç hafta önce kurum doktoruna gittim ve boğazımın acıdığını, iltihabın sinüslerime, kulaklarıma ve burnuma yayıldığını ve hafif öksürük başladığını söyledim, antibiyotik yazdı ve kutuda bulunan 14 adet 1000mg’lık antibiyotiğin hepsini bitirmemi istedi, yani tüm kutuyu bitirmemi istedi. Gördüğünüz gibi antibiyotik zararlı olsa idi, kurum doktoru yazmazdı ve 14 tanesinin hepsini iç bitir demezdi. Ben ise evde yedek antibiyotik bulunsun diye sadece 9 tanesini içebildim, tedavimi eksik yada yarıda bırakmayı göze alarak çaresizce gerisini saklıyorum. Evde tedbir amaçlı antibiyotik bulunmaması çok büyük bir tehlike ve risktir. Uzun bayram tatilleri vardır, planlanmayan uzun yurtdışı / içi görevleri vardır, seferberlik, deprem gibi ciddi durumlar vardır. Evimizde yedek antibiyotik bulundurmamız en temel insani/vatandaş hakkımızdır, bu temel insanlık/vatandaşlık hakkımızı nasıl zorbaca katilce elimizden alıyorsunuz, hiç mi vicdanınız sızlamıyor, hepinize lanet olsun inşallah. Eski insanlar antibiyotiği çok yıllar önce insanlığın hizmetine, hiç bir yasak koymadan vermişler, siz şimdi durup dururken neden yasaklıyorsunuz, eskiden (daha yeni 10 yıl öncesine kadar) antibiyotik serbestti de ne oldu, çok böbürlendiğiniz ülke nüfusunuz kırıldı mı, ne oldu, tabiki hiç bir şey olmadı, dünya nüfusu 9 milyara gidiyor hala. neden durup dururken eski köye yeni adet (zorbalık) getirdiniz, eskilerin yaptığı iyiliği neden zorbaca yasaklıyorsunuz, elimizden alıyorsunuz, hepinize lanet olsun inşallah.

İlla yasak gelecekse antibiyotiği kötüye kullanan çıkar gruplarını belirleyip direk bu gruplara yönelik tedbirler alınmalıdır, mesela süt üreticileri ineklere antibiyotik basıyorlar diye sadece bunu önlemek için antibiyotiğin bir satışta 3 kutudan fazla satılması yasaklanabilirdi, bu uygulamaların yerine bizim gibi garibanlara yasaklamak, azaltmak resmen katilliktir, kesinlikle savunulacak hiç bir yanı yoktur. Antibiyotiği yasaklayanlar, yasaklanmasını savunanlar, yazmayanlar, kötüleyenler, azaltanlar siz katillerin yatacak yeriniz yok, bunu iyi bilin. Antibiyotik zararlı diye bahane eden katillerin kendi ailelerinden sevdikleri antibiyotiksiz kalsın ve iltihaplar içinde uykusuzluk içinde acılar içinde can çekişsinler de görsünler bakalım. Bu katillerin tuzları kuru, yasadışı yollarla antibiyotikleri alıyorlar ve genleri de sağlam kolay kolay hasta olmuyorlar dertsiz tasasız yaşıyorlar.

Antibiyotiğin zararı mı önemli iltihaptan ölmek mi yada iltihaptan kalıcı başka hasarların oluşması mı, ALLAH aşkına antibiyotiği zararlı bulup da yazmayanlar azaltanlar yasaklayanlar kötüleyenler vermeyenler sizlerin ve kendi ailenizden sevdikleriniz yatacak yeriniz yok, bunu iyi bilin. ALLAH garip annemin intikamını siz sinsi katillerden alacak. Genel olarak zaten herkes kendini bilir, eğer antibiyotik içmezse hastalığının geçmeyeceğini ve şiddetleneceğini de bilir. Antibiyotik yerine, antibiyotik görevi gören başka bir ilaç yoktur, sırf antibiyotik yazmamak için yazdıkları diğer ilaçlar (aferin gibi flu gibi gripin gibi) hep hastayı kandırmak içindir bu sahte ilaçların kesinlikle iyileştirici, iltihabı giderici gücü yoktur. Hiçbir şey antibiyotik gibi olamaz.

Yok bu hastalık virüs kaynaklıdır, antibiyotik sadece bakterilere etkilidir bu yüzden antibiyotiğe gerek yok diye bahane etmek çok yanlış ve art niyetlidir, bunu bahane edenler hastanın vücudundaki mikropları tek tek analiz mi ediyorlar acaba, hastanın vücudunda mutlaka hem bol bol bakteri hem de bir çok virüs (mantar, asalak, mikrop) vardır. Hem adı belli bilinen hastalık virüs kaynaklı olsa bile sebep olduğu iltihap ve vücut hasarı-yorgunluğu-vücut bağışıklık direnci düşümü sebebiyle bunu fırsat bilen bakterilerde asalaklarda da topyekün hepsi birlikte hemen saldırmaktadır ve hastanın iltihabını daha da arttırmaktadır. Bağışıklığı zayıflayan bir insan sadece virüslerin saldırısına uğramaz, bağışıklığın düştüğünü fırsat bilen tüm mikroplar (mantar, küf, bakteri, virüs, asalak parazitler) aynı anda hep beraber saldırmaya başlar, ve hasta uykusuzluk da çekebilir ve belki istirahat edecek imkanı da yoktur, bu yüzden de hasta güçsüz kalabilir. Bu aşamada antibiyotik gibi destekleyici ve iyileştirici etkisi olan ilacın yasaklanmasının ve azaltılmasının ne kadar art niyetli ve katilce olduğu çok açıktır. Buradan da bu bahanenin çok art niyetli olduğu bilimsel olarak da anlaşılır.

Yok antibiyotik direncini kırmak için antibiyotik yazılmıyor, azaltıyor diyen insanlara da lanet ediyorum. Kimin ne hakkı var benim hayatımla, benim canımdan çok sevdiğim insanların hayatlarıyla oynamaya. Güya geleceği düşünüyorlarmış, şimdi biz garibanların antibiyotiksizlikten dolayı acılar ve iltihap içerisinde ölmemizi (öldürülmelerimizi, bu cinayetleri) göze alarak. Bu gibi art niyetli görüşleri bahane eden insanların kendi ailelerinden kendi sevdikleri hastalandıklarında antibiyotiksiz kalsınlar da iltihaplar içinde can çekişe can çekişe ölsünler de bu insanlar bu zalimler görsünler bakalım, neymiş antibiyotik direnci yada antibiyotiği yasaklamak yada yazmamak yada azaltmak yada kötülemek. Hiç bir kıtlık, hiç bir savaş, hiç bir ciddi ekonomik kriz v.b. çok ciddi durum yokken hayati öneme sahip antibiyotik ve kaliteli uyku ilacı gibi ilaçların azaltılması, yazılmaması, yasaklanması, verilmemesi insanlık suçudur. Kıtlık yokken, varlık içinde insanları, mağdurları, garipleri yokluk içinde (türlü türlü iltihap ve uykusuzluk içinde) bırakmaktır, hatta rahmetli annem gibi garip insanları direk öldürmektir. Yaptıklarınız, sebep olduklarınız kesinlikle yanınıza kalmayacak. ALLAH benim gibi annem gibi mağdurların masumların intikamımızı siz kendini bir şey sanan katillerden (siz büyüklük taslayan egoistlerden, kendini faydalı bir şey yapıyormuş sanıpta kendini beğenen hem suçlu hem güçlü siz zorbalardan siz zalimlerden) elemli ebedi cehennem azabı ile alacak. Yanınıza kalmayacak. Ben her gün haklı duamı (bedduamı) ediyorum, sanmayın ki aldığınız maaşlar, yardımlar helaldir, karınlarınız dolusu ateş yiyorsunuz, masum ve garip annemin kanı üzerinizdedir, ellerinizdedir. ALLAH, antibiyotik ve kaliteli uyku ilacı gibi hayati öneme sahip iyileştirici ve destekleyici ilaçları yasaklayan, yazmayan, azaltan, vermeyen, satmayan, kötüleyen siz zalimlere lanet etsin ve edecek inşallah. Amin.

Ben, antibiyotik yazmayan zorba katil doktorlardan ve satmayan zorba katil eczanelerden çok çok çok çektim.

– Bir keresinde kulak iltihabım o kadar yayıldı ki kafamın arkasına sanki çivi saplıyorlarmış gibi çok şiddetli acılar oluştu mecburen özel acile gidince adam kulağıma bakar bakmaz bana acıyarak kulağın haşat olmuş dedi ve en güçlü antibiyotiklerden yazdı, yazmasaydı asla iyileşemezdim. Bir keresinde göz polikliniğinden randevu alamadığım için acil doktorunun bana antibiyotik damla yazmaması üzerine az kalsın gözümü kaybediyordum, gözümün içinden direk içinden iltihap akıyordu çok feciydi, ablam zar zor beni devlet hastanesine götürdü ve rica minnet muayene ettirdi, kadın doktor bana acıyarak hemen antibiyotik damla ve hap yazdı ve damlayı her saat kullanmamı istedi, inanınki zar zor kurutuldum yoksa gözüm gidecekti.

– Bir keresinde de, bana antibiyotik yazmayan doktorlar ve satmayan eczaneler yüzünden umre de, arabistanda çok ciddi iltihaplandım, orada doktora da gidemedim, başkasına güvenip onlardan ilaçta alamadım, otelde yatakta tek başıma, ateşler, iltihap, öksürük ve uykusuzluk içinde ölümü bekledim, kendimce çok sık bitki çayları ve sıcak şeyler içtim, hep yatakta kalmak zorunda kaldım, zar zor ayaklanarak zar zor güç toplayarak evime zar zor dönebildim, zaten eve döner dönmez de iltihap yine başladı, bu şekilde neredeyse 3 ay iltihap ve uykusuzlukla yaşadım.

– Kardeşlerime, antibiyotik yazmayan ve üstelik bir de utanmadan alaylı konuşan aile hekimleri yüzünden kardeşlerim çok sık hastalandılar, bir keresinde ben ablama, arttırdığım kendi antibiyotiğimi vermek zorunda kaldım ve ablam bunun üzerine iyileşince “sen olmasan ben uykusuz uykusuz ölürdüm, kesin, iltihap ve öksürük o kadar şiddetliydi ki öksürük ciğerimi parçalıyordu” dedi, ve asıl önemlisi kardeşlerimin antibiyotiksiz kalması yüzünden kardeşlerim kısa sürede iyileşemediler ve ister istemez benim garip anneme bulaştırdılar, garip annemin felç, yüksek tansiyon, şeker, kabızlık, uykusuzluk v.b. hastalıkları yetmezmiş gibi bir de kardeşlerimden ve yeğenlerimden gelen, bulaşan iltihaplara katlanmak zorunda kaldı, bana ve aileme antibiyotik yazmayan doktorlar, aile hekimleri öteki tarafta yatacak yeriniz yoktur, maaşlarınız zehir zıkkım olsun felç olsun size ve kendi ailenizden sevdiklerinize, Rabbim garip annemin intikamını siz zorba katillerden söke söke söke dobra dobra alacaktır, yanınıza kalmayacak.

– Bir keresinde de babam anjiyo ameliyatı oldu, babamın bu zorba katil doktoru, yeni ameliyatlı olan, dolayısıyla bünyesi zayıf düşmüş olan babama, iyileşmesine ve toparlanmasına destek amaçlı olarak, antibiyotik yazmamış, hem de babamın bitkin yorgun olduğunu gördüğü halde, babam ameliyattan bir kaç gün sonra iyice güçsüzleşti, ameliyattan sonra ayağını arabaya çarpmış bu hafif doku zararı anında büyümüş ve morarmıştı, Rabbimin yardımıyla galiba, ben bunu son anda gördüm, ve görür görmez babamı acile gönderdim, babam kardeşlerimle birlikte zar zor acile gitti, acil doktoru hemen antibiyotik iğnesi yapmış, babam o an ecel terleri dökmüş ve anında rahatlamış, eğer acile gitmeseydi ve antibiyotik iğne yapılmasaydı babam çok ciddi ölebilirdi, bünyesi ameliyattan dolayı zayıf düştüğü için ayağındaki ufak bir yara-darbe bile büyüyerek çok ciddi iltihaba dönüştü ve babamı neredeyse öldürüyordu, babama ve aileme antibiyotik yazmayan doktorlar öteki tarafta yatacak yeriniz yoktur, aldığınız maaşlar zehir zıkkım olsun felç olsun size ve kendi ailenizden sevdiklerinize inşallah, annemin kanı siz zorba katil ve kendini bir şey sanan egoist doktorların ellerindedir, Allah hepinize lanet etsin, sizin de kendi ailenizden sevdikleriniz ölsün de görün bakalım, zorbalığı katilliği kibirlenmeyi.

Bir keresinde de ablam yeğenimi ateşler içerisinde bitmiş ve tükenmiş olarak, aile hekimi zorba ve katil doktoruna götürmüş, bu doktor kendi gözleri ile infrared ışık saçabildiğinden, yani yeğenimin ateşini bile ölçmeden “ateşi yok” demiş ve antibiyotik yazmamış, ablam ise çaresizlik içeresinde “bakın ben çocuğumu biliyorum, şu an durumu hiç iyi değil, ve antibiyotiksiz iyileşmez, ben biliyorum, lütfen antibiyotik yazın” demiş, ama zorba ve katil aile hakimi doktoru utanmadan gaddarca alay ederek “senin mesleğin ne sen benden çok mu bileceksin” demiş kısacası “ben ali kıran beş kesenim ve ben ne istersem o olur” demiş ve ablamı ağlatarak ve ablamın gözyaşlarına bile acımayarak kötü ve alaycı hakaretler ile ablamı ve aşırı hasta yeğenimi doğru düzgün muayene etmeden ve doğru düzgün ilaç yazmadan gaddarca eve geri göndermiş, ablam evde ağlamış, yeğenim 3 yada 4 saat sonra daha da fenalaşmış ateşi daha da artmış ve kusmak zorunda kalmış, ablam hemen borç harç yeğenimi özel hastane aciline götürdü, özel hastane acili bırakın antibiyotiği hemen direk antibiyotikli serum takmışlar yeğenime, yeğenim bu serum üzerine resmen hayata geri dönmüş anında, ablam bu durumu görünce, yaşamak zorunda kalınca daha da çok üzüldü, ve haklı ve mağdur üzüntüsünü bize de ve maalesef felçli garip anneme de anlattı/aktardı. Garip annem kendi sayısız dertleri yetmezmiş gibi bir de bu kötülük yüzünden 1 hafta derin üzüntü yaşadı, ve insanlara olan ümidini tekrar kaybetti. Ablam bu zorba katil aile hekimi doktorunu, özel acil hastanesinden aldığı raporla Sağlık müdürlüğüne dilekçe ile şikayet etti ama ablamın dilekçesini ve ekini kaybetmişler gibi numara yaptılar, sonra da ilgilenmediler. İltihaptan ve ateşten perişan olan yeğenime, üstelik ablam insanca rica ettiği halde antibiyotik yazmayan zorba katil doktor, müsait yerlerine al al kınalar yak. annem vefat etti, yeğenimin hayatını çok çok ciddi tehlikeye attığın yetmezmiş gibi, bana ve garip anneme ve aileme 1 hafta boyunca derin üzüntü yaşattın, bu zorba ve katil aile hekimi doktoru dilerim Rabbimden aldığın tüm maaşlar ve yardımlar sana ve kendi ailenden sevdiklerine zehir zıkkım olsun, felç olsun inşallah, ne olurdu insan gibi muayene etsen ve insan gibi antibiyotik yazsan ve insan gibi muamele etsen ne olurdu, ablamın ve garip annemin göz yaşlarının da hesabını ayrıca Rabbim senden söke söke dobra dobra alacak, senin ve seni denetlemeyenlerin yanınıza kalmayacak, hepinize lanet olsun, zorbalar katiller. Böyle zorlandığımız daha çok durumlar var da yazamıyorum çok oldu.

Bu gibi art niyetli görüşleri bahane eden insanların kendi ailelerinden kendi sevdikleri hastalandıklarında antibiyotiksiz kalsınlar da iltihaplar içinde can çekişe can çekişe ölsünler de bu insanlar bu zalimler görsünler bakalım, neymiş antibiyotik direnci yada antibiyotiği yasaklamak yada yazmamak yada azaltmak.

Antibiyotiği yazmayan, satışını yasaklayan, satmayan, azaltan tüm bu katilleri lanetliyorum. ALLAH bu zalimlere, hastanın/vatandaşın hakkını hiçe sayan, hastayı küçümseyen-görmezden gelen ve kendini “ali kıran baş kesen” sanan ve “ben ne dersem o olur” yapan tüm doktorlara tüm bu zalimlere kat kat lanet etsin, inşallah. Amin.

Yukarıdaki Tübitak Bilim kuruluşu tarafından yayınlanan kitabın kapağında antibiyotiksiz hayat gayet net tasvir edilmiştir. Karikatür gibi çizilmiş ama benim hayatımda çok çok ciddi gerçekleşti. Kitabın kapağından da göreceğiniz gibi antibiyotiksiz bırakılmış hasta yatağında, her yanını iltihaplar ve yaralar sarmış olarak, uykusuz gecelerde can çekişe can çekişe başında Azrail ölüm meleği nöbet tutarken acı dolu ölümü bekliyor. İnanınki bundan çok daha acılı ve kötü oluyor. Eğer antibiyotik sadece bakterilerde işe yarıyor diye iltihaplı hastalara antibiyotik yazmayan/vermeyen/satmayan doktorlar, memurlar, esnaflar siz de aslında gayet net biliyorsunuz ki, hastanın vücudu bir kere zayıf düştü mü yani virüs yada bakteri bir hastalık başladı mı, hastaya vücudundaki ve çevresindeki tüm mikroplar topyekün hepsiberaber aynı anda saldırıyorlar, virüsler, bakteriler, mantarlar, parazitler, sinekler, kan emici böcekler, toz mitleri, alerji yapıcı polenler v.b. türlerce zararlı mikrop zayıf düşen hastanın vücudunda aynı anda hükmetmeye başlıyor. Yani sadece virüsler saldırıyor ve geri kalan bakteriler, parazitler, mantarlar v.b. gibi diğer tüm mikroplar grev mi yapıyor, bekliyorlar mı, yani hastaya saldırmıyorlar mı? Sizin insafınız yok mu? Neden bu gerçeği gaddarca ihmal ediyorsunuz. Hasta, hastalığı ne olursa olsun, bünyesi zayıf düştüğü an kendi bedeninde bulunan ve çevresinde bulunan tüm mikropların saldırısına uğrar, bu bilimsel bir gerçektir, eskiler bunu zaten biliyordu, neden durup dururken, eski köye yeni adet (zorbalık) getiriyorsunuz, dünya nüfusu 10 milyar mı olsun, nedir kibriniz, nedir uydurmanız. Bunu isterseniz kendi ailenizde sevdiğiniz birisini böyle iltihaplı yada ciddi bir hastalıkta antibiyotiksiz bırakarak kendi gözlerinizle görebilirsiniz, hadi cesaretiniz varsa başkalarına reva gördüğünüz çok acı dolu iltihap dolu uykusuzluk dolu ölümü kendi ailenizden sevdiğiniz kişiye de uygulayın hadi, bana ve anneme ve aileme antibiyotiği yazmayan/satamayan/kısıtlayan/azaltan/yasaklayan insanlar sanmayın ki aldığınız maaşlar helaldir, karınlarınız dolusu ateş yiyorsunuz, garip (felçli ve bir çok başka hastalıklı) annemin kanı ellerinizdedir, ne olurdu antibiyotiği bize ve garip anneme çok görmeseydiniz, neden bize nefes almamızı neden bize yaşamayı çok gördünüz, ben dünyada başka hiç bir ülkede antibiyotiğin bu kadar gaddarca yasaklandığını ve kısıtlandığını ve kötülendiğini hiç görmedim, duymadım. Araplar, çingeneler, nüfusu milyarı aşan çinliler, hintliler, pakistanlılar, sayısız geri kalmış ülkeler, aşiretler, yolsuzluk yapanlar, teröristler, mafyalar, magandalar rahat rahat antibiyotik alsınlar-içsinler, rahat rahat üresinler bana gelince en zayıf anımda acı dolu uykusuz geceler dolu ölüm reva görülsün, bu adalet değil, ben bunu hak etmedim, garip annemin ve benim hakkımı nasıl ödeyeceksiniz, zorbalar ve gaddar katiller. Zorba ve katil yöneticilerin/siyasetçilerin zorba ve katil doktorları-memurları-işçileri-esnafları-çalışanları aldığınız maaşlar size ve kendi ailenizden sevdiklerinize felç olsun, ateş olsun, kangren olsun, acı dolu uykusuz geceler dolu çeşit çeşit iltihaplar dolu ölümler olsun. Amin. ALLAH intikamımı alacak hepinizden.

Düzgün muayene etmeyen ve bir de alay eden doktorlar ve asistanları

Zorba ve katil yöneticiler/siyasetçiler, zorba ve katil doktorları o kadar çok azdırdı ki bu zorba doktorlar ve aşifte asistanları bile hastayı/vatandaşı küçümsüyor ve hastayla ediyorlar. Hastanın söz hakkı yokmuş gibi hastanın bir şey talep etme hakkı yokmuş gibi, doktorlar “ali kıran beş kesen” miş gibi ne istiyorlarsa onu yapıyorlar. İlaç yazmadıkları gibi muayene bile tedavi bile yapmıyorlar ve bu zorba katil doktorları şikayet etseniz bile bir sonuç alamıyorsunuz, sonuçta doktorlar hep birbirlerini tutuyorlar ve hep haklı gibiler, zorba ve katil yöneticilerin/siyasetçilerin, zorba ve katil doktorları her zaman hem suçlu hem güçlü oluyorlar ve hep savunuluyorlar, korunuyorlar. Kimse onlara bir şey diyemiyor, aslında demiyor, aslında onları kimse sorgulamıyor denetlemiyor ve bunu fırsat bilip utanmadan hasta ile alay bile ediyorlar. Bir keresinde ablam dişindeki iltihaptan dolayı dolgu yaptırmak için diş aciline gitti, ablama ilaç yazmış bunu kullan sonra “randevu al gel dolgu yapılması lazım” demiş zorba katil doktor, ablam da 3 hafta randevuyu beklemek zorunda kaldı, bu 3 haftalık süre boyunca kırık dişi ile zar zor yemek yedi ve zar zor uyudu, 3 hafta sonrada diş doktoruna gidince “sen de farklı cins dolgu var ben bunun üzerine yeni dolgu yapamam” demiş ve utanmadan ablamı eve geri göndermiş, ablam da beni cepten üzüntü ile arayarak durumu anlattı ve acı ve sıkıntı çektiğini böyle çok zorlandığını özel diş hastanesine gidip gidemeyeceğini bana sordu bana, bende “sağlık olsun kredi kartımla git” dedim, özel hastane anında, hiç bir şey söylemeden hemen dolgu yapmış, 5000TL de ücret almış, gördüğünüz gibi devlet hastanesinde kasıtlı olarak yapılmayan tedavi yüzünden ablam 3 hafta acı ve sıkıntı çekti ve ben de yüklü miktarda masrafa girdim, bunun vebalini kim ödeyecek, üstelik ablam bu 3 haftalık zorunlu bekleme süresinde kalp krizi beyin krizi geçirebilirdi, ablama dolgu yapmayan zorba ve katil doktorun öteki tarafta yatacak yeri yoktur, bu azmış doktor ALLAH’ın laneti üzerine ve seni destekleyenlerin, seni insan gibi denetlemeyenlerin, ve seni bu kadar çok azdıran kimselerin/yöneticilerin üzerine olsun, aldığın maaşlar zehir zıkkım olsun, yanınıza kalmayacak, Rabbim intikamımızı alacak, siz zorba kibirli katillerden. Bir keresinde de ablam yeğenimi ateşler içerisinde bitmiş ve tükenmiş olarak aile hekimi zorba ve katil doktoruna götürmüş, bu doktor kendi gözleri ile infrared ışık saçabildiğinden yeğenimin ateşini bile ölçmeden ateşi yok demiş ve antibiyotik yazmamış, ablam ise çaresizlik içeresinde “bakın ben çocuğumu biliyorum, şu an durumu hiç iyi değil, ve antibiyotiksiz iyileşmez, ben biliyorum, lütfen antibiyotik verin” demiş, ama zorba ve katil aile hakimi doktoru utanmadan gaddarca alay ederek “senin mesleğin ne sen benden çok mu bileceksin” demiş kısacası “ben ali kıran beş kesenim ve ben ne istersem o olur” demiş ve ablamı ağlatarak ve ablamın gözyaşlarına bile acımayarak kötü ve alaycı hakaretler ile ablamı ve aşırı hasta yeğenimi doğru düzgün muayene etmeden ve doğru düzgün ilaç yazmadan gaddarca eve geri göndermiş, ablam evde ağlamış, yeğenim 3 yada 4 saat sonra daha da fenalaşmış ateşi daha da artmış ve kusmak zorunda kalmış ablam hemen borç harç yeğenimi özel acile götürdü, özel acilde bırakın antibiyotiği hemen direk antibiyotikli serum takmışlar yeğenime, yeğenim bu serum üzerine resmen hayata geri dönmüş anında, ablam bu durumu görünce, yaşamak zorunda kalınca daha da çok üzüldü, ve haklı ve mağdur üzüntüsünü bize de ve maalesef felçli garip anneme de anlattı/aktardı. Garip annem kendi sayısız dertleri yetmezmiş gibi bir de bu kötülük yüzünden 1 hafta derin üzüntü yaşadı, ve insanlara olan ümidini tekrar kaybetti. Ablam bu zorba katil aile hekimi doktorunu, özel acil hastanesinden aldığı raporla Sağlık müdürlüğüne dilekçe ile şikayet etti ama ablamın dilekçesini ve ekini kaybetmişler gibi numara yaptılar sonra da ilgilenmediler. İltihaptan ve ateşten perişan olan yeğenime, üstelik ablam insanca rica ettiği halde antibiyotik yazmayan zorba katil doktor, müsait yerlerine al al kınalar yak. annem vefat etti, yeğenimin hayatını çok çok ciddi tehlikeye attığın yetmezmiş gibi bana ve garip anneme ve aileme 1 hafta boyunca derin üzüntü yaşattın, bu zorba ve katil doktor dilerim Rabbimden aldığın tüm maaşlar ve yardımlar sana ve kendi ailenden sevdiklerine zehir zıkkım olsun, felç olsun inşallah, ne olurdu insan gibi muayene etsen ve insan gibi antibiyotik yazsan ve insan gibi muamele etsen ne olurdu, ablamın ve garip annemin göz yaşlarının da hesabını ayrıca Rabbim senden söke söke dobra dobra alacak, senin ve seni denetlemeyenlerin yanınıza kalmayacak, hepinize lanet olsun, zorbalar katiller. 4 sene önce sırtımda şiddetli bir ağrı/sancı şikayeti ile zar zor çok günler sonrası aldığım randevu ile ortopedi polikliniğine ablamla birlikte gittim, doktor beni görür görmez bana anında öfke kusmaya başladı, “neden geldin, sen sapasağlamsın, sen de hiç bir sorun yok” gibi sözlerle ve ciddi azarlayarak gibi konuştu, ablama baktığımda çok üzüldüğünü ve kendini zor tuttuğunu gördüm, ben ise yine alttan alarak sancımın çok şiddetli olduğunu ve beklediğim süreye rağmen geçmediğini defalarca tekrarladım, en sonunda “yazıyorum ama ben eminim ki sonucunda hiç birşey çıkmayacak, o zaman ben sana gösteririm” der gibi bana tomografi yazdı, ben çok üzüldüm ama ablam benim gibi alttan almayı yani kafaya çok takmamayı öğrenemediği için daha çok üzüldü ve sinirlendi, tansiyonu çıktı, doktorlara olan inancı bir kez daha sarsıldı, yine uzun zaman sonunda tomografiyi çektirince sonuçla beraber doktora gittim, doktor bana saldırmayı dört gözle bekler gibi ” aha bak ben sana bir şey çıkmayacak dememişmiydim” dedi ve sonuç zarfını açtı, sonucu okuyunca suratı düştü, ama yine gaddar zorba katil bozuntuya vermedi, yani özür filan dilemedi, “ufak bir şey varmış…” diyerek eklemler için ağrı kesici yazarak beni gönderdi, ufak dediği şey aslında ameliyat gerektiren ciddi bir eklem/kemik deformasyonu idi, benim iyileşmemi istemediği için ne bana bunu söyledi ne de beni büyük bir hastaneye sevk etti, bana sancıları ve acılı-iltihaplı ölümü reva gördü, inanınki ilahi adalet gibi birşey oldu, birşey çıkmaz diyerek sırf beni daha çok azarlamak için yazdığı tomografi testinden önemli bir şey çıkınca suratı düştü ve hayal kırıklığına uğradı. Ben bu doktora ne yaptım, neden bana garez gitti, beni, annem babam bile ömrü hayatımda bir kere bile azarlamadı, bu zorba ve katil doktor ne hasetlikle ne inatla ne kazançla beni azarladı hem de ablamın yanında, nasıl bir kibirdir bu, nasıl bir egodur bu, benim suçum ne, ben ona ne yaptım. Ben vergilerimi-faturalarımı hatta trafik cezalarını bile geciktirmeden ödüyorum, ben bunu hak etmedim. Zorba ve katil yöneticilerin zorba ve katil doktorları-çalışanları çok şımardılar, bunların ARPALARI FAZLA DERTLERİ AZ GELDİ. Denetleyen yok, hesap soran yok, ali kıran beş kesen oldular başıma, ben ne dersem o olurcu oldular başıma, resmen eşkiya oldular başıma. Tüm bu doktorlar, sanmayın ki aldığınız maaşlar helaldir, karınlarınız dolusu ateş yiyorsunuz. Rabbim intikamımı alacak hepinizden. Eşkiyalar topluluğu.

Devlet hastanelerini, randevu işlemlerini ve sağlık sistemini çok zorlaştıranlar hk.

Yaklaşık 15 yıl önce (2010 yılları gibi) hastanelerde randevu sorunu yaşamıyordum, en kötü sabah biraz erken kalkıp sırada bekleyip randevumu alıp muayenemi olabiliyordum, hatta antibiyotiği eczanelerden bile kendi paramla sorunsuz alıyordum. Ne olduysa birden bire oldu. Antibiyotiği yasakladılar, bunu fırsat bilen haset doktorlar da artık daha rahat bir şekilde gaddarca antibiyotiği reçetelere yazmamaya başladılar. Hastane randevu sistemini online yaptılar, ilk başlarda bilgisayarın başında saat 22:00 gibi bekleyince randevu alabiliyordum sonra ne olduysa online olarak hiç bir şekilde randevu alamaz oldum. Hala iyi hastanelere randevuyu online alamıyorum, mecburen küçük ve az tercih edilen hastanelerden randevu alabiliyorum, o da zar zor ve on günler sonrasına belki. Acil bir durumum olsa ilk başta evimde kendi imkanlarımla atlatmaya çalışıyorum ama ailemin zoruyla zar zor acile gidince de acilde saatlerce sıra bekleyip ilgisiz muameleyle eve gönderiliyorum. Kendi ülkemde göçmenlere benden çok daha iyi muamele yapılıyor. Sağlık sistemini batırdılar. 2010 yıllarında ülkemizde bari sağlık sistemi az çok işliyor diye şükrediyordum. Şimdi ise doktorlar ve ilgili yöneticiler katilce yasaklamalar ve uygulamalarla, devletin sunması gereken en temel hizmet olan resmi sağlık hizmetini katlettiler. Hastane randevu sistemi zorlaştıran (randevu almayı imkansız hale getiren) ve antibiyotiği, kaliteli uyku ilaçlarını yazmayan, yasaklayan, azaltan, satmayan insanları ve bunları savunanları: siyasetçileri yöneticileri medya mensuplarını yargı mensuplarını doktorları öğretmenleri memurları işçileri esnafları öğrencileri lanetliyorum, ALLAH’ın laneti bu insanların üzerine olsun. Bu insanların benim hayatımı zorlaştırmaya, benim kolayıma gelen uygulamaları yasaklamaya, zaten işleyen bir sistemi bozmaya hatta zorlaştırmaya ne hakları var, tüm bu insanlara siyasetçilere yöneticilere doktorlara öğretmenlere memurlara işçilere esnaflara öğrencilere lanet olsun. Aile hekimi uygulamasıyla beni o kadar doktor arasında seçme hakkım varken sadece bir doktora mahkum eden insanları da lanetliyorum, bu güne kadar bir tane bile iyi aile hekimine rastlamadım, ateşli öksürüklü yorgun bitkin gittiğimiz halde ve insanca istediğimiz halde sanki kendi ceplerinden ödüyorlarmış gibi antibiyotik bile yazmadılar, “sen iyileşirsin bu ağrı kesicileri iç sen iyileşirsin, antibiyotiğe gerek yok ben bilirim ben karar veririm” dediler gaddarca. Ateşler içinde günlerce uykusuz kalan ve sonrasında özele gitmek zorunda kalan ben oldum. Bana anneme babama kardeşlerime yeğenlerime antibiyotik yazmayan aile hekimlerini doktorları memurları işçileri lanetliyorum, ALLAH intikamımı alacak, ALLAH benim garip annemin intikamını alacak sizlerden, annemin kanı ellerinizdedir katil doktorlar ve katil yöneticiler ve katil eczaneciler. Hakkımı asla helal etmiyorum, sanmayın ki aldığınız maaşlar ve yardımlar helaldir, bunların hepsi siz zalimlere haram zıkkım olsun. Amin.

Yaz ve Kış Saati uygulamasının iptal edilmesi hk.

Yaz saati ve kış saati uygulaması varken yılda sadece 2 kere saatleri değiştirmek biraz zor geliyordu ama alışmıştım, bende herkese uyup saatlerimi ayarlıyordum. Birden bire bu uygulamayı zorbaca kaldırdılar, hep aynı saat dilimini kullanmak zorunda kaldık. Bu yüzden ekim, kasım, aralık, ocak ve şubat aylarında sabahları çok aşırı zorlanıyorum. Hayat zaten zor neden daha çok zorlaştırıyorlar. Zaten işleyen bir sistemi, herkesin daha da zorlanacağını bildikleri halde sırf kendi egoları kendi ünleri için neden değiştiriyorlar. Bu yüzden bu aylarda zifiri karanlıkta işe gitmek zorunda kalıyorum, zifiri karanlıkta 10 dakika tenha yollarda, köprü altlarında yürüyorum, sapıklar, tinerciler, sokak hayvanları v.b. de cabası. Sabah namazlarını aceleyle zar zor kılıyorum, kahvaltımı düzgün yapamıyorum, (işe gitmek için saat 7:25’te evden çıkmam gerekiyor, imsak ise saat 6:50’de okunuyor, sabah namazını da en az 15 dakika bekleyip kılmak gerektiğinden yani en erken saat 7:05 de sabah namazını kılabiliyorum, bu yüzden kahvaltıya vaktim kalmadığından zorunlu olarak sahura kalkarmış gibi çok çok erken kalkıp kahvaltımı imsaktan önce yapmak zorunda kalıyorum. bu zorluğu reva görenler öteki tarafta yatacak yeriniz yoktur, aldığınız maaşlar size ve kendi ailenizden sevdiklerine zehir zıkkım olsun inşallah) ve dışarısı da zifiri karanlık, ev de erken saatlerde bile lamba yakmak zorunda kalıyorum, hatta haftasonları hava saat 8:30 gibi aydınlanıyor normalde en geç saat 7:00 gibi aydınlanırdı, bu da insanın içini karartıyor. Bu ALLAH’a reva iş midir. Eskiler gerek görmeseydi yaz ve kış saati uygulamasını yapmazlardı, zaten ülkemiz geniş toprak alanına sahiptir, aklı başında olan herkes yaz ve kış saati uygulamasının zorunlu olduğunu bilir ve anlar. Yaz ve kış saati uygulamasını kaldıran insanları ve bunları destekleyenleri: siyasetçileri yöneticileri medya mensuplarını yargı mensuplarını doktorları öğretmenleri memurları işçileri esnafları öğrencileri lanetliyorum, ALLAH’ın laneti tüm bu insanların üzerine olsun. Bu insanların benim hayatımı zorlaştırmaya, benim kolayıma gelen uygulamaları yasaklamaya, zaten işleyen bir sistemi bozmaya hatta zorlaştırmaya ne hakları var, tüm bu insanlara siyasetçilere yöneticilere doktorlara öğretmenlere memurlara işçilere esnaflara öğrencilere lanet olsun. Hakkımı asla helal etmiyorum, sanmayın ki aldığınız maaşlar ve yardımlar helaldir, bunların hepsi siz zalimlere haram zıkkım olsun. Amin.

Göçmenlerin ülkemize aşırı miktarda alınması ve bunların azdırılması

O kadar çok ülkeden o kadar çok çeşitli ve o kadar çok sayıda göçmen getirdiler ki getirdiler, insanın aklı almıyor. Hem farklı ülke göçmenlerin direk kendi sınırdaş başka bir çok ülkeleri olduğu halde, özellikle sadece ülkemize aşırı sayıda, kitle kitle ve devamlı gelmeleri akıl almaz bir durumdur. Üstelik hırlımıdır hırsız mıdır hiç araştırmadan – hasta mıdır değil midir hiç muayene etmeden – ülkemizin mevcut kaynakları yeterli midir değil midir hiç düşünmeden – oy vermeyen geri kalan çoğunluğun rızası var mıdır yok mudur önemsemeden (adeta tüm ülke adına karar vererek, tek başına dikte ederek). Bu ALLAH’a reva değildir. Dünya kaynaklarının sınırlı olduğunu ve bir gün bitebileceğini ve dünyaya ve diğer insanlara, çocuk yaparak bile daha fazla yük olmamak, daha fazla yük çıkarmamak gibi insani-vicdani düşünceyi benimseyeceklerine, kibirlenerek sorumsuzca ve katilce ve arsızca sürekli çocuk yapıyorlar. Bu yüzden de işsizlik ve ekonomik kriz iyice arttı, iş bulmak artık hayal gibi bir şey oldu. Tarım ve hayvancılık yetmiyor. Tasasız ürüyorlar, çoğalıyorlar, sanki maharetmiş gibi, kutsal emirmiş gibi, bir de kendilerini iyi bir şey yapıyor sanıyorlar, ukala ukala ve mafya mafya geziyorlar, saldırıyorlar. Ben bilmez miyim evlenip en az 3, 4 yada 5 çocuk yapmayı, ama ben biliyorum ki iş bulmak çok zorlaştı, ayrıca resmi hizmetleri aşırı zorlaştırdılar, adam kayırma hat safhada, yolsuzluk ve rüşvet hat safhada. Bu zorluklar olmasa bile, gelişmiş bir ülkede olsam bile, ben 2 çocuktan fazla çocuk sahibi olmak istemezdim, çünkü bir insan (çocuk) yetiştirmek (ıslah etmek) dünyadaki en zor şeydir, çok büyük sorumluluk gerektirir. 1985 yılından sonra, öyle saldım çayıra mevlam kayıra gibi sorumsuzca kibirle arsızca düşünmeden çok çocuk yapan insanları anne babaları lanetleniyorum.

Gereksiz yatırımlar ve inşaatlar hk.

Özellikle benim beğendiğim ve her fırsatta dillendirdiğim doğa alanlarına inanılmaz bir şekilde, sanki benim inadıma yapar gibi, hep yatırım yaptılar ve bu yatırımlarla beğendiğim doğal alanları ve huzurumu, adeta benimle sinsice ve düşmanca uğraşıyorlar gibi, katlettiler. Bunları sonra yazacağım.

Genel olarak devletin malı deniz yemeyen domuz yaklaşımı ile, sırf kendi firmalarına ihale çıkarmak için, hiç bir fizibilite araştırması yapmadan (gerçekten gerek var mı, gerçekten faydalı olacak mı, kurulum masrafını çıkaracak mı, kar ettirecek mi, gerçek müşterisi var mı yoksa hava olsun diye mi yapılmak isteniyor, çevreye ve insanlara zararı rahatsızlığı olacak mı, 10 sene gibi uzun vadede bile gereklimi-faydalı mı, masrafları-yıllık bakımı-işletmesi çok pahalı mı, v.b.) sırf kendi egoları için, sırf kendi çıkarları için, sırf kendi ünleri için, sırf müdür / başkan / milletvekili olmak için, gaddarca katilce sorumsuzca sonunu düşünmeden, o anki çıkarları için doğaya ve canlılara kıyıyorlar. (dünyaya kazık çaktım duyulsun adım gibi) Hayvan sürüleri gibi, virüsler gibi gittikleri yerleri, bulaştıkları yerleri düşünmeden gaddarca tüketiyorlar, kirletiyorlar, yok ediyorlar. Görevleri olduğu halde ve yeterli imkanları – yetkileri – destekleri – cihazları olduğu halde bile Gecekonduları yıkmadılar, tam aksine sadece siyasi çıkarları için, rantları için desteklediler, gecekonducuları da böylece kendileri gibi şımarttılar, azdırdılar ve bir nevi eşkıyalığı-beleşçiliği-mafyalığı-istilacılığı-hırsızlığı-suçu teşvik ettiler ve çoğalttılar. Ben yıllarca sadece küçük bir apartman dairesi için, 10 yıllık banka kredisi ile, maddi ve manevi olarak ailecek çok büyük fedakârlıklarda bulundum, öz veri ile gece gündüz çalıştım, tüm vergilerimi fazlası ile anında ödedim. Bu ALLAH’a reva iş değildir. Ben bilmez miyim devlet arazisini mafya gibi, terörist gibi çevirip işgal edip, bir de çarpık çurpuk gecekondu yapmayı, oturmayı, hatta satmayı, hatta kiraya vermeyi bir de buradan da rant sağlamayı. Ben yıllarca boğazımızdan kısarak vergilerimi, yükseltilmiş faturalarımı, taksitlerimi geciktirmeden ödedim. Hakkımı asla helal etmiyorum. Bu şekilde resmi ve vicdani görevlerini ve sorumluluklarını insan gibi yapmayan tüm insanları: siyasetçileri yöneticileri yandaşlarını medya mensuplarını yargı mensuplarını doktorları öğretmenleri memurları belediye memurlarını valileri işçileri esnafları öğrencileri lanetliyorum, ALLAH’ın laneti tüm bu insanların üzerine olsun. Hakkımı asla helal etmiyorum, sanmayın ki aldığınız maaşlar ve yardımlar ve yaptığınız yatırımlar, inşaatlar helaldir, bunların hepsi siz zalimlere siz suçlulara siz hırsızlara siz mafyalara siz çetelere haram zıkkım olsun. Amin.